top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Galatasaray'ın Birikimleri Bu Değil!

Her kulüpte şampiyonluk, o kulübün geçnişteki kazanımları ile bugünün en üst düzey performansa dönüşümü sonucudur. Çünkü, sezon içinde olası kriz ve çatışma yönetimini sezinlemek, çözümlemek ve çatışmayı yönetmekte kulübün tarih ve kültüründeki birikimlerin kullanılması çok önemli bir güç kaynağıdır.

 

Bu anlamda, Galatasaray’ın ilk yarı da yaşadığı saha içi ve saha dışı olaylar sonrası yaratılan krizi yönetme politikasında öne çıkan Abdurrahim Albayrak, Fatih Terim, Hasan Şaş ve Belhanda gibi isimlerin şampiyonluk sürecinde hakemleri baskı altına almak ve gerginlik yaratmayı bir taktik olarak kullanmaları, Galatasaray’ın tarihi ve kültürel birikimlerine yakışan bir anlayış değildir.

 

Hakem hataları için uygulanabilir bilgi ve önerme içermeyen duygusal tepki içeren sert söylemler sonrası katlanarak ceza alınması, bu kişilerin kendi saygınlığını da zedeliyor. Yani “kaş yapayım derken göz çıkarılıyor”.

 

Bu anlayışın pratikte etkin uygulayıcılarına bir şeyler hatırlatmak gerekirse:

 

- Abdurrahim Albayrak’a; futbol ne kadar profesyonel olarak icra edilen mesleklerden biri ise yöneticilerinin de üst düzey kişisel beceri ve yetenek gerektiren yapıya sahip olmaları gerekir.

 

Galatasaray’ın oynadığı kötü futbol ve başarısız sonuçların faturasını saha dışı olaylara ve hakemlere yüklemek isteyen maç sonu söylemleriniz yanlış yönlendirmelere zemin hazırlıyor.. Şairin “Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu/birinciliği beyaza verdiler” dizesini haklı çıkarırcasına… O yüzden Abdurrahim Albayrak bana Konfüçyüs'ün şu sözünü hatırlatır: Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil. Ama ne olur bağırıp çağırma, çünkü hiç ciddi görünmüyorsun.

 

Şampiyonluk için engel olarak gördüğünüz hakemlerle iki kupa kazandınızı düşündüğümüzde; geçmişte, Galatasaray’ın başarılarında büyük pay sahibi olmuş, şirketlerinde binlerce insan çalışan başarılı bir iş adamı ve yöneticinin, Galatasaraylılık birikimleri bu olmamalıdır.

 

- Fatih Terim’e; 13 Ocak 2003'te, Beyaz Saray'da baş başa yapılan bir görüşmede, Amerikan Dışişleri Bakanı Powell, Başkan Bush'a şöyle dediği söyleniyordu: "You break it, you own it”. Eskiden bazı dükkânların benimsediği bu kurala göre, müşteri dükkândaki bir nesneyi kırarsa kırdığı ürünün parasını sanki onu satın alıyormuş gibi ödemek zorundadır. "Kırarsanız, sizin olur"1.

 

Sizde küfür, kavga ve gerginlik strateji kullanarak, rakiplerinizi korkutarak ve sindirerek takımınızı şampiyon yaptınız. Tebrikler!

 

Oysa ki, Galatasaray’ın maçın, ilk dakikasından son dakikasına kadar, alışılmış hızlı, çabuk ve etkili oyun anlayışından ödün vermeden, oynaması için gerginliğe ihtiyaç duyulmamalı; geçmişte, Galatasaray ve Türk futboluna sayısız başarıla kazandırmış “hocaların hocası” bir teknik direktörün birikimleri ve kullandığı taktik bu olmamalıdır. Güçlü olan haklıdır, mantığı doğru değildir.

 

- Hasan Şaş’a; saha içindeki saldırgan davranışların sorunlar için çözüm, senin için marifet değil, soruna yalmzca kaba ve yetersiz bir biçimde dokunan basit bir eylemdir.

 

Bilinçli bir futbolsever için önemli olan futbolcunun forma rengi değil, onu futbolcunun taşıma şekli ve sembolize ettiği değerlerin bilincinde olup olmadığıdır. Yaşadığın ama anlamadığın sorun bu…

 

Geçmişte ince çalımları, estetik hareketleri, içten ve samimi Hasan Şaş imgesinin yerini çatışma, dalaşma, sataşma, kavga veya küfür almamalı; Galatasaray ve Milli takım kaptanlığı yapmış yıldız bir futbolcunun birikimleri bu olmamalıdır.

 

- Younès Belhanda’ya; saha içinde her fırsatta sakince, hiçbir şey olmamış gibi rakiplerini tahrik etmek kabul edilebilir, bir şey değil. Dünyanın hiçbir yerinde küfürbaz futbolculara zerre kadar saygı beslemiyor.

 

Gemişte, Galatasaray’ın “10 numaralı” formasını senden önce terleten Metin Oktay, Cevad Prekazi, Gheorghe Hagi, wesley sneijder gibi yıldız futbolcuların “10 numaralı” formadaki birikimleri, yaptığın etik dışı davranışlarla örtüşmüyor.

 

          Türk futbolunun en üst düzey yöneticisi, antrenörü, futbolcusu görüntüsünde, Galatasaray kavga ve cezalara rağme 8 puan geriden gelip şampiyon oluyorsa, "Bu terazi, bu kadar ağır sıkleti çekmez". Türk Futboluna ‘sevgi ve saygının gelmesi daha çok beklenecek.’

         

Kaynak: 

  1. Maalouf A.(2009), Çivisi Çıkmış Dünya, Uygarlıklarımız Tükendiğinde (Çev. Orçun Türkay), YKY, İstanbul, s.29

     

 
 
 

Yorumlar


bottom of page