top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Tahtadan baraka

“Türk futbolu başarılı değil. Türkiye alt yapı konusunda 25 - 30 yıldır kendini kandırıyor.

 Futboldan çok para kazanıyoruz ama kulüplerimiz iflas halinde. Kötü yönetiliyorlar. Futbolcu yetiştirme konusunda sorun var. Türkiye futbol altyapısında hiçbir şey yapmıyor. Futbolcu kalitemiz düşüyor.

Türkiye Futbol Federasyonu kimin federasyonudur; başta Kulüpler Birliği Vakfı’nın, futbol kulüplerinin. Federasyon, 18 tane futbol kulübünün talebi doğrultusunda gidiyor. O halde bana göre 18 tane Süper Lig kulübünün kendine bir çeki düzen vermesi ve yanlışları görmesi lazım. Bana göre onlar isterse yabancı sayısı da azalır, yerli teknik direktöre ve alt yapıya destek de çoğalır. Onun dışında bu kulüplerimiz aldıkları paraları futbol dışındaki amatör branşlara da harcayabilirler.

Yurt dışında Avrupa kupalarında yokuz, milli takımda iyi değiliz. Öncelerde daha az yabancı oyuncu ve yerli teknik adamlarla, hem Avrupa kupalarında, hem de milli takımda çok daha başarılı olduk. O halde aklın yolu bir. Yanlışın nerede olduğuna bakmamız lazım.

Eğer kulüpler kararlılıkla bu işe müdahale eder ve ’biz böyle istiyoruz’ derlerse, federasyon zaten onların federasyonu. Burada federasyon kadar futbol kulüplerimizin talebi de çok önemlidir. Bu kalitesizliğe düşmemizde herkesin ne kadar payı var bakması lazım.  Yeter ki bu iradeyi ortaya koyalım ve doğruların arkasında duralım. Ama maalesef, günlük politikalarla tribünlerin yanlış taleplerini yerine getirmek için har vurup harman savurmakla hiçbir şey olmaz”

Sözün özü, “kulüpler mali olarak iyi yönetilmiyor, hem Federasyon hem kulüpler futbolun yapısal sorunlara çözüm üretmek yerine trübinlere oynuyor”

Bir ülkenin spordan sorumlu en yetkin ismi gelişmiş ülkelerinde futbol dünyasında büyük tartışma çıkarabilecek, herkesin üzerinde düşünmesi ve söz söylemesi gereken değerlendirmeler yapıyor. Bir bakıma Türk futbolunu bugün içinde bulunduğu durumu “tahtadan baraka”ya benzetiyor Bakan Özak..

Peki, Mehmet Demirkol’un köşesi ve birkaç kısa haber dışında bu değerlendirmeler ne kadar “işleniyor.”

         Her biri manşet olacak bu sözler dünyanın her yerinde haber değil midir? Eğer spor basının çoğunluğu tarafından bu sözler haber yapılmıyorsa bu da bir haberdir..

         Oysa bundan yaklaşık 1 yıl önce İngiltere Spor Bakanı Futbol Federasyonu’na hitaben yazdığı mektupta İngiltere futbolundaki reformları geciktirdiğinden dolayı uyararak “Federasyon kendi evine çeki düzen vermeli, aksi halde bundan futbol zarar görecek” deyince ortalık bir hayli   karışmıştı.

 

        Daha da önemlisi  bu sözler niye muhatapları tarafından duymazdan geliniyor?

Artık kulüplerin medya üzerindeki hegemonyası öyle bir boyut aldı ki, statükoyu değiştirmeye yönelik “ortada bir yanlış var, bunu düzeltmek lazım” dediğinizde “onların yanlışları bizim doğrularımızdan bile doğrudur” cevabı duyacağınızı hissediyorsunuz. 

Kulak beyine kalpten daha yakın.

Duygulara değil, söylenenlere kulak kesilip üzerinde düşünmek lazım.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page