Denizli, Napolyon ve Şans
- Ömer GÜRSOY

- 6 Tem 2010
- 2 dakikada okunur
Liglerimiz gerilim filmlerini aratmayacak temposunun ardından nihayet sona erdi.
Belki de bu ligin akıllarda kalan en büyük tartışması Beşiktaş’ı 6 yıl sonra şampiyonluğa taşıyan Mustafa Denizli’nin “şansı” üzerinde yaşandı.
Medya neredeyse ikiye bölündü bu konuda. Ama Denizli’nin kendisine “şanslı” diyenlere “bir baltaya sap olamayanlar” diye öyle bir cevap verdi ki onun sezon boyunca yaptığı tek hatasıydı bana göre.
Sonuca bakalım, nihayetinde balta olmasa da keser döndü sap döndü gün geldi hesap döndü. Tutan Denizli’nin hesabı oldu.
Yıllar önce Bonapart’ın Fransa’sında da gündeme gelmişti şans konusu.
Napolyon önemli bir savaş öncesi ordunun önemli bir kanadı için komutan aramaya koyulmuş.
Napolyon’a genç bir teğmeni önermişler:
“Efendim bu topçu teğmen çok müthiş yetenekli bir asker. Şöyle eğitimli, böyle yetenekli, hasılı dört dörtlük bir subay”
Napolyon sözlerini kesmiş:
“Bırakın bunları, şanslı biri mi, onu söyleyin”
‘Para, para, para’ söylemiyle bir dönem dünyaya damga vuran Bonapart zaferlerinin ardından “bütün yeteneklerin ötesinde bir lider başarmak için şanslı olmalı. Bu yüzden ben başarıyorum.”
Şimdi söylemeden edemeyeceğim, Denizli’de kendisine şanslı diyenlere Napolyon’un bu sözünü söylese ne kaybederdi?
Belki de, onun “içimizdeki İrlandalılardan” daha çok ses getirirdi.
Öte yandan Napolyon ve Denizli’nin o kadar çok ortak prensipleri var ki:
Napolyon’un Ordularında;
Moral Yüksek Tutulmalıydı: Askere çağırma işlemleri yerine, savaşmak isteyen gönüllüler tercih edilirdi. Bu gönüllülerin devrimci gayretlerini kullanarak orduya yüksek moral aşılardı Napolyon. Çünkü "Lider, umut ticareti yapan kişi"ydi Napolyon için.
Beşiktaşlı futbolcuların demeçlerinde işlerin kötü gittiği dönemde bile komutanlarının yani Denizli’nin umudunu yitirmediğini söylüyorlardı.Ayrıca her fırsatta oyuncuların karakterlerini överken onları bir bakıma Napolyon’un gönüllü askerlerine benzetiyordu.
Aristokratlar Ayrıcalıklı Sınıf Değildi: Ordu içinde herkes terfi edebilirdi; bu imtiyaz sadece aristokratlara ait olmaktan çıkarılmıştı. Hatta bir er, belli bir süreç içinde general olabiliyordu. Bu uygulamaya değinerek "Bütün generallerimi çamurdan yaptım." diyordu Napolyon.(Denizli’de yıldız futbolculara gözdağı vererek herkesin oynayabileceğini gösterdi, tıpkı Ekrem Dağ gibi)
Manevra ve Hücum Kabiliyeti: Napolyon daima hücuma, hıza, manevraya ve sürprizlere inandı.(Burada Denizli için bir itirazımız var mı?)
Sürpriz Ataklar: Napolyon'un metodu güçlü temerküz amaçlı hücum üzerine kuruludur. Savaşlarda çoğunlukla hücum halinde bulunurdu. Bu sayede düşmana zaman kaybettirir, karşı ordu içinde geçici kaosun oluşmasını sağlardı. Sürpriz ataklarıyla ünlüydü. Öyle ki kimse onun tam olarak nereye hücum edeceğini kestiremezdi.(Denizli’nin sürpriz hamleleri en az kendisi kadar popüler değil mi?)
Taktiklerin Uygulanması: Napolyon için düşman ordusunun sayısının kendi ordusunun sayısını geçip geçmemesi önemli değildi. Onun temel meselesi sayı değil, taktiklerdi. (Beşiktaş’ın kadro olarak özellikle Galatasaray’ın gerisinde olmasına rağmen Denizli kendisine özgü “şampiyonluk taktiklerini” kullandı.
İşin içine şansın karışması da bu gerçeği değiştirmez!
Napolyon da Denizli de tarihteki yerlerini aldılar.
Birisi savaş kazandıran taktikleri ile diğeri de şampiyonluk kazandıran hamleleri ile…
Ömer Gürsoy- Habertürk Gazetesinden alınmıştır






















Yorumlar