top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Seçmekle Sorunlar Bitmiyor!

Toplumsal tarihimiz açısından çok önemli bir seçimi geride bıraktık ve bundan sonra nasıl bir iktidar oluşacak formüllerini göreceğiz.


Tıpkı siyasal iktidarın belirlendiği gibi önümüzdeki hafta futbolumuzun iktidarı da belirlenecek. Seçim sürecinde yaşadığımız orantısız güç/kaynak ve medya kullanımı futbolun seçimi içinde geçerli. Seçimlere kısa bir süre kala Kazakistan ile oynanan milli maça yüz doksan delegenin götürülmesi herhalde birlik ve beraberliği göstermek içindi. Bilmeyenler için tekrar hatırlatalım, futbol federasyonu başkanımızın iki gazetesi var ve bu gazetelerde sürekli olarak ‘Demirören’e destek çığ gibi büyüyor’ haberleri yapılıyor.

 

Buna karşın muhalif olarak çıkan adayların medyada yer bulma oranları da dikkat çekici bir şekilde birkaç sütun ile geçiştiriliyor. Galatasaray kulübü eski başkanı Duygun Yarsuvat, manifesto niteliğinde bir açıklama ile aday adayı olduğunu kamuoyu ile paylaşıyor ve futbolumuzun kangren haline gelmiş sorunlarına parmak basıyor. Futbol medyamızın bir kısmının gözleri kör, kulakları sağır; spor kanalı olduğunu iddia eden bazı yayın organlarında seçimin galibi daha baştan ilan ediliyor. Adaleti sadece kendisine isteyenlerin ülkesinde seçim olarak ortaya konulan yolun kendisi de çözüm üretmiyor. Tam tersine yaşanan keşmekeşin daha da artmasına ve sorunlarımızın katlanmasına katkıda bulunuyor.

 

Halbuki, uzun yıllar sonra ilk kez bir başkan aday adayı futbol alanında yaşadıklarımız üzerinde ciddi ciddi düşünceler üretmek suretiyle, neler yapılabileceğini ortaya koydu. Bir tarafta stadyumlardan uzaklaşan ve maç seyretme keyfine ara veren taraftarlar var öte tarafta ise tüm bu olup biteni ciddiye bile almayan kulüp yönetimlerinin desteği ile tekrar yönetime talip olan federasyon başkanı bulunuyor. Kulüpler birliği olarak tanımlanan ve şu ana kadar ülke futbolunun yaşadığı sorunlar ile ilgili herhangi bir çözüm ürettiğini görmediğimiz organizasyonun tek amacı: naklen yayın ihalesi üzerinden kulüplerin daha fazla kar elde etmesi. Ancak unutulan önemli bir nokta var: dolu tribünler daha fazla decoder sattırıyor.

 

Marka değeri konusunda sürekli konuşan ancak bunun karşılığında her nedense sadece kar elde etme üzerinden futbolu gören zihin yapısının, bu ülkenin en önemli değerlerinden birisi olan futbolda yaşanan sorunları çözebilmesi mümkün değildir.

 

Siyasal iktidar ile birlikte sürdürülen yol arkadaşlığı içerisinde ülke futbolun en önemli unsurunu oluşturan taraftarların stadyumdan uzaklaşmasının önü ardına kadar açıldı. Profesyonel disiplin kurulunun geçen hafta açıkladığı para cezasının toplam miktarı 22 milyon 914 bin 331 lira. Bu cezanın on beş milyon iki yüz elli dokuz bin beş yüz elli lirası süper lig ekiplerine kesilmiş ve birinci sırada bir milyon sekiz yüz dokuz bin lira ile bütün bir sezon boyunca deplasmanda oynayan Beşiktaş kulübü yer alıyor. Yıl boyunca 35 tane tribün ve 2 tane de seyircisiz oynama cezası verilmiş.

 

Eğer durum böyle sürerse önümüzdeki yıl kulüplerin tribünlerde taraftar olmadan oynamaları, kendileri açısından daha karlı bir duruma neden olacaktır. Hem seyirci gitmiyor seyirci gittiğinde de cezalar nedeniyle sonraki haftalarda da büyük maddi kayıplar oluşuyor. Bu durumu ‘devrim’ gibi kararlar alarak çözdüğünü ileri süren federasyon yönetimi, bundan sonra tribün kapatma yolunu terk etmeyerek sadece şekil değiştirmek suretiyle taraftarların haklarını gasp etmeyi sürdürüyor. Marka değeri olarak yolunacak kaz şeklinde görülen taraftarların uyanmalarının vakti çoktan geldi.

 

Oyun elinizden kayıp gidiyor ve eğer biraz daha kendi kısır çekişmelerinizde boğulmayı tercih ederseniz, ortada müdahil olabileceğiniz bir alan kalmayacak. Daha yaşanası bir ülke gibi daha keyifli bir futbol ortamı için seçimler kadar seçim süreçlerinin ve eşit bir yarışın sağlanması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Futbol deyip geçmeyin orada ülkenin küçük bir minyatürünü görebilirsiniz ya da tersinden futbola bakın ülkenin demokratik ol(a)mayan yapısını görün!

 
 
 

Yorumlar


bottom of page