Stat, yaşam alanları, yasaklar, Kadıköy, rant…

Fenerbahçe Stadı’nın Maltepe’ye taşınması önerisi ile Kadıköy’deki alkol yasaklarını birlikte değerlendirmek gerekiyor. Tartışmanın merkezinde yalnızca bir stadyum değil, taraftarın semtle kurduğu bağ, kamusal alanların geleceği ve yaşam alanlarının rant politikaları karşısında korunması bulunuyor.
25 yıllık siyasetin ekonomik politikasının temeli inşaat üzerine kurgulanırken, bu yapılanmanın arka planında kendi sermaye grubunu oluşturmak vardı.
Bu bir aşamaydı ve tamamlandı.
Sonraki süreç, özellikle özelleştirme programları sonucunda, yok pahasına devredilen kamuya-halka ait fabrikaların veya üretim alanlarının arsaları üzerinden “rant” yaratılması için yapılan imar değişiklikleri ile bu sermaye gruplarına bir servet aktarımı şeklinde dönen bu işletme modeli kısa süreliğine bir istihdam yaratsa da sonrasında hem kapatılan fabrikalarla ortaya çıkan işsizliği hem de kamuya ait malların bir özel sermayeye geçmesi sosyal ve ekonomik anlamda çıkmazı da beraberinde getirdi.
Buradaki amaç devlet aygıtları üzerinden bir para akışı alanı yaratmaktı. 70-80 yıllık özelleştirme programı, neoliberal ve uluslararası politikalardaki sert değişimler sonucunda artık çok daha kısa zamanda sonuç alınmaya başlanmasıyla, oluşan konjonktürde uluslararası destek ve iş birliği sonucu belirgin kılmaktadır. Kapitalist entegrasyonun son aşaması.
Artık gelinen nokta sadece bir “rant” kurgusu üzerinden alan yaratmakla kalmayıp, mevcut sosyal, kültürel ve sportif tüm organizmaların ve organizasyonların bu politikaları sürdürecek siyasi yapılanma adına kullanılarak, zamanı ve iktidarda kalma enstrümanlarını yöneterek, aynı zamanda istenen toplumsal yaşam şeklini de dayatarak sonuç almaya kadar geldi. Ve artık her şey bu amaca uygun birer araç hâline getirildi.
Fenerbahçe stadyum projesindeki bakanlık talebiyle birlikte, öncelikle bugüne kadar hiçbir sorun yaratmayan maçtan önce bazı insanların alkol alımıyla ilgili, maçtan 5 saat önce ve 2 saat sonrasına yasak getirilmesi ve Kadıköy’deki tekel bayilerine tebligat gönderilmesi ile stadyum yenileme çalışmaları yerine stadyumun Maltepe’ye taşınarak çok daha iyi olanakların sunulması üzerine yapılan önerileri bir bütün içinde değerlendirmek gerekir.
Kadıköy’ün demografik yapısına bakmak öncelik olmalı…
Bu aynı zamanda siyasi olarak da bir anlam kazanmaktadır. Eğitim seviyesi, yaşama bakış şekli, sosyal ilişkiler ve Cumhuriyet kazanımlarının yansıttığı hukuki hakların kullanılmasıyla elde edilenlerin korunmasına yönelik politik duruş da ilgi alanına dâhildir.
Kadıköy’ün, İstanbul’da bir ilçe olarak değerli özel ve özellikle kamusal alanları vardır.
Fenerbahçe Stadyumu bir özel kurum sayılmakla birlikte, ona entegre olarak düşünülecek Yoğurtçu Parkı, Salı Pazarı, Fenerbahçe Parkı, Dereağzı Tesisleri, Kenan Evren Lisesi, yat limanı ve Kalamış Parkı alanları bir bütün olarak ele alındığında, çok büyük bir projenin alanı olarak düşünülebilecek yerlerdir.
Ama özellikle stadın yanından geçen Kurbağalıdere başka bir projeyi de içinde saklıyor gibi. Âdeta Bodrum’daki kanal Anthaven Evler projesine benzer bir güzergâh olması bu tip bir projenin de ortaya çıkmasına neden olabilir. Yoğurtçu Parkı, Salı Pazarı ve karşısındaki Dereağzı Tesisleri ile stadyum güzergâhı…
Bir ilçede hangi branşa özgü olursa olsun yüz yıllık bir camia varsa orası için artık kültürel miras hâline gelir. Mühim olan o camiayı günün koşullarına uygun hâlde yönetebilmek ve o ilçeyle bağını her koşulda kuvvetlendirerek bir yaşam alanı hâline getirmektir. Buralar, insanları yaşadıkları yerlerle birleştiren ve sosyal ilişkileri geliştiren yapıya sahiptir.
Fenerbahçe taraftarı artık Kadıköy ilçesine ait olmuştur. Hem esnafla hem de yaşayan herkesle ortak bir noktada birleşme alanı olarak stat ve çevresindeki yerler de kullanım alanlarıdır. Real Madrid, Barselona, Liverpool, M. United, Tottenham gibi kulüpler, kendi statlarını yenileyerek şehir, kasaba, köy ile bağlarını koparmadan devamlılığını sağlamayı başarmışlardır.
Taraftar olmak, bir tutkuyla birlikte bir hobidir. Aynı zamanda maça gitmek, kolay ulaşmak ve etrafında vakit geçirmek, aile ile veya arkadaşlarla yapılan bir sosyal aktivitedir. Bunlar insanları hayata bağlar. Sosyal ve kültürel anlamda nefes almasını sağlar…
Fenerbahçe Stadyumu’na baktığımızda, metrobüs, Marmaray, metro, vapur, deniz motorları, belediye otobüsleri ve dolmuşlarla çok kolay ulaşım ağına sahiptir. Dolması ve boşalması en kolay olan statlardandır. Maçların büyük çoğunluğu hafta sonu olur. Hafta içi olan maçların saati geçtir. Bu yüzden ne insanlara ne de öğrencilere bir sorun teşkil etmez. Bu konularda en rahat olan yerdir.
Bırakın bir stadın korunmasını, yıkılmasını, taşınmasını; işte Paris Olimpiyatları, oyunlar şehrin kurgusuna ve egemenliğine geçip farklı bir boyut kazandı. Paris şehri, oyunları stattan çıkartarak içine alıp kendi himayesine soktu.
Yani, müteahhitlere gerek duymadan, şehrin dokusunu bozmadan, absürt inşaat kaosu içine girmeden, şehrin tarihsel dokusu içinde kurulan parkur ve platformlarla çok rahat böyle büyük bir organizasyon yaptılar. Yeter ki “rant” kurgusundan uzak, gerçek olgunlukta organizasyon nasıl yapılmalı diye irade ortaya konulsun. Yeter ki spor araçsallaştırılmasın, kazanımları ranta kurban edilmesin.
Bu yazı ilk olarak BirGün'de yayınlanmış olup, yazarın izniyle FutbolEkonomi'de yeniden paylaşılmıştır.






















Yorumlar