Nereden nereye…
- Dr. Ahmet GÜVENER

- 18 Ağu 2015
- 2 dakikada okunur
Cumhuriyet’te yazı yazmaya başladığımda, ilk yazılarımın konusu sportif kurumsallaşma idi.
Bunları yazarken kurumsallaştırmaya çalıştığım ve de başarısız olduğum TFF deneyimlerim bana yol göstermişti. O dönemde Ünal Aysal Başkanlığında Galatasaray “kurumsallaşma” sürecine girmişti. Bunu gerçekleştirmek için Aysal Yönetim Kurulunda kurumsallaşmaya engel olabilecekleri düşüncesi ile Ali Dürüst ile Abdurrahim Albayrak’ı yönetime almamıştı. İletişim yönetimini çok iyi bilen, ama aynı şeyleri deneyimlerime dayanarak sportif kurum yönetimi için söyleyemeyeceğim Lütfi Arıboğan CEO olarak kurumsal yapının başına getirildi. Çok kısa zamanda “kurumsal” yönetim modelinden tavizler verilmeye başlandı. Bir müddet sonra Galatasaray ikinci paralel bir CEO’ya kavuştu. Ünal Aysal’ın ayrılması ile kulüpte çok ciddi bir eleman tensikatına gidilerek eski klasik kulüp yönetimine dönüldü.
Şu an itibarı ile kulübün sorumluluğunu taşıyacak bir CEO’su yok, ama seçilmemiş bir kardeş ağabeyisi adına kulübü yönetiyor. Geçen gün bu konuyu iyi bir Galatasaraylı ve mekteb-i sultanili bir dostum ile konuşurken o şu soruyu sordu: “Ahmet adamın birinin bakkalı olsa ve yazın köye gidecek olsa bakkalı kime teslim eder?” Cevap bellidir “Büyükse oğluna ya da kardeşine.” Batıya açılan pencere iddiasındaki bir kurumun geldiği noktaya bakın… Hakkında bir bakkal dükkanı benzetmesi yapılıyor.
Ligler başlamış takımın forma sponsoru yok. Mali fair play kulübün tepesinde Demokles’in kılıcı gibi. Basketbol erkek takımında sadece 9 oyuncu var. Sabri, Aydın transferleri seyirci reaksiyonuna göre şekillendirilmiş. Hayatında Yönetim Kurulu üyeliği veya kulüpte ciddi bir profesyonel görev yapmamış Can Çobanoğlu’nun neden kulübün TFF Genel Kurul delegesi olduğunu ben biliyorum da, başkaları da merak etsinler. Melo’nun kontrat yenilenmesi çok kötü yönetilmiş. Takımın ciddi eksiklerini giderecek bir transfer çabası gözükmüyor. Takımın en önemli yıldızı olan Sneijder’in yeni kontrat isteğine hala cevap verilmemiş. Başkanın transfer ile ilgili söylediklerinin bir günü bir gününe uymuyor. Kulüpte kimse “şöhret yönetimi” denilen bir kavramı bilmiyor. Efsane kaptan Cüneyt Tanman kardeş yüzünden küstürülmüş. Altyapının başına son 5 yılda yedinci kişi getirilmiş. Üç kupayı da alan takım için kimse ne Şampiyonlar Ligi, ne de Süper Lig için ümitli konuşmuyor. Ve bu ortamda Sivasspor maçının sonucu hiç kimseyi şaşırtmıyor. Nereden nereye…
Galatasaraylılar son 30 yılın en kötü yönetimi ile karşı karşıya iseler bunun sorumlusu Dursun Özbek ve Yönetim Kurulu değil, onu açık oy farkla seçen Genel Kurul üyeleridir. Batıya açılan pencere olduğunu iddia eden bu kurum bundan çok daha iyi yönetimleri hak ediyor.























Yorumlar