Galatasaray Melo'yu değil, Melo Galatasaray'ı Oynatıyor!
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 24 Ağu 2015
- 2 dakikada okunur
Galatasaray her sezon öncesi olduğu gibi yine Felipe Melo kriziyle boğuşuyor.
Fatih Terim zamanında belirsizlikle başlayan ödün ve ödüllü kronik Melo vakasını, bugünkü Galatasaray yönetim ve teknik heyeti “kulübün çıkarları”, “geçmişteki performansı” veya “takıma gerekli” gibi bir ambalaja sararak açıklıyorlar.
Her gelen yönetim ve teknik adamla beraber Melo yeniden transfer ediliyor, kulüp bir dünya yıldızı kazanır hale geliyor... Yani, “Dünün güneşi ile bugünün yağmurlu havasında çamaşır kurutuluyor. “
Galatasaray kulübü sadece sportif aktivitelerin yapılması insanların bir araya geldiği kalabalıklar değildir. Bir futbolcunun faydalı olup olmadığından önce, kulübün değerlerini düşünerek, gerekli olup olmadığına bakmaya gerek vardır. Çünkü değer; davranışların doğru/yanlış, iyi/kötü veya gerekli/gereksiz olduğuna yönelik uzun dönemli kalıcı değerlendirme standartlarını göstermektir. Bu yönüyle herkesin kişisel öncelik, istek ve seçimlerine şekil vermektedir.
Bu sorunun kronikleşmesinin tek nedeni, içinde bulunduğu durumu anlamaya çalışan Galatasaray yönetiminin geçmişte Melo kaynaklı, “sezon öncesi kamplara geç katılma, maçlarda; küfür, kasıtlı dirsek atma, rakibin ayağına basmak, hakemleri aldatmak veya baskı altına almaya çalışmak” gibi etik olmayan sorumsuz davranışlarının sorumluluğunu üstlenmesidir.
Tribünde askerleri olan Melo’nun kulağa hoş gelen “Ailemin geleceğini düşünmek zorundayım” sözleri kendisi açısından ne kadar önemli ise, kulüp bulamayıp, ortada kaldıktan sonra 'Ben Galatasaray'da kalmak istiyorum. Benim tercihim Türkiye. Benim arkadaşlarım dostlarım burada, ne olduysa oldu, ben Türkiye'yi çok seviyorum…' Söylemi, samimi ve inandırıcı değil.
Lord Morley’e göre; Söylemde üç şey çok önemlidir. Kim söylüyor, Nasıl söylüyor? Üçüncüye yani ne söylüyor konusuna gelince bunun hemen hemen hiç önemi yoktur.
Bu haliyle Melo’nun menajeri “defolu ürün satmaya çalışan bir pazarlamacıya benziyor.” Ancak, düğmenin sağlam veya pahalı olması, ürünü defosundan kurtarmıyor.
Bu transfer sürecinde, Türk futbol kültürü, Galatasaray gelenekleri, takım içi ve taraftarla olan duygusal bağlarında o kadar önemli olması gerekirken, davranışsal açıdan sicili parlak olmayan melo’nun sözleşmesi hariç her şey unutuldu. Çok sık ödün verilmesi Melo, yönetici veya teknik heyet arasındaki ilişkinin salt ekonomik çıkara dayandığı algısının oluşmasına neden oluyor.
Galatasaray yönetimi ve teknik heyet Melo’ya verdikleri tavizle;
- Türk futbol kültürüne değersizlik,
- Galatasaray geleneklerine saygısızlık,
- Genç futbolculara kötü örnek,
-Takım içinde duygusal kirlilik, görmezden gelip, yok sayılıyor.
Melo’nun bu pozisyonda takımda kalması; yönetsel ilkesizliğin, çaresizliğin, beceriksizliğin dışa vurumudur.
Davranışlarının sınırlarını koruyamayan Melo’ya verilen mesaj; Galatasaray tarihi, kültürü, değeri ve kurumsallaşma… Her şey hikâye, “kendin gibi davranabilirsin” mesajıdır. Sözleşme de “iki tarafın fesih için başvurabilir”, maddesi de düşünüldüğünde, Galatasaray Melo’yu değil, Melo Galatasaray’ı oynatıyor.




















Yorumlar