top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Montella Takımı

Montella Avrupa Futbol Şampiyonasına katılmamız için mucizevi iki galibiyete ihtiyacımız olduğu bir zamanda göreve geldi. Bu mucizelerden biri de Hırvatistan’ı deplasmanda yenmekti.


Ve başardı… Avrupa Şampiyonası’na gitmeye hak kazandık.


Peki, 3-4 günde neyi değiştirdik de başarılı olduk?


Sadece doğru pozisyon alma ve oyun disiplinine sadakati mi?


Bu kadar basit miydi bu futbol ki Montella bu işi başardı? Tabii ki hayır…


Bu, çok daha fazlasına sahip bir organizasyondu; öncelikle İtalyan ekolünden gelen biriydi ve antrenörlükle ilgili sistematik kurgusuyla bir oyun şablonu vardı. Bunlar kendi prensiplerini oluşturmaya yeterliydi.


Peki bu ülkede bu donanımın bir karşılığı var mıydı? Olması güç ama Avrupa’da oynayan oyuncular için bunlar çok değerli ve önemli karşılıklardı.


Şimdi Dünya Kupası'na gitmeye hak kazandık. Yine Montella ve yine kendi seçtiği oyuncularla bunu başardı.


Ve yine o oyuncularla Dünya Kupası'na gitti.


Millî takım lig takımı gibi değildir. Haftalık programlar yapamaz. Günlük ve turnuvalık programlar yapar. En doğru ve en iyi kadroyu kurarak, süreç üzerinden yönetilir. Bu seçimin sorumluluğu tamamen teknik direktör ve ekibine bağlıdır.


Montella bu süreci çok kısa tutarak bir kadro bütünlüğü oluşturdu. Ve her oyuncusuna her şartlarda sahip çıktı. Samet, İrfancan ve İsmail bunun en iyi örneğidir. Çünkü bu bütünlüğü sağlayamaz ve oyuncularına sahip çıkmazsa, tüm güveni kaybettiği gibi, istikrar ve sürdürülebilir başarıdan söz etmek artık mümkün olmaz.


Ve artık futbolu biraz bilen birinin Montella’nın ne yapmak istediğini anlaması zor olmasa gerek.


Taktiksel kurgusundaki tutarlılık belli…


Dünya’da Fransa, İspanya dahil, takımlar 4-6-0 oynayarak hücum aksiyonunu zengin tuttuğu gibi oyunu kontrol edebilecek mekanizmayı da içinde taşımaya başladılar. Bunun illa ki merkez santrafora ihtiyaç varmış gibi bir zafiyet olarak sunulması mümkün değildir.


Oyun, 6 numarada merkez kurguda Hakan üzerinden derin 10 numara olarak oynamasıyla şekillenirken, Arda ve Kenan Hakan’dan sonra bu organizasyonun taşıyıcısı ve yöneticisi olarak sürece dahil olmaktadırlar.


Zeki ve Ferdi’nin yıl boyunca performanslarındaki artış bir artı değerdir. Ama özellikle, Kenan ile Ferdi’nin oyun kurgusundaki taktiksel performansları çok önemli. Kenan çizgide kalırken, Ferdi Zeki’den farklı olarak iç bindirme ile 3 numaradan 8 numaraya doğru, toplu ve topsuz iç koşuyla farklı bir zenginlik katmaktadır. Bazen asist, bazen de gol olarak sonuca gidebilmektedir.


Bizim en önemli sorunumuz Merih ve Abdülkerim’in oyun alanıdır. Her iki oyuncu da merkez alandan kenar koşulara doğru hamle yapmayı seven oyuncular olduğundan, merkez hattın bozulma riski çok yüksek. Özellikle bu kutu içinde olunca rakibe gol şansı fazlasıyla verilmektedir. Diğer sıkıntı, hamlelerde sürekli gereksiz atlama reaksiyonunun oluşmasıdır. Bazen karşı kalmak ve alan kapamak en iyi hamle olurken, tepki gösterilmesi altın alanın boşaltılması anlamına geldiğinde gol yememiz kaçınılmaz olur. Çünkü, altın bölge boşaldığı zaman 2. ve 3. koşullarla gelen oyuncular bile rahat skor yapabilmektedir.


Bunu çözmek için Montella genellikle merkez oyunculardan birini birinci bölgede set oyununa geçerken sağ bek ile Merih arasına kaydırarak bu alanın boşaltılmasına engel olmaktadır. Bu Avrupa Şampiyonası’nda Kaan oldu, Kosova maçında da İsmail oldu. Bunlar, elindeki zafiyeti giderme hamleleriydi. Montella bunları gidermek için çok çaba sarf etmektedir.


Temel sorun, oyuncu kalitemizdeki farklılıklar mevkilere göre dağıldığında zafiyetler çok net görülmektedir. Montella bunu gidermek için bu oyuncu kalitesinin önüne taktiksel bütünlüğü koyarak oyun bütünlüğünü yakalamaya çalışmaktadır. Başarılı olduk ve hem Avrupa Şampiyonası’na hem de Dünya Kupası’na katılmayı hak ettik.  Bu bir gerçektir.


Deniz ve Can için de bir parantez açmak gerek.

Her iki oyuncuyu da Montella sürekli kadroya çağırarak onları sürece dahil etti. Mekodanya maçında görünen her iki oyuncunun da Montella'nın oyununu benimseyip adapte olduklarıdır. Bu takım için önemli bir ayrıcalık ve katkıdır. Çünkü her iki oyuncunun altyapılarının yurt dışı olması bu zor süreç için bir ayrıcalık olmaktadır.


Dünya Kupa'sı bu yıl 48 takımdan oluşmaktadır. Bu çok sıkıntılı bir uygulama. FIFA denen suç örgütünün ticaret yapması için futbolcuları piyon olarak kullanması anlamına gelen bu uygulama ciddi sakatlıklara neden olacağından umarım süreç normal geçer. Trump’a barış madalyası takan İnfantino denen soytarı, kendi koltuğunu sağlama alıp FBI’ın radarına takılmamaya dikkat ediyor.


Gelelim şu kamp yerine…


Bizim takım neden Arizona’da kamp yapıyor?

İlk maç Kanada-Vancouver’da ve Arizona ile arasında 2000 km var! İkinci maç Santa Clara’da ve Vancouver ile arası 1300 km. Üçüncü maç Los Angeles’ta olmasına rağmen Santa Clara –Los Angeles arası bile 550 km. İlk iki maç için bu kadar km neden? Arizona’yı kim seçti? Siyaset mi? TFF mi? Çünkü iklim farklılıkları, beslenme ve dinlenme süresi tüm performansı etkiler.


Bu kadar eziyetten sonra, eğer Montella başarısız olursa, zaten kurşun askerler tetikte.

Yorumlar


bottom of page