top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Soma Ligi Bitirdi

Lig bitti...Futbolun heyecanı, mizahı, kavgası gazete sayfalarında, televizyon ekranlarında akıp gitti. Bununla birlikte yeni istatistikler, başarılar, kaliteli futbolla rahatlamalar ve ruhsal olgunlaşmalar bizlere sunuldu.

           Önceki yıllarla göre azalmayan şiddet; Beşiktaş, Trabzon, Fenerbahçe, Galatasaray… Maçlarında olaylar art arda dizildi. Öylesine ki; futbolu, küfürden, kavgadan ibaret gibi gösteren bir gerilim zinciri oluştu.

Futbolun içinde sevgi, saygı, centilmenlik, değer, ahlaka yer kalmadı galiba, diye endişe ettik. Futbola olan inancımız büsbütün kaybolmadı. Ama yok olmuş, varsa bile hükmü kalmamış gibi göründü. Çünkü gereksiz işlere yoğunlaşmaktan, içimizdeki sese kulak vermeye vakit kalmamıştı. Küçük bir çocuğun annesinin eteğini çekip uyardığı gibi birileri bizlere dokunup kısık bir sesle futbol bu değil dese de, cevabımız “Sırası değil” olmuştu.

            Çünkü SOMA’da maden kazası olmuştu. Birden her şey değişti. Olması gereken oldu. Formaların rengi kömür karası oldu. Kafasına; rakiplerinin başarısından başka bir şey takmayanlar, baret taktı, sıkılan yumruklar dua için açıldı… Federasyon, A Milli takım, Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve diğer takım yönetici ve futbolcularından üzüntü, yardım ve duyarlılık içeren mesajlar bir bir gelmeye başladı.

Bu görüntü kendisinden farklı renklere, kulüplere, camialara duygudaşlık gösterme konusunda tıpkı 17 Ağustos depreminde olduğu gibi zorlukların, faciaların olmasını bekleyen bir görüntü… Çok üzüldükten sonra “yardım etmek”, “acıyı paylaşmak” ve “ihtiyaçları karşılanmak” potansiyelini ciddi derecede gösteren bir görüntü.

TV futbol programlarının; diğer programlarla hep aynı girişi tercih etmesi dikkatimi çekiyor: Program sunucuları önce usulden, üç beş cümle facianın büyüklüğünden, ölü ve yaralı sayısından söz edip kulüp, teknik direktör ve futbolcuların demeç ve yardım anlatır anlatmaz tartışma kıvamını buluyor.

Yayıncılık anlayışlarını ilginçlik üzerine kuran bazı futbol yorumcularının, Soma'daki maden faciasında ölenleri anmak için ekrana baretle ve yüzlerine ayakkabı boyası sürerek çıkmalarını “Hayret, üzüntü ve kızgınlıkla” izliyorum. Bu görüntünün, sosyal medyada 301 ölü üzerinden soytarılık yapılıyor, yorumlarına neden olduğunu okuyorum.

Twitter, kullanıcıları arasında ateşli bir tartışma başlıyor. Büyük kısmı bu görüntüyü sert bir şekilde eleştirirken bazıları ise dalga geçip “Acı bir tebessüm. Yeter yoruma gerek yok:)))” diyor.

Laf buraya geldi ya, bunca yıl kaybedilen zamanı telafi etmek istercesine düşünce ve inançları koruyabilecek şekilde çalışmak gerekiyor.

Saldırganlık, şiddet, küfür, iğneleme ve aşağılama saçmalığına bir son vermek gerekiyor.

Futbolu, fanatik kişilerin realite körlüğünden kurtarmak gerekiyor.

Futbolun değerlerini tüketmemek gerekiyor.

Ezeli rekabeti, ezeli rezalete dönüştürmemek gerekiyor.

Birilerinin, Soma’daki maden işçisiyle, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve diğer takım taraftarlarının kardeş olduğunu, futbolda etik tavrın, birlik olmanın ne denli önemli olduğunu hatırlaması gerekiyor.

Bunların olması için mutlaka bir facianın olması gerekmiyor. İçimizdeki insan sevgisini biraz açığa çıkarmamız gerekiyor.

Futbolun değil, toplumun bütününde geliştirebileceğimiz ortak bilinçle şiddete karşı bir güç oluşturabiliriz. Nevzat TARHAN’ın dediği gibi “Niyeti nereye yönlendirirseniz, vicdan o yönden besleniyor. “

 
 
 
Fenerbahçe'den CHP'ye neyin aklı?

Sokrates'in mevcut Atina demokrasisini ve yönetim biçimlerini ahlak, erdem ve bilgi üzerinden sorgulaması, aynı zamanda devletin siyasi kurguyla birlikte insan yaşamına direkt müdahalesi söz konusu ol

 
 
 

Yorumlar


bottom of page