top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Avustralya’dan Paraguay’a Oyunumuzda Neyi Değiştirdik?

FIFA, 2026 Dünya Kupası'ndaki her maç için 52 sayfalık detaylı maç sonu özet raporları yayınlıyor. Bu ücretsiz raporlar içerdikleri verinin niceliği, niteliği ve sunumu ile tam bir hazine.


Futbola analitik bakmayı seven biri olarak Milli Takımımızın maçlarını bu veriler üzerinden uzun uzun incelemeyi ve aynı zamanda rakiplerimizi de analiz etmeyi planlıyordum. Sonra ne mi oldu? Olabilecek en hızlı şekilde turnuvadan elendik. ABD karşılaşmasının da formaliteye dönmesiyle elimizde analiz edilebilecek yalnızca Avustralya ve Paraguay karşılaşmaları kaldı.


Bu iki karşılaşmasının arasındaki bir haftya bakarak başlamak istiyorum.


Avustralya mağlubiyetinin ardından "oyunu domine ettik", "şanssızdık", “olmayınca olmuyor" gibi saçmalıklar dinledik. Bu rasyonellikten uzak açıklamaları bir kenara bırakırsak, taktiksel açıdan ele değer tek özeleştiri Paraguay maçı öncesi Vincenzo Montella'dan geldi:


"Biz topa sahip olduğunda kendini daha rahat hisseden bir takımız. Ancak rakip savunmanın arkasında daha fazla derinlemesine koşu yapmamız gerekiyor. Çünkü kapanan rakiplere karşı modern futbol artık bunu gerektiriyor. Alan az olduğunda defansın arkasındaki boşluklara koşular yapmak gerekir.”

Peki, Paraguay maçında bu teşhisin sahaya yansımasını görebildik mi? Yoksa bu sözler sadece bir niyet beyanı olarak mı kaldı?


Hem FIFA’nın detaylı raporlarıyla olan hevesimi almış olmak, hem de bugünlerden geleceğe kendimce bir miras bırakmak amacıyla yazıma başlıyorum.


Topa Sahip Olma İllüzyonu ve Kısır Döngü


Topa sahip olma ve pas sayımız, her iki maçta da en belirgin ve değişmeyen hücum parametremiz oldu. Avustralya karşısında %62.9 topla oynama oranına ulaşıp maçı 722 pas (663 isabet) ile tamamlamıştık. Paraguay karşısında topla oynama oranımız %67.7'ye çıkarken, takım toplam 666 pas (594 isabet) yaptı. Bu veriler, oyun planımızın Montella’nın söylediği gibi topu ayakta tutmak üzerine kurulu olduğunu ve iki maç arasında değişmediğini gösteriyor.




Raporların, oyunun evrelerini gösteren Phases of Play sayfalarına geçtiğimizde, iki maç arasındaki taktiksel benzerlikler daha net karşımıza çıkıyor.




Top ayağımızdayken oyun kurma aşaması, iki maçta da en çok vakit geçirdiğimiz evre oldu. Avustralya maçında oyunun %41'ini rakip baskısı olmadan paslaşarak (Build Up Unopposed) geçiren takımımız, benzer bir şekilde Paraguay karşısında da zamanın %39'unu bu evrede harcadı. Baskı altındaki oyun kurulumu (Build Up Opposed) metriklerinde de durum değişmedi. Avustralya'ya karşı %19 olan bu oran, Paraguay maçında da %15 olarak yansıdı. Üçüncü bölgeye (Final Third) yerleşme oranlarımız da Avustralya maçında %34 iken, Paraguay maçında %32 ile neredeyse aynı seviyede sabit kaldı.


Hat Kıran Pas?


Oyun kurulumundaki kısırlığımız, rakip savunmanın dengesini bozan hat kıran pas (Line Breaks) metriklerinde adeta dibe vuruyor. İlk bakışta Avustralya maçındaki toplam 166 hat kıran pas denemesinin, Paraguay maçında 195'e çıktığını ve sanki bir gelişim olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak detaylara inildiğinde bu pasların nerede yapıldığı asıl sorunu ortaya çıkarıyor.


Avustralya karşısında hat kırıcı pas metrikleri
Avustralya karşısında hat kırıcı pas metrikleri

Paraguay karşısında hat kırıcı pas metrikleri
Paraguay karşısında hat kırıcı pas metrikleri

Avustralya karşısında hücum bölgesinde rakibin savunma hattını kıran pasları daha çok görürken Paraguay karşısında çoğunluğu savunma ve orta saha bölgelerinde yapılan paslar, rakibi tehdit etmekten tamamen uzaktı.


Çaresizliğin Sonrası Şut ve Orta Krizleri


Topa sahip olduğumuz anlarda yaşadığımız oyunu ileri taşıyamama ve tehlikeli pas yapamama sorunumuz, hücumun sonuçlandırma evresi olan şut (Attempts at Goal) ve orta (Crosses) istatistiklerinde tam bir çaresizliğe dönüşüyor.


Şut verilerini incelediğimizde korkunç bir isabetsizlik tablosu görüyoruz. Avustralya kalesine tam 30 şut göndermemize rağmen bunların sadece 7'si isabetli oldu; 14 şutumuz doğrudan auta giderken, 8 şutumuz engellendi. Paraguay maçında ise panik seviyesiyle birlikte şut sayımız 32'ye çıkmasına rağmen isabet sayımız 5'e geriledi. Bu şutların 17'si isabetsiz kalırken, 9'u bloklandı.


Avustralya karşısında şut metrikleri
Avustralya karşısında şut metrikleri
Paraguay karşısında şut metrikleri
Paraguay karşısında şut metrikleri

Merkezden tehlike yaratamamanın getirdiği bir diğer sonuç, kanatlardan ceza sahasına yapılan ortalardı. Avustralya maçında açık oyunda 22 orta girişiminde bulunup sadece 6 isabet sağlayabilmiştik. İşlemeyen bu ezber, Paraguay karşısında adeta bir krize dönüştü ve açık oyundaki orta denememiz 32'ye fırlarken yalnızca 7 isabet bulabildik.


Avustralya karşısında orta metrikleri
Avustralya karşısında orta metrikleri
Paraguay karşısında orta metrikleri
Paraguay karşısında orta metrikleri

Montella’nın İstediği Koşular


Topa sahip olmanın tek başına bir anlam ifade etmediğini, hücumun kalitesini aslında topsuz alandaki oyuncuların hareketliliğinin belirlediğini biliyoruz.


Montella'nın "defansın arkasındaki boşluklara koşular yapmak gerekir" diyerek tam olarak işaret ettiği nokta buydu. Ancak FIFA verileri, takımımızın topsuz alandaki durağanlığını gözler önüne seriyor.


"Offering to Receive" (Topu Almak İçin Kendini Gösterme) verisine bakalım. Avustralya karşısında takım halinde 533 kez pas almak için boşa çıkmış ve bunların 190'ında topla buluşabilmiştik. Tepki göstermemiz ve hücum etmemiz beklenen Paraguay maçında ise bu sayı artmak yerine tam tersine 467'ye düştü ve topla buluşma sayımız 174'e geriledi.


Avustralya karşısında top almak için kendini gösterme metrikleri
Avustralya karşısında top almak için kendini gösterme metrikleri
Paraguay karşısında top almak için kendini gösterme metrikleri
Paraguay karşısında top almak için kendini gösterme metrikleri

Bir sonraki aşamada Movement to Receive (Topu Almak İçin Koşu) metriklerini incelediğimizde de tablo benzer. Avustralya maçında toplam 411 topsuz hareketlenme yapan takımımız, Paraguay karşısında topsuz oyunda 357 koşuda kaldı.


Sonuç


Veriler gösteriyor ki elenişimiz şanssızlık, direkten dönen bir top veya kaderin cilvesi değil, kendi ezberlerimizin, taktiksel inatçılığımızın ve sahadaki eylemsizliğimizin doğrudan matematiksel bir sonucu.


FIFA'nın sunduğu raporlar üzerinden uzun uzun yapmayı planladığım, galibiyetlerimizi veri diliyle yazmayı hayal ettiğim analiz serisinin maalesef hem ilkini hem de sonuncusunu yapmış oldum.


Sistematik bir futbol aklı ile B planları üretebildiğimiz, hamasetten ve ezberlenmiş cümlelerden uzak, kişisel ve politik öne çıkma çabalarının yakınından bile geçmediğimiz gelecek turnuvalarda görüşmek dileğiyle.


Yorumlar


bottom of page