top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Caner Öznesinde 'İğne ve Çuvaldız'

 

Fenerbahçe’de teknik kadronun otoritesini sarsacak eleştirileri ve saha içi disiplinsiz davranışları ile gündem konularından olan Caner Erkin’in takımdan gönderilmesi, kadro dışı kalması veya çok ciddi bir cezaya çarptırılması konuşuluyor.

 

Toplumsal açıdan bozuk bir futbol anlayışının, istenmedik davranışlara meyilli bir futbolcuyu nasıl antipatik bir insan haline getirdiğine şahit oluyoruz.

 

Caner Erkin’in karakter olarak; öfkesini sahaya hırs olarak yansıtan, çok konuşup düşünmeden hareket eden, kendi davranışlarını sorgulamayan, saha içi olumsuz davranışlarını değiştirmek aklına gelmeyen, örnek futbolcu olmaya çalışmayan, saha da mutlu olmayı bilmeyen, sinirli hali futbolundan çok konuşulan, takımı için önemli ama futbol severler için hayranlık uyandıran bir insan olmaktan uzak bir futbolcu görüntüsü bilinmedik bir şey değil.

 

Hakem ilişkilerine bakıldığında; kendisi için doğru olduğunu düşünmediği kararlarda sürekli itiraz ederek hakem kararlarını etkilemeye çalışan bir karakteri var. Yıllardır hakemle konuşmasının kendisine ve takımına yarar sağlamadığını anlamamakta direniyor.

 

Hakem takıntısı (Tek hedefi hakemler) var.

 

Çok konuşarak, hakemleri etkileyeceğini sanıyor.

 

Hakem kararlarına itiraz ederken oyunu unutuyor.

 

                        Caner Erkin’in oyun içinde futbol kültürünün içinde yer almadığı bir davranışla sürekli hakemlerle çok gereksiz konuşup tartışması, kendi ve oyun karakterinin bir parçası mı?

 

            Hakemleri baskı altına alarak oyunu yönetme isteği mi?

 

            Bu sorularının cevabı pek bilinmiyor. Ancak, yöneticiler için “hırçın”, antrenör için “endişe verici”, takım arkadaşları için “zor”, hakemler için “çekilmez”, taraftar için “antipatik”, futbol yorumcuları için “gündem” konusu bir futbolcu olduğu eleştirisi yapılıyor.

 

            Saha da gerekli/gereksiz sürekli konuşan Caner’in ‘nerede’, ‘ne zaman’ ve ‘nasıl’ konuşması gerektiğini bilmesi ‘nerede’, ‘ne zaman’ ve ‘neden’ susması gerektiğini öğrenmesi, en önemlisi ‘konuşma ile susma’ arasındaki dengeyi sağlaması isteniyor.

 

            Bu saptama ve önerilerin doğrulu onaylana bilir. Ancak ‘iğneyi kendimize çuvaldızı Caner’e batırdığımızda’ yıllardır üst düzey takımlarda futbol oynadığına göre olumlu futbol yeteneklerine sahip olmasına karşın, yetiştiği ve yaşadığı ortam, aldığı futbol kültürü, taraftar beklentilerinin (bir kısım bilinçli, sağduyulu taraftarı ayrı tutmak gerekiyor) bu istenmedik davranışlarında hiç mi payı yok?

 

Caner Erkin’in bu duruma gelmesinde, hakemleri baskı altına alırken destekleyenlerin, hakeme küfrettiği zaman alkışlayanların, kavga ettiği zaman tribüne çağrılıp üçlük çektirenlerin, hakemi yanılttığı zaman ‘helal olsun’ yorumlarının yapanların, yaptığı asistleri takım ruhuna uygun hareket etmemesine tercih edenlerin, sırtını sıvazlayanların hiç mi günahı yok?

 

Caner Erkin’in saha da başka türlü olamayacağı, kendisi öyle istediği için değil, kabul gördüğü için öyle davrandığını unutmamak gerekiyor.

 

Caner Erkin iyi futbol oynadığı zaman sorun olmayacak…

 

Takım, galip gelince tüm sorunlar halının altına süpürülüp, hatalar hoş görülüp, suçlar bağışlanacak…

 

Hakem ve rakiplere karşı saldırgan davranışları kazanma isteği ve hırs olarak kabul edilecek…

 

Fakat, aynı davranışlar takım içinde olduğu zaman teknik heyetin otoritesini sarstığı için ‘etik dışı’ olacak!

 

Fenerbahçe yönetimi ve teknik heyetinin bu tavrı, İsmet İnönü’nün "Hadi canım sende!" Sözünü anımsatıyor.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page