top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Türk Futbolunun Harcama Kültürü



Türk futbolunun içinde bulunduğu finansal tabloyu yalnızca kötü yönetimle açıklamak bana eksik bir değerlendirme gibi geliyor. Aslında Türk futbolunun harcama alışkanlıkları ile Türk toplumunun tüketim alışkanlıkları arasında oldukça güçlü bir benzerlik bulunuyor. Yıllardır yüksek enflasyon, döviz kurundaki oynaklık ve ekonomik belirsizliklerle yaşayan bir ülkede insanlar, uzun vadeli yatırım yapmak yerine kısa vadeli tatmin sağlayacak harcamalara yöneliyor. Çünkü herkes biliyor ki bugün alınmayan bir ürün, birkaç ay sonra çok daha pahalı hale gelebilir. Paranın değer kaybettiği bir ekonomide tasarruf etmek psikolojik olarak da cazibesini yitiriyor. Bunun sonucunda geleceğe yatırım yapmak yerine bugünü yaşama refleksi ortaya çıkıyor. Elbette bu davranışın temelinde bireylerin yanlış tercihleri değil, ekonomik koşullar yatıyor. Ancak bu durum aynı refleksin Türk futbolunda da görülmesini beraberinde getiriyor.


Üç büyük kulübümüzün transfer politikalarına baktığımızda da benzer bir anlayış görüyoruz. Kulüpler yıllardır ağır borç yükü altında olmalarına rağmen hâlâ günü kurtarmaya yönelik transferler yapıyor. Yanlış anlaşılmasın, yıldız futbolcular transfer edilmesin demiyorum. Büyük kulüpler elbette büyük oyuncularla rekabet etmek zorundadır. Ancak sorun, bu transferlerin yanında geleceği inşa edecek yatırımların yapılmaması. Bir taraftan tecrübeli ve hemen katkı vermesi beklenen oyuncular alınırken diğer taraftan birkaç yıl sonra ciddi bonservis geliri sağlayabilecek genç oyunculara yeterince yatırım yapılmıyor. Sonuç olarak her yönetim, bir önceki yönetimin yaptığı pahalı transferlerin yükünü taşımaya çalışıyor.


Bugün hâlâ yıllar önce alınmış, beklenen katkıyı verememiş yabancı futbolcuların sözleşmelerinden çıkmaya çalışan kulüpler görüyoruz. Bu oyuncular yalnızca kadroları şişirmiyor; aynı zamanda milyonlarca euroluk maaş yüküyle kulüplerin yeni yatırımlar yapmasını da zorlaştırıyor. Transfer dönemleri artık ihtiyaç duyulan oyuncuları almak için değil, önce eldeki yüksek maliyetli oyunculardan kurtulmaya çalışılan dönemlere dönüşüyor. Bu da plansız harcama alışkanlıklarının doğal bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.


Türk kulüpleri sık sık kendilerini Avrupa’nın en büyük kulüpleriyle kıyaslıyor. Ancak bu kıyaslama çoğu zaman yalnızca transfer harcamaları üzerinden yapılıyor. Oysa asıl bakılması gereken konu, o kulüplerin bu harcamaları nasıl finanse ettiği. Bunun en iyi örneği hiç şüphesiz Real Madrid. Kulüp, 2025/2026 sezonunda yaklaşık 1.2 milyar dolar gelir elde ettiğini açıkladı. Yayın gelirleri, sponsorluklar, forma satışları, lisanslı ürünler, bilet gelirleri ve dünyanın dört bir yanına yayılmış taraftar kitlesi sayesinde oluşan bu gelir seviyesi Türk kulüpleri için bugün ulaşılması oldukça zor bir nokta olabilir. 


Real Madrid bununla da yetinmiyor. Kulüp aynı zamanda oyuncu yetiştirerek ve doğru zamanda satarak gelir üretmeye devam ediyor. Sadece bu yaz, Nico Paz, Gonzalo Garcia, Victor Muñoz, Mario Gila, Álvaro Rodríguez, Álex Jiménez, Palacios, Jacobo Ortega, Víctor Valdepeñas, Fran Garcia ve Mario Martin gibi oyuncuların satışlarından yaklaşık 196 milyon euro gelir elde edildi. Eminim bu isimlerin büyük bir kısmını söylesem birçok futbolsever onların Real Madrid oyuncusu olduğunu bile bilmeyecektir. İşte tam da bu nedenle bu rakam çok kıymetli. Çünkü burada gerçek bir planlama, altyapı, oyuncu geliştirme sistemi ve sürdürülebilir bir iş modeli görüyoruz. Gerçek bir spor şirketi olmanın karşılığı tam olarak da budur.


Ne yazık ki Türkiye’de ise yöneticiler çoğu zaman dönemlerini kurtarmaya odaklanıyor. Oysa yönetimler geçici, kulüpler kalıcıdır. Buna rağmen alınan birçok karar, kulübün gelecek on yılını değil, yönetimin gelecek seçimini düşünerek veriliyor. Daha da ilginç olan ise şudur, hiçbir yöneticinin kendi şirketinde futbol kulüplerinde yaptığı kadar kontrolsüz bir harcama alışkanlığına sahip olduğunu düşünmüyorum. Kendi sermayesi söz konusu olduğunda herkes yatırımın geri dönüşünü hesaplıyor. Ancak konu futbol kulübü olduğunda aynı finansal disiplin çoğu zaman ortadan kayboluyor. 


Türk futbolunda aslında ne para sorunu var ne devlet desteği sorunu, Türk futbolunun asıl sorunu harcama kültürü. Borçlar artıyor, kadrolar şişiyor, maaş yükü büyüyor, yönetimler değişiyor ama alışkanlıklar değişmiyor. Belki de bu yüzden her yaz transfer döneminde aynı heyecanı, birkaç yıl sonra ise aynı pişmanlığı yaşıyoruz. Harcama kültürü değişmediği sürece isimler değişecek, formalar değişecek, yöneticiler değişecek fakat Türk futbolunun finansal hikâyesi değişmeyecek.

Yorumlar


bottom of page