Disiplin Duvarı vs Yaratıcı Akıl: Türkiye–Avustralya Satranç Maçı
- Müslüm GÜLHAN

- 4 saat önce
- 3 dakikada okunur

2026 Dünya Kupası'ndaki ilk rakibimiz olan Avustralya'nın yabana atılacak bir takım olmadığını belirterek yazmaya başlamak doğru bir giriş olacak.
Bugüne kadar 7 kere Dünya Kupası'na katılmış olan Avustralya iki kez de son 16'ya kalma başarısını göstermiş. Bu konuda bize göre daha tecrübeli olduğu bir gerçek.
Avustralya'da, beyazların yerli halklara (Aborjinler ve Torres Boğazı Adalıları) uyguladığı zulümler, kitlesel katliamlardan kültürel asimilasyona uzanan sistematik etnik temizlik ve sömürgecilik trajedisi. 1788'de İngiliz sömürge filosunun kıtaya ayak basmasıyla başlayan süreç, yerli nüfusunun ve kültürünün neredeyse yok olma noktasına gelmesine neden oldu.
Bugün gelinen noktada, bu asimilasyona rağmen kimliğini koruyarak yaşama tutunmaya çalışan kıta halkları, içinde barındırdıkları çok kimlikli yaşam kurgusunun zenginliklerinden yararlanarak sporda tüm organizasyonlarda başarılar elde ederek, bu süreçten yararlanmasını bildiler. Aslında yerli halk için kimliklerini deklare edecekleri en önemli alan, belki de tek alan spordu. Özellikle başka kıtalardan ve ülkelerden kaynak ve olanak sıkıntılarından dolayı Avustralya’ya göçe zorlanması ve ırkçı, göçmen karşıtı bir kültürel derinliği olmasına rağmen, yine de spor alanına olumlu etkileri oldu.
Futbol takım kadrosuna baktığımızda (Geria-Uganda, Mahil-Sudan, Irankunda-Tanzanya, Toure-Liberya), bu çok kültürlü yapının avantajlarının sahaya yansıması sayesinde, muhafazakâr bir hâl alan Britanya futbolu kurgusunu az çok değiştirerek farklı bir planlama yapması oyuna zenginlik kattı.
Avustralya 3’lü defans kurgusu temelinde, rakipleri de baz alarak bazen 3-4-2-1, bazen de 5-4-1 şeklinde bir dizilişle sahaya çıkıyor. Her koşulda savunma set oyununa geçtiğinde, 5’li savunma kurgusu temel pozisyon oluyor. Oyuncu kalitesi kısıtlığına rağmen, taktiksel disipline sadık kalmaları onların başarılı olmalarına neden oluyor. O yüzden kadrodaki değişikliklerin fazla olması nedeniyle çok büyük oyun farklılıkları görünmüyor.
Onlar için avantaj gibi gözükse de, aslında bizim için avantaj-dezavantaj olacak olan stoperlerin boy ortalaması. 5 stoperin (Circati 1,91-Herrington 1,93-Soutter 1,98-Burgess 1,94-Degenek 1,87) boy ortalaması 1,92'dir. Bunun bize dezavantajı, kornerler ve yan toplar bize büyük sorun yaratabilir. Ama bize yönelik avantajı: Rakibin savunma pozisyonunda olduğu zaman topu yere indirip hızlı pas oyunuyla, içeriye toplu-topsuz koşularla yapılacak hamlelerde defans ile yaşayacağımız hamle faz farkı bize skor üretmede teknik yol olur.
Fakat Avustralya'nın tüm maçlardaki temel prensibi, katı savunma pozisyonu ve sıkıştırılmış oyunuyla rakibe pozisyon şansı vermemesi. Branş popülerliği bakımından futbolun önünde yer alan ragbiden kaynaklanan kuvvete dayalı mücadele şekli futbolda da kendini gösteriyor.
Duran toplardaki, özellikle korner dâhil yan toplardaki avantajlarının yanında, diğer önemli fark, işte göç kurgusu içinde vatandaş yaptığı Afrika kökenli oyuncuların sürat ve çabukluğa dayalı fiziksel özelliklerinin maça direkt katkısı. Bu konuda, Irankunda ve Toure ciddi farklılıklar yaratıyor.
Bizim futbol kurgumuzda, önde set oyununda topa sahip olma beceresindeki kopukluklar, top kaptırıldığında defansımızın arkasına atılan paslarda çabuk ve süratli oyuncular karşısında oldukça sıkıntı yaşıyoruz. Bu anlamda, bu iki oyuncuya dikkat edilmesi gerekliliği şart. Venezuela maçında bunun sıkıntılarını yaşadık. Zaten zaaf noktamız, özellikle defansın merkezindeki iki oyuncunun hamle hataları ve pozisyonu doğru alamamalarından kaynaklanıyor. Topun kaptırıldığı yerdeki baskı bu sıkıntıyı giderebilecek bir taktiksel hamle olabilir.
İster 4-6-0’da oynayalım, isterse 4-5-1’de oynayalım, bu savunma kurgusunu açmak için çok fazla yer değişimi ve topu çok çabuk kullanarak defans arkasına geçişi hızlı oynamak zorundayız.
Kenarlardaki bek hücum oyun kombinasyonu rakibin bölgeye çoğalma hamlesine neden olacağından, oradan içeriye geçişlerde hata yapmazsak avantaj yakalayabiliriz. Ferdi-Kenan oyunu bu noktada fark yaratabilir. Merkezde Arda, Hakan ve Orkun oyunu belirleyici özellik taşıyor. 3 farklı oyun stili zenginlik katacağı gibi, Arda’nın asistleri ve dripling ile rakibi eksiltmesi, Hakan’ın ters uzun topları ile şut atma becerisi ve Orkun’un şut atma becerisi ile arkaya yaptığı topsuz koşular skora yansırsa maçın belirleyicisi biz oluruz.
Ve sabırlı, disiplinli oyun kaçınılmaz. Bir anlık düşüş, hataya neden olup geriye düşmemize neden olur. Avustralya bu tip skor avantajını iyi koruyan bir savunma prensibine sahip.
Avustralya’nın takım değeri 77,45 milyon avroyken, Türkiye’nin takım değeri 473,70 milyon avrodur. Yaş ortalaması hemen hemen aynı: Avustralya 27,4, Türkiye 27,7. Lejyoner sayısı bakımından bizim iki katımıza yakın. Avustralya’da 22 oyuncu varken, bizde 11 oyuncu var.
Türkiye’de futbol 1. sırada yer alırken, Avustralya’da futbol 4. veya 5. sıralarda yer alıyor.




















Yorumlar