top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Hatasız Kul



Tekvinde Habil’in (Abel) Kabil (Cain) tarafından öldürülmesi hikayesi şu şekildedir;


Cennetten kovulmalarının ardından Havva (Eve), Adem (Adam) ile birlikte olur ve bu birlikten ilk olarak Kabil doğar. Daha sonra ise Habil...Kabil toprağın çiftçisi Habil ise çobandır. Bu ikisi arasında ortaya çıkacak çatışma ise Kabil’in toprağın mahsullerinden Tanrı’ya sunmuş Habil de buna karşılık sürüsünün yeni doğanlarını ve özellikle yağlarını ona götürmüştür. Hikaye odur ki, yaratıcı burada Habil’in sunumunu beğenip Kabil’inkilere yüz çevirince Kabil sinirlenmiştir. Burada yaratıcısı ona “neden surat astın? Doğru olanı yapsan kabullenmez miyim? Doğru olanı yapmazsan günah kapıda pusuya yatmış seni bekliyor” der. 

Yasak meyvenin yenmesinin aksine burada yaratıcı konumda olandır kardeşler arasına fesatlık tohumunu ilk eken. 

Daha sonra tabii ki hikaye ilginçleşir. Kabil Habil’i öldürür. Öldürdükten sonra ise Rabbi ona sorar “kardeşin Habil nerede?”, Kabil cevap verir “bilmiyorum kardeşimin bekçisi miyim ben?”.

Buraya kadar anlatılanlar dinsel öğretileri ilgilendiren işler olsa da asıl olarak bazı özellikler arz ederler;

         Kardeşlerin birini diğerine karşı tutarak yaratıcı bir oyun başlatmıştır.

         Bilmiyorum kardeşimin bekçisi miyim dediği anda Kabil bu oyunda yaratıcıya doğrudan saldırmak yerine onun sevdiğini öldürerek kendisi için doğru ikinci iyi stratejiyi izlemiştir.

Soru kendisine ilk sorulduğunda verebileceği üç cevap bulunmaktaydı; 1. Cinayeti kabul et 2. Cinayeti reddet 3. Yaptığın hareketin ahlaki olduğunu iddia et. 

Son savunma pek çok açıdan mantıksız olacağından eğer 1. Ve 2. Savunmaları seçmiş olsaydı Kabil muhakkak ki yaratıcısı tarafından öldürülecekti. Hikayenin gerisinde “kardeşinin kanı bana topraktan bağırıyor. Bundan sonra toprak sana mahsul vermeyecek” diye lanetlediğinde Kabil cevap olarak “nereye gitsem öldürüleceğim” der. Rabbi de ona “Kabili öldürenden yedi kere öc alınacaktır” der.     

İşte hikayenin anlattığı asıl olarak Yaratıcının kardeşler arasında taraf tutarak yarattığı nifak nedeniyle hissettiği pişmanlık ve de merhametini gösterme mecburiyeti nedeniyle cinayetten yırtma öyküsüdür aslında.

Katledilen ise konumuz açısından Habil değil, oyunun tarafsızlığına ilişkin önemli olanın taraftar algısı olduğunu belirten CAS kararlarına rağmen, Türk futboludur.

Çok uzun uzadıya saymaya gerek yok;

 

  - İnönü’de parmak salladı tekrar gelemiyor,

 - Başkanın biri sahaya girdi hakem dövdü,

 - Başkanın biri takımı sahadan çekti,

 - VAR kayıtları sızdı sonra hepsini yayınlamak zorunda kaldılar,

 - Eski bir hakem bir takım yenilince başkan mutlu oluyor yenilince kötü oluyor dedi,

 - Eski bir hakem, başkanın bylock kayıtlarına ilişkin iddianameyi canlı yayında okudu,

 - Yabancı VAR olayı ortaya çıktı,

 - Çöllere kadar gidip ülkenin kurucu liderini tartıştırdı kupa finali oynatmayı beceremedi,

 - Taraftarın olmadığı Game Plan diye plan yapıyoruz dediler.

 - Bir tribünden bir tribüne havai fişek atıldı havai fişeğin ambulansla girdiği ortaya çıktı.

 

Ve en sonunda çıktı “2 yıllık görev süremizde hakemler haricinde tek yanlışımızı söyleyin” dedi. Evet cellatları olmasa Fransız devrimini farklı okurduk belki. Şimdi de diyor ki aday olup olmamaya Mayıs ayında karar vereceğiz. Evet Kabil de Nod’a yerleşmişti cinayetten sonra.

Sosyal medyada futbol dünyasını pek bilmeyenler tartışıyor şimdi aralarında nasıl TFF’nin resmi sitesi Mehmet Büyükekşi’nin ağzından basın açıklaması yapar diye. Kardeşim Rusya’da konser salonu basılıp 150’den fazla insan katledilirken ülkenin dışişleri bakanı belediye seçimlerine oy topluyordu. Ne var bunda şaşılacak?

Genel kurul yapısı gereği sürekli futbol dışı aktörleri başkan ve yönetici düzeyinde belirli görevlere getiren TFF’nin Kuruluş Kanunu ve Statüsü değiştirilmelidir. En azından sağlıklı bir geçiş sağlanıncaya kadar Devecioğlu gibi bir futbol insanı TFF’nin başında olmalıdır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page