Fenerbahçe’nin rakiplerine de bir asist kralı var!
Sorun gol atamamak değil, savunma zaafları…

20 Ağustos 2026 tarihinde bu köşede yayımlanan “Fenerbahçe’nin asıl sorunu gol atamamak değil, kolay gol yemek” başlıklı yazımda, Fenerbahçe’nin temel sorununa dikkat çekmiştim.
TRT Spor’da Spor Stüdyosu programında da aynı konu üzerinde durmuştum. Fenerbahçe’nin hücumdaki üretkenliğinden çok, savunmada yaptığı basit hataların ve rakiplerine sunduğu fırsatların belirleyici olduğunu vurgulamıştım.
Slavia Prag karşılaşması, bu tespiti yeniden gündeme getirdi.
Üstelik bu kez çarpıcı bir örnek de var: Guendouzi.
Guendouzi’den rakiplerine asist!
Geçen hafta Erhan Seven’le birlikte katıldığımız programda Guendouzi’ye özellikle dikkat çekmiştim. Appiah, Aurelio ve Emre Belözoğlu gibi oyunun iki yönünü oynayabilen bir orta saha olması gerektiğini söylemiştim.
Çünkü orta saha oyuncusundan beklenen yalnızca hücuma katkı sağlamak değil; top kaybı sonrasında doğru pozisyon almak, savunma dengesini korumak ve rakibe fırsat vermemektir.
Guendouzi ise son haftalarda bu açıdan ciddi soru işaretleri oluşturdu.
Aston Villa’nın ilk golünde pay sahibiydi. Gençlerbirliği’nin beraberlik golüne giden süreçte top kaybı yaptı. Slavia Prag karşısında da rakibe adeta gol pası verdi.
Buradaki ifade elbette ironik: Guendouzi, Fenerbahçe’nin en çok koşan oyuncusu olabilir; ancak rakiplerine yaptığı “asistleri” de unutmamak gerekiyor. Üstelik rakipler bu ikramları geri çevirmiyor, gole çeviriyor.
Bu tür hatalar, özellikle Şampiyonlar Ligi seviyesinde affedilmiyor. Bir oyuncunun hücuma katkısı ne kadar değerliyse, savunmada takımını zor durumda bırakmaması da o kadar önemli.
2-0’dan 2-2’ye: Kaybedilen yalnızca iki puan değil
Fenerbahçe’nin Slavia Prag karşısında 2-0’lık üstünlüğünü koruyamayıp 2-2’lik beraberlikle sahadan ayrılması büyük bir hayal kırıklığı.
Galibiyet, Fenerbahçe’yi dört puana taşıyacak ve lig aşamasındaki iddiasını güçlendirecekti. Bunun yerine bir puanla yetinildi.
Üstelik kayıp yalnızca puanla sınırlı değil. UEFA’nın belirlediği primlere göre galibiyet 2,1 milyon avro, beraberlik ise 700 bin avro değerinde.
Fenerbahçe bu maçı kazansaydı, beraberlik primine kıyasla 1,4 milyon avro daha fazla gelir elde edecekti.
Sıralamaya bağlı gelirler ve ilerleyen turların ekonomik sonuçları da düşünüldüğünde, kaçan fırsatın boyutu daha da büyüyor. Savunmada yapılan basit bir hata, yalnızca skoru değil, kulübün gelirini de etkiliyor.
Skorun ötesine bakmak gerekiyor
Fenerbahçe’nin yüksek skorlu galibiyetleri, zaman zaman oyundaki eksikleri görünmez hâle getiriyor.
Eyüpspor’a atılan sekiz, Rizespor ve Alanyaspor’a atılan üçer gol elbette etkileyici. Ancak tabeladaki farklı skorlar, her zaman güçlü bir oyunun göstergesi değil.
Önemli olan takımın rakibi ne kadar baskı altına aldığı, topa sahip olduğunda oyunu kontrol edip edemediği, top kaybı sonrasında ne kadar hızlı reaksiyon verdiği ve öne geçtiğinde üstünlüğünü nasıl koruduğudur.
Benim gerçekten güçlü bir Fenerbahçe oyunu gördüğüm karşılaşmaların başında deplasmandaki Lyon ve İstanbul’daki Roma maçları geliyor. Samsunspor deplasmanında da takımın daha dengeli ve etkili bir görüntü verdiğini düşünüyorum.
Futbolda skor, sonucun fotoğrafıdır. Asıl değerlendirme ise o sonuca nasıl ulaşıldığı üzerinden yapılmalıdır.
Bu yüzden de bol gollü maçlar sonrası ‘Skor net, Oyun flu’ demiştim..
Teknik direktör tartışmalarından futbolu konuşamıyoruz
Fenerbahçe’yi saha içindeki futbol üzerinden değerlendirmemizi zorlaştıran bir başka konu da tartışmaların sürekli teknik direktör ekseninde yürütülmesi.
“İsmail Kartal gitsin”, “İsmail Kartal kalsın” tartışmalarından doğrusu yoruldum.
Bir teknik direktörün tercihleri elbette eleştirilebilir. Kadro seçimi, taktik anlayışı, oyuncu değişiklikleri ve maç yönetimi sorgulanabilir. Ancak bütün değerlendirmeyi bu tartışmaya indirgediğimizde, sahadaki gerçek sorunları gözden kaçırıyoruz.
Fenerbahçe neden savunma dengesini kaybediyor?
Orta saha oyuncuları sorumluluklarını ne ölçüde yerine getiriyor?
Takım öne geçtiğinde neden oyunun kontrolünü rakibine bırakıyor?
Bireysel hatalar, takımın genel organizasyonuyla ne kadar bağlantılı?
Sağlıklı bir analiz için bu sorulara cevap vermek zorundayız.
Fenerbahçe’nin ihtiyacı, yalnızca kazanırken övgü, kaybederken suçlu aramak değil; her maçın ardından tutarlı bir futbol değerlendirmesi yapmak.
Çünkü Fenerbahçe gol atabilir, hatta çok gol de atabilir. Ancak savunma zaaflarını gideremez ve rakiplerine bu kadar kolay fırsat vermeye devam ederse, attığı goller sorunlarını örtmeye yetmeyecektir.
Asıl mesele de burada başlıyor.
























Yorumlar