top of page
Varlık 2_4x_edited.png

TMOK Başkanı Orkestra Şefi Olmalı


Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi seçim sürecine dair son haftalarda kaleme aldığım yazıların ardından, “TMOK’a Radar” yaklaşımıyla beklentilerimi paylaşmıştım.

Şimdi ise yeni döneme dair bir başka önemli bakış açısını ifade etmenin zamanı geldi:

 

TMOK Başkanı, bir orkestra şefi olmalıdır.

 

Tek aday olarak seçime girecek Prof. Dr. Veli Ozan Çakır’ın listesine baktığımızda; yönetim kurulu, denetim, sicil, disiplin ve istişare kurulları ile birlikte yaklaşık 50 kişilik bir yapı görüyoruz. Seçim sonrasında Fair Play Kurulu, Anma ve Onurlandırma Komisyonu ve Hukuk Kurulu gibi yapılara yapılacak atamalarla bu sayı 80-90 kişiye ulaşacak. Buna ek olarak 50-60 kişilik profesyonel kadroyu da düşündüğümüzde oldukça geniş bir organizasyondan söz ediyoruz.

 

Ancak burada asıl dikkat çekmek istediğim nokta, bu yapıların dışında kalan TMOK delegeleridir.

 

TMOK Genel Kurulu, sadece seçim dönemlerinde hatırlanacak bir yapı değil; aksine son derece değerli bir birikimi, deneyimi ve gönüllü katkı potansiyelini barındırır. Bu düşüncemi kendi yaşadığım bir örnekle daha net ifade edebilirim:

 

Bir önceki seçim sürecinde Uğur Erdener seçim sonrası benimle çalışmak istediğini ifade etmişti. Aynı şekilde seçimi kazanan Ahmet Gülüm de benimle birlikte çalışmak istediğini belirtmişti. Her ikisine de (buradan bir kez daha teşekkür etmek istiyorum) verdiğim cevap aynıydı:

 

Bundan büyük mutluluk duyarım. Ancak TMOK delegesi olan herkes gibi ben de bu kuruma bir pozisyon beklemeksizin hizmet etmeyi tercih ederim.”

 

Elbette hepimiz görev yapmayı arzu ederiz; ama benim için esas olan, bir unvanın parçası olmaktan ziyade ; üretilen işin içinde yer almaktır.

 

Ancak bu yaklaşım, başka bir gerçeği de ortaya koyuyor:

TMOK Başkanları, sadece görev verdikleri isimleri değil, görev veremedikleri delegelerin de bilgi, tecrübe ve yetkinliklerini tanımalı ve bu potansiyelden nasıl yararlanacağını bilmelidir.

 

İşte tam da bu noktada “orkestra şefi” metaforu devreye giriyor.

 

Bir orkestra şefi;

Hangi enstrümandan hangi sesin çıkacağını bilir,

Kimin ne zaman devreye gireceğini öngörür,

Ahengi sağlar, dengeyi kurar ve bütünü yönetir.

 

Ne tek başına tüm sesi çıkarır, ne de hiçbir sesi duymazdan gelir.

 

TMOK Başkanı da aynı anlayışla hareket etmelidir. Önce içeride güçlü, katılımcı ve uyumlu bir yapı oluşturmalı; ardından bu gücü ülke içine ve uluslararası alana yansıtmalıdır.

 

Çünkü inanıyorum ki; içeride güçlü olmayan hiçbir yapı, dışarıda da etkili olamaz.

 

Her şey önderin nefesi kadar” sözüne yürekten inanırım. Ancak o nefesi güçlü kılan, liderin etrafındaki kadrolardır. Bu dengeyi kurmak ise doğrudan başkanın sorumluluğudur.

 

Artık TMOK’a yeni bir elbise dikme zamanı gelmiştir. Bu da ancak geniş bir uzlaşı, ortak akıl ve katılımcı bir anlayışla mümkündür.

 

Önceki yazımda da vurguladığım gibi, federasyon başkanları ve temsilcilerinin listelerde yer alması son derece kıymetlidir. Bu noktada bazı federasyonların doğrudan başkanlarıyla, bazılarının ise temsilcileriyle yer alması dikkat çekici bir çeşitlilik sunuyor.

Özellikle de burada Voleybol Federasyonu Başkanı Akif Üstündağ ve Atletizm Federasyonu Başkanı Ahmet Karadağ kadın temsilcileri ( Bahar Mert ve Ayşegül Baklacı) TMOK’a yönetim kurulu üyesi olarak teklif etmelerinin altını çizmek gerekiyor.

Yine aynı şekilde Golf Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören de temsilci olarak yönetim kurulu üyesini (Ahmet Olmuştur) TMOK’a temsilci olarak vermiştir..

 

Sonuç olarak;

TMOK Başkanı sadece yöneten değil, uyum sağlayan, birleştiren ve potansiyeli açığa çıkaran bir lider olmalıdır.

 

Tıpkı iyi bir orkestra şefi gibi…

Yorumlar


bottom of page