top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Soyunma Odasından Yükselen Sessiz Çığlık! İranın Futbolun Ötesine Taşan Manifestosu

  • Yazarın fotoğrafı: Editör
    Editör
  • 3 saat önce
  • 2 dakikada okunur


İran, 21 Haziran 2026 Pazar günü SoFi Stadyumu’ndaki soyunma odasında Los Angeles’a turnuva boyunca gösterdiği misafirperverlik için teşekkür eden bir mesaj bıraktı ve Belçika ile 0-0 berabere kaldıkları maçın ardından turnuvadan “onurla ayrıldıklarını” ifade etti. Bu sonuç, son 16 turuna yükselme umutlarını canlı tuttu.


Bırakılan mesajda İranlı oyuncular şunları yazdılar:


“Binlerce yıl öncesinin kadim Pers’inden bugünün modern İran’ına uzanan çizgide, İran’ın ruhu sarsılmadan, kesintiye uğramadan varlığını sürdürmeye devam ediyor.



Los Angeles’a gururla geldik, onurla mücadele ettik ve saygınlıkla ayrılıyoruz. Teşekkürler Los Angeles; gösterdiğiniz misafirperverlik için. Ve bu 180 dakika boyunca İran için kalbini, sesini ve ruhunu ortaya koyan tüm İranlılara sonsuz teşekkürler.


Barışın, saygının ve dostluğun tüm uluslar arasında egemen olmasını diliyoruz.”


Los Angeles, İran’ın G Grubu’ndaki şu ana kadar oynadığı iki maça da ev sahipliği yaptı. İran takımı maçlar arasında Meksika’nın Tijuana kentindeki ana kampına geri döndü.


İran, ülkeye giriş ve konaklamalarına ilişkin kısıtlamalar nedeniyle turnuva boyunca Tijuana’da kamp yapıp maçlar için ABD’ye gidip geldi. Ayrıca İran’ın bazı takım personeli ve yetkilileri de turnuva kapsamında yasaklı durumdaydı.


Bu mesaj sadece soyunma odasına bırakılan bir mesajın ötesinde daha farklı anlamlar taşıyor...


Amerika’nın hegemonik ve hukuk tanımaz tutumuna karşı İranlı oyuncuların soyunma odasına bıraktıkları el yazısı not, bir futbol anının ötesine geçerek insanlığın ortak vicdanından yükselen güçlü bir çığlığa dönüşüyor.


Dünyada giderek derinleşen adaletsizlik tartışmalarına karşı gelişen itirazlar, yalnızca politik bir duruşu değil, aynı zamanda insanlığın içinde biriken sessiz rahatsızlığın ve bastırılamayan vicdani yükün dışavurumunu da ortaya koyuyor.


Bu çığlık, sınırları aşan bir adalet arayışıdır...Gücün hukuk yerine geçtiği, hukukun ise güce göre yeniden yazıldığı bir dünyada futbol, başka bir ihtimali hatırlatır. Aynı sahada, aynı kurallarla ve aynı topun peşinde koşan insanların varlığı, dünyanın unutmaya meyilli olduğu en basit ama en temel gerçeği yeniden görünür kılar.


Futbol bu bağlamda yalnızca bir oyun değildir. Parçalanmış insanlık duygusunun yeniden bir araya gelme olasılığıdır. Bir tribünde farklı dillerin aynı anda yükselmesi, tek sesli hegemonik anlatıları bozan en insani senfoniye dönüşmesidir.


En yalın gerçeklerden biri de şudur. Gücün gölgesinin uzandığı her yerde spor, o gölgeye sığmayan bir ışık üretir. Ne bütünüyle politik bir araçtır ne de sadece bir eğlence biçimi. Spor, insanlığın kendine tuttuğu aynalardan biridir.


Dünya ne kadar sertleşirse sertleşsin, bir topun etrafında buluşabilen insanlar hâlâ vardır. Bu gerçek, hiçbir gücün tamamen susturamayacağı kadar güçlü bir gerçeği temsil eder.


Bu metin bir turnuva hikâyesinden çok daha fazlasını anlatıyor; bir varoluş anlatısına dönüşüyor. Çünkü sorun her zaman kazanmak ya da kaybetmek değildir. Asıl mesele, tüm baskıya rağmen kimliğini ve duruşunu koruyabilmektir.


Ve belki de en kritik gerçek şudur. Futbol çoğu zaman yalnızca futbol değildir. Bazen bir hafıza, bazen bir coğrafyanın sesi, bazen de insanlığın ortak vicdanı olarak sahada var olur.

Yorumlar


bottom of page