top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Her Muharebe Kazanılmaz, Önemli Olan Savaşın Sonudur!

4 dakika önce
2 dakikada okunur

Vincenzo Italiano, dün Crystal Palace karşısında belki de ilk kez ilk 11’de birlikte oynayacak dört oyuncuyla sahaya çıktı. Orkun sakattı; Vlahović, Olaitan ve Černý gibi isimler de yedek kulübesindeydi. Üstelik Beşiktaş, birkaç gün önce Trabzonspor’a 2-0 kaybetmiş, şimdi de önünde pazartesi günü oynayacağı Başakşehir maçı var.


Futbol kamuoyunda, Türkiye’deki maçlarla uluslararası karşılaşmalar arasında bu kadar sık rotasyon yapılması eleştiriliyor. Ancak ben meseleye biraz daha farklı bakıyorum.


Çünkü bir futbol sezonu, kazanılması gereken tek bir muharebeden değil, sonu şampiyonlukla ya da büyük bir başarıyla bitebilecek uzun bir savaştan ibarettir.


Her muharebeye aynı askerlerle çıkarsanız belki bazı cephelerde kısa vadeli zaferler kazanabilirsiniz. Ancak askerlerinizin yorgunluğu biriktikçe ordunuzun savaşma gücü azalır. Sezonun en kritik dönemine geldiğinizde elinizde yorgun, yıpranmış ve fiziksel sınırlarına ulaşmış bir ordu kalabilir.


Oysa iyi bir komutan yalnızca bugünkü muharebeyi değil, önündeki bütün savaşı düşünür. Hangi askerini dinlendireceğini, hangisine sorumluluk vereceğini, hangi yeni askeri hangi cephede tecrübe kazanması için görevlendireceğini hesaplar. Bazen daha az tecrübeli askerlerle bir cephede mücadele eder; çünkü o askerlerin de savaşın ilerleyen safhalarında görev alabilecek seviyeye gelmesi gerekir.


Beşiktaş’ın rotasyonunu da bu çerçevede değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.


Dün 2-2 biten Crystal Palace maçı, Beşiktaş’ın bu sezon ulusal ve uluslararası karşılaşmalardaki ilk beraberliğiydi. Elbette puan kayıpları olacak. Elbette bazı muharebeler kaybedilecek. Her rotasyon doğru sonuç vermeyecek; bazı tercihler eleştirilmeyi de hak edecek.


Ancak Beşiktaş’ın oyun temposunu düşündüğümüzde oyuncuların dinlenmeye, fiziksel olarak toparlanmaya ve sezon boyunca bu tempoyu sürdürebilecek hâle gelmeye ihtiyacı var. Üstelik rotasyon yalnızca dinlendirmek anlamına da gelmiyor. Yedek bekleyen oyuncuların sorumluluk almasını, farklı eşleşmelerde deneyim kazanmasını ve takımın oyun sistemine daha fazla adapte olmasını sağlıyor.


Burada önemli olan, rotasyonun rastgele yapılmaması. Komutanın askerlerini hangi amaçla değiştirdiğini, hangi cephede neyi hedeflediğini ve aldığı riskin savaşın bütünü için ne anlam taşıdığını bilmesi gerekiyor.


Çünkü bugün kaybedilen bir muharebe, yarın kazanılacak büyük bir savaşın hazırlık safhası olabilir.


Tabii bu, her mağlubiyeti veya her puan kaybını romantikleştirmek anlamına gelmiyor. Bir komutan, kaybettiği muharebelerden ders çıkaramıyorsa aynı hataları tekrarlıyorsa ve ordusunu hedefe yaklaştırmıyorsa orada planı sorgulamak gerekir.


Fakat sezonun henüz bu aşamasında asıl soru, Beşiktaş’ın her maça aynı on birle çıkıp çıkmadığı değil; sezonun sonuna doğru geldiğimizde kaç oyuncusunun bu tempoya alışmış, kaç oyuncusunun sorumluluk alabilecek seviyeye ulaşmış ve kaç oyuncusunun büyük maçları kaldırabilecek tecrübeyi kazanmış olacağıdır.


Benim için asıl mesele bu.


Bazen savaşı kazanabilmek için bazı muharebeleri kaybetmeyi göze almak gerekir. Önemli olan, o muharebelerde askerlerini tüketmek değil, onları savaşın en kritik anına hazırlamaktır.


Ve belki de sezonun sonunda gülen taraf, her muharebeyi kazanmış olan değil; en büyük muharebeye en diri, en hazır ve en tecrübeli ordusuyla çıkabilen taraf olacaktır.


Beşiktaş açısından da asıl sınav, bugün yapılan rotasyonların sezonun son bölümünde nasıl bir karşılık bulacağıdır. Çünkü büyük hedefler, yalnızca bugünün skorunu değil, yarının gücünü de hesaplayan takımlar tarafından kazanılır.

Yorumlar


bottom of page