Futbolda Yeni Rekabet Alanı: Artık Sadece Futbolcuyu Değil, Hayatını da Yönetmek Gerekiyor! FutbolEkonomi 5 - Röportaj – Hugo Scheckter

Modern futbolda başarı artık yalnızca sahada kazanılmıyor. Milyonlarca euro ödenerek transfer edilen bir futbolcunun performansını belirleyen unsurlar arasında teknik kapasitesi, fiziksel gücü ve taktik becerileri kadar, saha dışındaki yaşam kalitesi, ailesinin mutluluğu ve psikolojik dengesi de bulunuyor. Çünkü milyonlarca euroluk bir transferin başarısızlığı bazen yanlış taktikten değil, oyuncunun yeni yaşamına uyum sağlayamamasından kaynaklanabiliyor.
Endüstriyel futbolun giderek finansallaştığı, oyuncuların ekonomik birer varlığa dönüştüğü günümüzde kulüpler, yaptıkları devasa yatırımları koruyabilmek için yeni bir yönetim anlayışına yöneliyor: Oyuncu Destek ve Refah Yönetimi (Player Care). Özellikle Premier Lig kulüplerinde gelişen bu yaklaşım, futbolcuyu yalnızca sahada değer üreten bir profesyonel olarak değil, sosyal ve psikolojik ihtiyaçları bulunan bir insan olarak ele alıyor.
Aslında burada futbol ekonomisi açısından önemli bir paradigma değişimi yaşanıyor. Oyuncuya yapılan yatırımın değerini korumak, yalnızca onun transfer bedelini ve ücretini ödemekle değil, potansiyelini en üst düzeyde kullanabileceği yaşam koşullarını oluşturmakla da mümkün. Bu nedenle oyuncu desteği artık basit bir sosyal hizmet değil; sportif performansı, ekonomik verimliliği, oyuncu bağlılığını ve kulüplerin sürdürülebilir başarısını etkileyen stratejik bir yönetim alanı.
Peki, Avrupa futbolunda giderek kurumsallaşan bu anlayış Türk futbolunda ne ölçüde karşılık buluyor? Transferlere milyonlarca euro harcayan kulüplerimiz, bu yatırımların saha dışındaki risklerini yönetmeye ne kadar önem veriyor?
FutbolEkonomisi Stratejik Araştırma Merkezi (FESAM) uazmanlarından Alp Ulagay'ın, oyuncu destek hizmetlerinin öncü isimlerinden Hugo Scheckter ile gerçekleştirdiği bu kapsamlı röportaj, modern futbolun çoğu zaman göz ardı edilen ancak giderek önem kazanan bir boyutunu ortaya koyuyor. Scheckter'in deneyimleri, futbolcu refahının yalnızca insani bir sorumluluk değil, aynı zamanda ekonomik değer yaratmanın ve mevcut değeri korumanın önemli bir aracı olduğunu gösteriyor.

FESAM olarak bu röportajı, Türk futbolunun sportif, ekonomik ve yönetsel dönüşümüne katkı sağlayacak önemli bir perspektif sunduğu düşüncesiyle okurlarımızla paylaşıyoruz.
Çünkü modern futbolda artık yalnızca iyi futbolcu transfer edenler değil, o futbolcunun potansiyelini en yüksek değere dönüştürebilen kulüpler kazanıyor. Bu kapsamda iyi bir oyuncu destek sorumlusu, oyuncunun her istediğine "evet" diyen kişi olmadığını da belirterek, bu önemli röportaja geçelim:
Giriş
Takımdaki önemli bir futbolcu geçen hafta kilo mu verdi. Meğerse eşi seyahatte olduğundan yemek yapacak kimsesi yokmuş. Hemen öğünleri organize ediliyor. Bir diğer futbolcunu eşi yalnızlıktan mı yakınıyor? Çare belli. Aynı dili konuşan diğer oyuncu eşleriyle tanıştırılıp yemekte buluşturuluyor, sonra da alışverişe yollanıyor. Tüm bunlar futbol kulüplerindeki oyuncu destek hizmetleri (player care) biriminin çözdüğü saha dışı sorunlardan bazıları. Başta İngiltere Premier League olmak üzere futbol kulüpleri bu departmanlarını oluşturuyor, oyuncuların uyum sorunlarını en baştan çözüyor. Tüm bunları İngiltere’de Player Care Group şirketinin kurucusu ve bu sektörün öncü isimlerinden Hugo Scheckter (36) ile konuştuk. 2013’ten sırasıyla Indy Eleven, Southampton, West Ham ve Brentford’da görev yapmış Scheckter ‘oyuncu desteği’nin inceliklerini anlattı.
13 yılı aşkın süredir oyuncu destek ve bakım (player care) alanında çalışıyorsunuz. Eminim bu alan son 10-15 yılda büyük bir değişim geçirmiştir. Şu anda bir oyuncu destek biriminin temel faaliyetleri nelerdir?
- Aslında bu durum kulüpten kulübe büyük farklılık gösteriyor. Premier Lig'de bile kulüplerin bu konudaki uygulamaları arasında çok geniş bir yelpaze var. En kapsamlı oyuncu destek departmanları; dil, aile desteği, operasyonlar, yaşam becerileri veya ruh sağlığı gibi alanlarda uzmanlardan oluşan çok disiplinli ekiplere sahip olabiliyor. Öte yandan, sorunlara daha çok anlık tepki veren ve tek bir kişinin görev yaptığı pek çok kulüp de mevcut. Bugün ise birçok kulüp çok kişiden oluşan departmanlara sahip. Herkes konudan haberdar ama sistem henüz tam anlamıyla oturmuş değil.
2020'de Premier Lig kulüplerinin sadece altısında oyuncu destek birimi bulunduğunu söylüyordunuz. Şu an durum nedir?
- Şu an aklıma gelen kadarıyla, muhtemelen 12 veya 13 kulüpte bu işi yapan birden fazla kişi vardır. Geriye kalan altı veya yedi kulüpte ise durum farklı. Lige yeni yükselen kulüplerde tablo biraz belirsiz. Genellikle hem oyuncu desteği hem de takım operasyonları görevini aynı anda yürüten kişiler bulunuyor. Yani bu işi yapan biri var ama tam zamanlı değil. Öte yandan, bu alanda 7, 8, 9 kişinin çalıştığı kulüpler de mevcut; yani sayı giderek artıyor. Bu alana büyük kaynak ve yatırım ayıran kulüpler olduğu gibi, daha az yatırım yapanlar veya hiç yatırım yapmayanlar da var. Dolayısıyla, tüm kulüpler arasında ortak bir korelasyon görmek epey zor.
Bir sosyal medya paylaşımınızda Premier Lig'de şu anda üç kişilik bir ‘oyuncu destek birimi’ (player care unit) kurmanın maliyeti, sezon başına kabaca 200 bin sterlin civarında diyordunuz. Bu asgari tutar mı?
- Bu bir tahmin. Yani, işin içine maaşlar da girdiği için durum değişkenlik gösteriyor: Bazı oyuncu destek görevlileri yüksek ücret alırken, bazıları çok düşük ücretlerle çalışıyor. Benim varsayımım şöyle: 100 bin sterlin maaş alan bir bölüm yöneticisi ve onun altında 50 bin veya 40 bin sterlin maaş alan iki asistan ile bunlara ek bir bütçe şeklindeydi. Burada amaç kulüplere, oyuncuların piyasa değerleri ve onlara her ay ödenen maaşlar düşünüldüğünde bu işin aslında pahalı olmadığını göstermekti. Yani bu bir asgari tutar ya da zorunluluk değil. Zaten A takımlarda zorunlu bir pozisyon değil; akademilerde zorunlu ama A takımlarda değil.
İmza Atmadan Önceki Akşama
Transfer edilen oyuncular söz konusu olduğunda, yeni kulüplerine ve yeni şehirlerine uyum sağlama süreçlerinde mutlaka birkaç kritik an vardır. Peki, bu anlar takıma katıldıktan sonra şehirdeki ilk birkaç ay mıdır?
- Bence ilk kritik an, genellikle henüz imza atmadan önceki aşamadır. İyi bir ‘oyuncu destek’ yaklaşımı ya da daha doğrusu iyi bir kulüp bu süreci transfer görüşmelerine dahil eder. Çünkü bazı oyuncular sadece paranın en yüksek olduğu yere veya en iyi takıma gitmeyi tercih edebilir. Ancak pek çok oyuncunun partneri, çocukları ve aileleri vardır. Onlar şehrin nasıl bir yer olduğunu ve orada yaşamanın nasıl olacağını bilmek isterler. Birçoğu yurtdışından gelir; belki Londra'yı bilirler ama İngiltere'deki daha küçük kasabaların veya dünyanın diğer bölgelerindeki yerlerin nasıl olduğunu bilemeyebilirler. Bu yüzden ‘Oyuncu Destek’ birimi olarak yapmaya çalıştığımız şey, “Bu kulübe gelirseniz hayatınız böyle olacak,” mesajını vermektir. Örneğin, küçük bir kasabada ortam gerçekten sakindir; bolca kırsal alan, güvenlik ve düşük yaşam maliyeti vardır. Büyük bir şehirdeyse; çok sayıda mağaza, restoran ve iyi bir havalimanı gibi imkânlar sunulur. Onlara hayatın nasıl olacağını göstermeye çalışırsınız. Ancak her oyuncu aynı süreci yaşamaz: Tek başına gelen 19 yaşındaki bir oyuncu ile birçok kulüpte oynamış, çok deneyimli 36 yaşındaki bir oyuncuyu kıyasladığınızda durum değişir. Yine de ev ve araç bulmak gibi işin operasyonel kısımları nispeten kolay çözülebilen meseleler Bence asıl önemli olan kültürel farklılıklar veya insanların zorlandığı hava durumu gibi konular. Ortada bir futbol kültürü, taraftar beklentisi ve televizyon kameraları önünde oynama gerçeği var. Daha küçük bir ligden daha büyük bir lige geldiğinizde, o tür bir medya ilgisiyle başa çıkmak zor olabilir. Pek çok oyuncu okul yıllarındaki sevgilileriyle evlenir ve yine okul dönemindeki arkadaşlarıyla görüşmeye devam eder; ancak çoğu zaman o çevrede yaşayamazlar. Sonuç olarak, sıklıkla büyük bir yalnızlık hissederler. Onlara acımamız gerektiği söylenemez elbette, ama durumun farkında olmak önemlidir. Bazı oyuncular yeni ortama çok iyi uyum sağlarken, bazıları bunu başaramaz. İşte ‘oyuncu desteği’ birimi, oyuncuların futbola odaklanabilmelerini sağlamak adına bu tür etkenlerin yarattığı zorlukları mümkün olduğunca hafifletmeye çalışır.
Oyuncular antrenmanlara ve maçlara odaklanırken, partnerlerinin ve ailelerinin mutlu ve güvende olmasını sağlamak herhalde çok önemli. Gerçekten de öyle mi?
- Bence bir futbolcu olduğunuzda, doğal olarak bir topluluğun parçası olursunuz. Takım arkadaşlarınız, teknik ekibiniz ve bir nevi bir amacınız vardır. Bir programınız ve yapacak işleriniz bulunur. Özellikle Premier Lig seviyesinde, partnerler ise maddi açıdan çalışmak zorunda kalmaz ve genellikle de çalışmaz. Bu yüzden sık sık evde veya herkesi tanımadıkları bir çevrede yalnız kalabilirler; yapacak bir şeyleri olmaz. Eskiden “mutlu eş, mutlu hayat” denirdi. Sanırım artık biraz daha kapsayıcı olması adına “mutlu partner, mutlu yuva” diyoruz. Bu doğru bir yaklaşım; çünkü kulüpte mutlu olan ama partneri "Kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde üç yıl geçirdim; arkadaşım yok, ailem yok, yapacak hiçbir şeyim yok. Bu kulüple yeni bir sözleşme imzalamanı istemiyorum çünkü Londra'ya, Milano'ya, Paris'e ya da her neresiyse oraya taşınmak istiyorum” diyen oyuncular gördük. Bu durum kulüp için zorlayıcı olabiliyor. Biz de kulüplere bu konuda, yani uzman aile destek personeli almaları noktasında yardımcı oluyoruz. Partnerlere ve çocuklara yönelik programlar hazırlıyoruz. Çünkü nihayetinde, bir oyuncunun kalıp kalmayacağı konusunda onlar çoğu zaman çok önemli karar vericilerdir. Kulüpler de, kalmak isteyen tüm oyuncuları mümkün olduğunca uzun süre bünyelerinde tutmak isterler. Evet, bence bu, insanların "Eh, sorun yok, zaten çok para kazanıyorlar" diye düşündüğü ama aslında oyunun pek de kıymeti bilinmeyen bir yönü. Ancak belli bir noktadan sonra, aradaki maddi fark sizi daha mutlu etmiyor; hatta belki de tam tersi bir soruna yol açabiliyor. Asıl mesele şu: Ortamı çok daha güçlü bir topluluk hissi verecek hale getirmek için maddi olmayan neler yapabiliriz?
Gerçekten Acil Durumda Varız!
Gerçek bir ihtiyaç anında, sizin ve ekibinizin günün her saati müdahaleye hazır olduğunuzu biliyorum. Peki, gecenin bir yarısı yardımınıza ne sıklıkla ihtiyaç duyuluyor?
- Açıkçası, mümkün olduğunca az olmasını umuyorum. Hizmetimiz gerçekten sadece acil durumlar için var. İnsanların durumu şöyle düşünmesini isterim: Diyelim ki tatildesiniz ya da yabancı bir ülkedesiniz ve kötü bir şey oldu; genellikle kimi arayacağınızı, sistemin nasıl işlediğini bilmezsiniz ya da dil bariyerine takılırsınız. İşte biz, acil durum hizmetleriyle kişi arasında bir tampon bölge ya da kriz anında o kişiyi sarıp sarmalayan bir güvenlik kalkanı olmaya çalışıyoruz. Eskiden kulüplerde çalıştığım döneme bakarsam, bu tür durumlar yılda belki dört veya beş kez yaşanıyordu diyebilirim. Ancak o anlar, kurulan ilişkinin kaderini belirleyebiliyor. Çünkü birisi panik içindeyse; örneğin bir trafik kazası geçirmişse, evi soyulmuşsa veya ciddi bir sorun yaşamışsa ve hiçbir yerden yardım alamıyorsa, genellikle büyük bir huzursuzluk ve tedirginlik yaşar. Kendini rahat veya güvende hissetmez; o ülkede ya da şehirde kalıp kalamayacağı konusunda endişeye kapılır. Bu yüzden benim için, alınabilecek en önemli telefonlar o anlarda gelenlerdir. Tabii bir de işin oyuncuları neyin acil durum sayılıp neyin sayılmayacağı konusunda eğitme boyutu var. Daha önce, sırf park cezasını ödemeyi unuttuğu için beni gece saat 3'te arayan oyuncular olmuştu. Ben de onlara, “Bu bir acil durum değil, beni bu saatte arayamazsın,” diyerek tepki gösterirdim; yeri geldiğinde sert çıkar, tavrımı net koyardım. Bence iyi bir oyuncu destek sorumlusu, oyuncunun her istediğine "evet" diyen kişi değildir. Önemli olan onlara rehberlik etmek ve destek olmaktır; sıcak ve dostça davranırken aynı zamanda yönlendirici ve eğitici olmaktır. Ancak asla pasif, her şeye boyun eğen ya da sadece parmak şıklatınca her işi yapan bir hizmet görevlisi veya ‘emir eri’ konumuna düşmemelisiniz. Kulüple iyi bir ilişkiniz ve iyi bir itibarınız varsa, kulüp çoğu zaman çalışma şeklinizi onaylar ve oyuncu konusunda da sizin tarafınızda durur. Yani mesele, her an her şeyi yapmak değil, duruma uygun ve doğru olanı yapmaktır.
Peki ya teknik direktör ve diğer teknik kadro üyeleri? Onlarla da ilgileniyor musunuz?
- Evet, normalde ilgileniriz. Bazen kime destek verileceği veya verilmeyeceği gibi konularda durum biraz muğlak olabiliyor. Örneğin, çalıştığım kulüplerden birinde yakın zamanda yeni bir performans antrenörü göreve başladı ve ailesini şehre taşıyordu. Normalde bu kişi ‘oyuncu destek’ kapsamına girmez. Ancak elimizde halihazırda bağlantılar ve bilgi birikimi olduğu için ona “Şu kişiyi ara”, “Şu okula bir bak” gibi tavsiyelerde bulunabiliyoruz. Belki işin tamamını onun yerine biz yapmıyoruz ama ona yol gösterip yardımcı oluyoruz. Ancak teknik direktör söz konusu olduğunda, kulüplerin ona ödediği ücreti ve rolünün önemini düşünürseniz ev aramakla üç gün geçirmesi, kulübün parasının ve zamanının verimli kullanılması anlamına gelmez. Biz onun için bir ev bulabilir, görmesi için onu birkaç yere götürebilir ve tüm evrak işlerini halledebilirsek; o da bu sayede takımın organizasyonu, transfer çalışmaları gibi konulara odaklanabileceği fazladan üç gün kazanmış olur. Özetle, hayatın getirdiği yükleri hafifletmeye çalışıyoruz.
UEFA İle İşbirliğine Her Zaman Açığız
Neden 2020'de artık bir kulüpte çalışmak yerine Player Care Group'u kurdunuz?
- Buna verebileceğim birkaç farklı yanıt var. İlk ve en dürüst yanıt şu ki, tükenmiştim. Neredeyse hiç ara vermeden 7-8 yıl boyunca çalışmıştım. Mesela COVID süreci zordu; çünkü West Ham'ın COVID'e verdiği yanıtta büyük bir sorumluluk üstlenmiştim. Sezon durmuştu ve kurallar çerçevesinde mümkün olduğunca güvenli kalmaya çalışırken aynı zamanda performanstan da ödün vermemeye gayret ediyorduk. Ama daha geniş bir perspektiften bakarsak, bir kulüpte aynı anda 25 oyuncuya yardımcı olabiliyordum, oysa en iyi sistemleri kurarak yüzlerce kulüpteki yüzlerce oyuncuya destek olmak istedim. Ayrıca şirketteki eğitim programlarımızdan 500 kişi mezun oldu ve dünya genelinde 220 kulüpte görev yapıyorlar. Yani 220 farklı oyuncu destek personeli benim ve ekibimin eğitiminden geçti. Böylece tek bir kulüpte yapabileceğimden çok daha geniş çapta bir etki yaratabiliyorum.
Şu anda kaç kulüple çalışıyorsunuz?
- Hangi kulüpler olduklarını açıklamıyoruz. Genellikle üç ila beş kulüple çalışıyoruz. Ayrıca UEFA ile de işbirliği yapıyorum: UEFA'da oyuncu refahı (player welfare) sorumlusuyum. Yani bu alandaki çalışmaları onlar adına yürütüyoruz ve eğitimler veriyoruz. Farklı çalışma seviyelerimiz var; bazıları sadece standartlarımıza erişip süreci kendi başlarına yönetiyor, bazılarıyla ise daha birebir ve uygulamalı çalışmalar yürütüyoruz. Müşterilerimizin çoğu gizli kalıyor; biz daha çok az sayıda müşteriyle, gerçekten derinlemesine ve kısa süreli çalışmalar yapmayı tercih ediyoruz. Amacım, bir kulüpte altı ay gibi bir sürede etkili bir çalışma yürütüp personeli eğitmek ve ardından süreci onlara devretmek. Çünkü eğer iki yıl boyunca bir danışmana ihtiyaç duyuyorlarsa, işimi tam anlamıyla iyi yapmıyorum demektir. Belki ticari açıdan en kârlı yol bu değil ama kulüplerin iki yıl boyunca bana bağımlı kalması yerine, onlarla kısa süreli çalışmalar yapmayı yeğliyorum. Yani evet, pek çok faydalı işe imza atmaya çalışıyoruz. Hatta bu yıl Bundesliga ile bir günlük bir eğitim çalışması bile yaptık. Bu tür küçük projelerin yanı sıra, örneğin bu yaz Glasgow Rangers ile yaptığımız gibi daha kapsamlı kulüp projeleri de yürütüyoruz.
170 Standarttan Oluşan Set
Rangers'taki çalışmalarınızı merak ediyordum. Diğer kulüplerle yürüttüğünüz süreçlere benzer bir çalışma mıydı, yoksa farklı mıydı?
- Duruma göre değişiyor. Daha önce yaptıklarımın bazılarıyla benzerlikler taşıyor. Mesela Brentford'da danışman sıfatıyla geçici olarak oyuncu refahı birimi yöneticiliği yapmış, birimin kurulmasına yardımcı olduktan sonra ayrılmıştım; bu da ona biraz benziyordu. Ancak her kulüp projesi kendine özgü çünkü bazen hiç personeli olmayan kulüplere gidiyorum, bazen de halihazırda personeli olan ve mevcut işleyişi iyileştirmem için benden destek isteyen kulüplerle çalışıyorum. Hiçbir proje bir diğerinin aynısı olmadı; çünkü hepsinin kendine has nüansları, bütçeleri, öncelikleri ve sorunları var. Kulüplere gittiğimde yaklaşımımı oldukça esnek tutuyorum; çünkü önce mevcut sorunları görmem gerekiyor. 170 farklı oyuncu bakım standardından oluşan bir set hazırladık. Bu sayede bir kulübü inceleyip “Şu alanlarda ciddi sıkıntılar yaşıyorsunuz” diyebiliyorum. Ancak kulüp ortamında bizzat bulunmak da önemli; pek çok farklı ortamda tecrübe kazandığım için, bazen kendilerinin bile sorun kaynağı olduğunu fark etmedikleri durumları çok çabuk görebiliyorum.
Avrupa'da çeşitli kulüpleri ziyaret ettiğinizi ve belki de onlara bir ‘oyuncu destek sistemi’ (player care system) kurmaları konusunda yardımcı olduğunuzu biliyorum. Avrupa'nın diğer bölgelerindeki deneyimleriniz nasıldı?
- Bu konuda kesinlikle en ileri düzeyde olan ülke İngiltere. Bu sistem orada en yaygın şekilde benimsenmiş durumda; muhtemelen ikinci sırada ise ABD geliyor. Her iki ülkede de hem erkek hem de kadın futbolunda kulüpler genel olarak bu konuda oldukça iyi bir yapıya sahip. İspanya ve Almanya'da lig bünyesinde, oyuncu desteği uygulamalarını geliştirmeye çalışan birimler mevcut. Ancak Fransa ve İtalya'da böyle bir yapı yok. Bu ülkelerde işi kendi çabalarıyla yürütmeye çalışan münferit kulüpler var. Bazı kulüplerde gayet iyi işler görürken, pek çoğunda durum o kadar da parlak değil. Hatta Avrupa'da bu konuda hiçbir çalışması olmayan çok sayıda kulüp bulunuyor. Bazen çok küçük bir kulüp de harika işler çıkarabiliyor. Örneğin İspanya'da Real Valladolid harika işler yapıyordu: İkinci ligde mücadele etmelerine rağmen, Rafael adında tek bir kişi olağanüstü bir iş çıkarıyordu. Yine de bu sektörü ve bu anlayışın kabul görmesini geliştirmeye çalışmaya devam ediyoruz. Brezilya'da da oyuncu desteği konusunda önemli çalışmalar var; bu sisteme sahip 7-8 kulüp bulunuyor ki bu durum belki de biraz şaşırtıcı gelebilir.
Beşiktaş'tan Memnun Oyuncular
Türkiye'den danışmanlık hizmeti talep eden kulüp oldu mu?
- Türkiye'de henüz herhangi bir çalışma yapmadık. Buna karşılık şu ilginç: Beşiktaş forması giymiş bazı oyuncularla konuştum ve hepsi orada harika bir deneyim yaşamışlardı. Takım hakkında pek bir bilgim yok, hâlâ da pek bir şey bildiğim söylenemez. Yani bazen hiç beklemediğiniz yerlerde karşınıza çıkabiliyor böyle şeyler. Sanırım eğitim programına da Türkiye'den ya da bir Türk kulübünden katılan kimse olmadı. Şu an aklıma gelen kadarıyla hiç Türk katılımcımız olmadı. Daha önce eğitime katılan, yarı İspanyol yarı Türk bir arkadaşımız vardı ancak Türkiye'deki bir kulüpten gelen kimse olmamıştı. Yine de buna açığız; bence gerçekten heyecan verici bir proje olurdu. Ama evet, henüz böyle bir şey gerçekleşmedi.
MLS takımlarından da bahsediyorsunuz. NFL takımı Miami Dolphins'te de bulundunuz.
ABD'deki diğer profesyonel takımların durumunu da merak ediyorum. Çünkü beyzbol, basketbol ve NFL takımları genellikle spor dünyasında öncüdür. Orada oyuncu bakımı ve desteği konusunda durum nasıl?
- Amerikan yaklaşımı farklı. Onlar buna daha çok ‘oyuncu gelişimi’ diyorlar. Bizim ise üç ayaklı bir oyuncu bakım modelimiz var: Operasyonel oyuncu bakımı, kişisel gelişim odaklı oyuncu bakımı ve genel refah/esenlik. Onlarınki büyük ölçüde oyunculara ve sporculara yaşam becerileri kazandırmaya dayanıyor. Yani daha çok çaylak oyuncuların eğitilmesi ve onlara yaşam becerileri verilmesi söz konusu. Avrupa'daki veya futboldaki odak noktası ise daha çok operasyonel tarafta; yani sorunları çözmek, geçiş süreçlerini kolaylaştırmak gibi... Örneğin, NFL takımlarında bu çok standart bir rol olsa da işleyiş muhtemelen çok farklıdır. NFL takımlarının kadrosunda 50'den fazla oyuncu bulunduğunu, ayrıca antrenman kadrosunda 30 oyuncu daha olduğunu düşünün. Garanti sözleşmeler yok. Bu yüzden ABD'de oyuncu bakımı işini daha çok oyuncu menajerleri üstleniyor. Yani sadece iş yapış biçimleri farklı. Biri diğerinden daha iyi değil, sadece yaklaşımlar oldukça farklı. MLS ise Amerikan modelinden ziyade daha çok futbol modelini benimsiyor. İngiltere'de, 25 oyuncuyla ilgilenen belki iki veya üç kişi olur. Ayrıca İngiltere'deki tüm oyuncular için transfer dönemleri ve daha uzun süreli sözleşmeler söz konusu; oyuncu sirkülasyonu o kadar yüksek değil. Dolayısıyla, Premier Lig'de sunduğumuz düzeyde bir desteği sağlayacak kaynakların orada tam olarak mevcut olmadığını düşünüyorum. Yani durum büyük ölçüde menajerlerin veya oyuncuların birbirine yardımcı olmasıyla ilgili; anladığım kadarıyla NFL'de oyuncuyla ilişkiler bireyden ziyade gruba odaklanıyor. İngiltere'de ise durum gruptan çok birey odaklı ilerliyor.
Peki sizce 10 yıl sonra oyuncu desteği birimi ne noktada olacak?
- Karar alma süreçlerinde bu konunun masada gerçek bir ağırlığa sahip olmaya başladığını giderek daha fazla görüyoruz. İlk başladığım dönemde eski modelde performans ve teknik konular ön plandaydı. Sorunlar veya meseleler ise genellikle daha alt kademedeki bir personele havale edilirdi. Ancak artık pek çok kulüp, saha içi ve saha dışı ekiplerinin bulunduğunu ve kararların eşit düzeyde olmasa bile her iki tarafın da durumu iyi bilmesiyle alınması gerektiğini savunuyor. Bazı kulüplerin uyguladığı bir yöntem de bu; oyuncuyu sadece bir sporcu olarak değil, bir birey olarak ele alan çok disiplinli toplantılar yapıyorlar. Örneğin beslenme uzmanı çıkıp “Bu oyuncu geçen hafta kilo vermiş” diyebiliyor. Ben de buna karşılık, “Eşinin şehir dışında olduğunu ve yemek yapamadığını biliyorum” diyebiliyorum. Böylece, “Tamam, o zaman eşi uzaktayken ona yemek servisi yapılmasını veya eve yemek götürmesini sağlamalıyız” gibi bir çözüm üretebiliyoruz. Ya da mesele, oyuncunun uyku puanıyla ilgili bir durum da olabilir. Birlikte çalıştığım bir oyuncuyu hatırlıyorum: Haftada bir veya iki gün uykusu gerçekten çok kötüydü. Uyku takibi yapan özel bir yüzük kullanıyordu ve verilerini izliyorduk. Bir toplantıda, neden haftada iki gece kötü uyuduğunu konuşuyorduk. Meğer NBA maçlarını izlemek için gece saat 3'e veya 4'e kadar oturuyor, sonra da yorgun bir şekilde antrenmana geliyormuş. Toplantıda bulunan teknik direktör, “Onunla konuşup buna derhal bir son vermesini söyleyeceğim,” dedi. İşte kulüplerin, oyuncu desteği ve bakımını performansın eşit bir parçası ya da en azından performans alanında elde edilen kazanımları korumak adına kilit bir unsur olarak gördüğü nokta burası. Eskiden yaklaşım daha çok “sorunlarını veya faturalarını şu odaya bırak, onlar halleder” şeklindeydi. Şimdiyse durum şu: Bu sporcuların en iyi performanslarını sergilemeleri için ihtiyaç duydukları her şeye sahip olmalarını sağlamak adına hep birlikte nasıl çalışabiliriz?
Not: Bu yazının orijinali 8 Ekim 2026’da Dünya gazetesinde yayınlanmıştır. https://www.dunya.com/dunya-plus/oyuncunun-her-istedigine-evet-diyemeyiz-haberi-843147






















Yorumlar