Spor Endüstrisinde Grafik Tasarımcılar ve Yapay Zekanın Yükselişi
- Editör

- 24 dakika önce
- 4 dakikada okunur

Spor endüstrisinin dijital dönüşümü ve kulüplerin finansal yapıları içerisindeki kreatif departmanların geleceğini yakından ilgilendiren bu analiz, faydalı bulunarak FutbolEkonomi okurları için Türkçeye çevrilmiştir.
Spor Grafik Tasarımcıları Yapay Zekanın Yükselişiyle Nasıl Mücadele Ediyor?
Sanatçılar kendi yeteneklerinin yerini yapay zekanın alamayacağından emin; ancak kulüplerin ve yönetimlerin de aynı fikirde olmayabileceğinden endişe ediyorlar.
Yazar: Yanyan Li / Front Office Sports
21 Nisan'da piyasaya sürülen yeni ChatGPT Images 2.0, yazılımın yapay zeka tabanlı grafik üretme kabiliyetini önemli ölçüde artırdı. Lansmanın hemen ardından, OpenAI imzasını taşıyan bu ürünle hazırlanan görseller sosyal medyada viral olurken, bir kesim de insan grafik tasarımcıları küçümseyen paylaşımlar yapmaya başladı.
Bir X (eski adıyla Twitter) kullanıcısı, futbolcular Lamine Yamal ve Eduardo Camavinga’nın yapay zekayla yapılmış forma değiştirme (jersey swap) görsellerini içeren ve 7 binden fazla beğeni alan bir gönderinin altına, “Evet dostum, tasarımcılar işsiz kalmak üzere” diye yazdı.

Bu tür paylaşımlar, mesleklerinin bu derece hafife alınması karşısında grafik tasarımcılar arasında şaşkınlığa ve hatta kendilerini savunma ihtiyacına yol açtı.
Daha önce Bleacher Report ve Electronic Arts (EA) gibi devlerle çalışmış olan grafik tasarımcı John Osborn, Front Office Sports’a verdiği demeçte, “İnsanların resmen robotları savunuyor olması aklımın alacağı bir şey değil” ifadelerini kullanıyor.
Yapay zekaya yönelik "negatif duruşunu saklamayan" Osborn, spor tasarımlarıyla X'te 17 binlik bir takipçi kitlesine ulaşmış durumda. Yapay zeka konusundaki sosyal medya tartışmaları profesyonel spor dünyasına da sıçradı; nitekim NBA ekibi Minnesota Timberwolves, Bundesliga'dan Borussia Dortmund ve NFL'den New Orleans Saints gibi çeşitli kulüpler yapay zeka üretimi tasarımlara karşı olduklarını açıkça belirttiler.
Ancak bazı kulüplerin bu yapay zeka karşıtı duruşuna rağmen, perde arkasında birçok büyük organizasyon bu teknolojiyi sessiz sedasız kullanmaya devam ediyor.
Spor tasarımcıları, uzmanlık ve yeteneklerinin yapay zeka tarafından taklit edilemeyeceğine inanıyor; en azından şimdilik. Asıl endişe kaynağı ise şirketlerin küçülmeye gittiği ve maliyetleri düşürmeye çalıştığı bu kemer sıkma döneminde, yöneticilerin de insan emeğine aynı değeri verip vermeyeceği.
Yapay Zeka Sanatı “Ruhsuz”
Kolej sporlarındaki yaratıcı yetenekleri keşfeden (headhunter) SkullSparks’ın direktörü Jason Matheson, okulların artık sporculara doğrudan ödeme yapabilmesi nedeniyle bütçe daralmasına gidildiğini ve takımların/branşların kapatıldığı bu dönemde, kolej liglerindeki kreatif ekibin de kurban seçilmesinden endişe ettiğini belirtiyor. Örneğin Cal Athletics (California Üniversitesi Atletizm Departmanı), pazarlama ve iletişim departmanındaki onlarca çalışanını işten çıkararak yerini "Strawberry Creek Studios" adında yeni bir yapıyla doldurdu; üstelik eski çalışanlara bu yeni stüdyodaki pozisyonlara yeniden başvurmaları "tavsiye edildi".
Oklahoma Üniversitesi Atletizm Departmanı Kreatif İçerik Direktörü Johnny Smiley, FOS'a şunları söylüyor: “Tasarımcılara ve kreatif çalışanlara gerçekten değer vermediğini düşündüğüm pek soul-atletizm departmanı var. Çünkü birçoğunda 'Bizimle çalışmak senin için bir onurdur' şeklinde çarpık bir zihniyet hakim. Bazı branşları kapatmak zorunda kalan daha küçük ölçekli okulların yapay zekayı bir kurtarıcı veya sorunlarına çözüm olarak görebileceğini tahmin edebiliyorum. Ancak deneme yanılma yoluyla, aslında kendileri için daha büyük problemler yarattıklarını yaşayarak öğreneceklerdir.”
Yapay zeka hala sıklıkla hata yapmaya müsait. Ancak tasarımcılara göre, bu teknoloji gelecekte tamamen kusursuz hale gelse bile, taraftarlarda duygusal bir karşılık bulan, onlara dokunan bir görselin yerini asla dolduramayacak.
Smiley, Oklahoma softbol takımının NCAA tek sezonluk sayı turu (home run) rekorunu kırmasını kutlamak için hazırladığı bir görseli örnek gösteriyor. Bu görselin tasarımı, takımdaki oyuncuların hangi ellerini kullandıklarından kendilerine has sevinç gösterilerine kadar son derece spesifik ve derin bir bilgi birikimi gerektiriyordu.
“İnsanların temsil ettikleri marka hakkında kendilerini iyi hissetmelerini sağlayacak tasarımlar üretmek için omuzlarımda büyük bir sorumluluk taşıyorum” diyen Smiley şöyle devam ediyor: “Yapay zekadan en çok nefret ettiğim nokta da bu; insanlar işin içindeki o insani doğayı, o ruhu söküp almaya çalışıyorlar.”
Hem Osborn hem de Smiley, yapay zeka tarafından üretilen görsellerin, bir tasarımcının kattığı o özgün kimlikten yoksun olduğu görüşünde. Smiley, yapay zeka grafiklerinin çoğunun orijinallikten uzak, birbirinin kopyası olan kirli (grungy) bir tarza ve "sprey boya efekti verilmiş yazı tiplerine" sahip olduğunu vurguluyor.
Matheson ise konuyu şöyle özetliyor: “Elbette birine çok detaylı komutlar (prompt) yazdırıp belirli bir görsellik elde edebilirsiniz. Ancak ortaya çıkan şey ne yazık ki tamamen ruhsuz olacaktır.”
Belirsiz Bir Gelecek
Smiley’ye göre Oklahoma Üniversitesi'nin üretken yapay zekaya yönelik resmi bir politikası bulunmuyor ancak atletizm departmanındaki hiç kimsenin grafik tasarım için yapay zeka kullanmadığını belirtiyor. Bleacher Report, EA ve Oklahoma Üniversitesi yetkilileri, üretken yapay zeka politikalarına ilişkin soruları henüz doğrudan yanıtlamış değil.
Bununla birlikte tasarımcılar, her kulübün veya organizasyonun insan elinden çıkan sanata aynı hassasiyeti göstermeyeceğinden endişeli. Smiley, erkek basketbol takımına yeni katılan dört genç oyuncuya hazırladığı grafiklerin kendileri için bir fark yaratıp yaratmadığını sorduğunu ve hepsinden "hayır" yanıtını aldığını hatırlatıyor.
Sektördeki asıl korku, yapay zekanın yeteneklerinin her geçen gün katlanarak arttığı, buna karşın bütçelerin ise hızla eridiği birkaç yıl sonrasında endüstrinin ne durumda olacağı yönünde.
Osborn, “Hiçbir zaman doğrudan benim yaptığım işin birebir aynısını yapabileceğini sanmıyorum ama kesinlikle çok yaklaşacak. Birkaç yıl içinde bütçe kısıtlamaları ya da sadece üretim hızı nedeniyle insanların pek bir seçeneği kalmayabilir,” diyor ve endişesini dile getiriyor: “Korkum, sektörde 'Tamam pes ediyoruz, artık sadece yapay zeka kullanacağız' denilecek radikal bir kültürel kırılmanın yaşanması.”
Bir diğer tartışma konusu ise yapay zekanın tasarımcılar için ne kadarının “kabul edilebilir” olduğu. Photoshop'taki 'Üretken Dolgu' (Generative Fill) gibi bazı yapay zeka araçları tasarımcılar tarafından zaten sıklıkla kullanılıyor. Osborn, yapay zekayı kapısından bile geçirmeyen “geleneksel” bir tasarımcı olduğunu söylerken, Matheson ve Smiley ise bu araçları denemeye açıklar. Hatta Matheson, çağın gerisinde kalmamak için yapay zekadan belirli ölçüde faydalanmanın artık bir zorunluluk olduğuna inanıyor.
Nerenin kabul edilebilir nerenin kabul edilemez olduğuna dair sınır çizgileri arttıkça işler daha da karmaşık hale geliyor. Smiley bu belirsizliği şu sözlerle ifade ediyor: “Doğru bir terminolojinin oturup oturmayacağını bilmiyorum, çünkü hepimiz bu süreci yaşayarak öğreniyoruz. Gelecekte net bir çizgi çekilebilecek mi? Hangisi kötü yapay zeka, hangisi iyi yapay zeka?”























Yorumlar