Spor Faaliyetinin Vergisel Çerçevesine Dair Güncel Değerlendirmeler (II)

İlk bölümümüzde özetle; Türkiye'de 2026 yılı itibarıyla 15 milyona yaklaşan lisanslı sporcu, 26 binin üzerinde spor kurumu ve 64 federasyonun yer aldığı geniş ekosistemi ele alarak spor faaliyetlerinde amatör ve profesyonel ayrımının hukuki ile vergisel zeminini sizler için çerçeveledim. Bu kapsamda, 7405 sayılı Kanun ve TFF mevzuatı dâhilinde kulüplerin dernek veya anonim şirket yapılanmalarını, federasyonların özerk statülerini ve futbol dışı branşlarda profesyonelleşme süreçlerini inceledik. Ayrıca, sporcuların, teknik adamların ve hakemlerin elde ettiği gelirlerin Gelir Vergisi Kanunu (özellikle Geçici 72. madde) ve KDV Kanunu karşısındaki mükellefiyet durumlarını; sporcu ücretlerinden yapılan tevkifat oranlarını, 2026 yılı için belirlenen 5.300.000 TL'lik yıllık beyanname verme sınırını ve kesilen vergilerin amatör branşlara iadesi mekanizmasını detaylandırdım.
Yazımızın ikinci ve son bölümünü ise aşağıda sizlerle paylaşıyorum.
2.9.2. Menkul Sermaye İradı Gelirleri: GVK’nın 94 üncü maddesinin birinci fıkrasının (8) numaralı bendinde kanunla kurulan dernek ve vakıflar, Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, kamu menfaatine yararlı dernekler ile dernek ve vakıf olmamakla birlikte; odalar, borsalar, meslek örgütleri ve bunların üst kuruluşları, siyasi partiler, emekli ve yardım sandıkları gibi vergi uygulamalarında dernek ve vakıf olarak kabul edilenler hariç, dernek ve vakıflar ile tam mükellef kurumlara ödenenler dahil, mevduat hesaplarına yürütülen faizlerden gelir vergisi tevkifatı yapılacağı hükmüne yer verilmiştir.
2.9.3. KDV Tevkifatına Tabi İşlemler:KDV tevkifatı spor faaliyetiyle uğraşan kurumları ilgilendiren boyutuyla 4 başlık altında işlenilmektedir. Bunlar;
1-Spor Faaliyeti İle Uğraşan Tüm Kurumların Vergi Kesintisi Yapmaktan Dolayı Sorumlu Oldukları Tam Tevkifat Uygulamasına Dair İşlemler,
2- Amatör Spor Kulüpleri Tarafından Verilen Reklâm Hizmeti,
3- Spor Faaliyeti İle Uğraşan Kurumlara Yapılan Yayın, Reklâm Ve İsim Hakkı Gelirlerine Konu İşlemlere Dair Ödemeler Üzerinden Kısmi Tevkifat Uygulaması,
4- Yalnızca Payları BİST’te İşlem Gören Spor Faaliyeti İle Uğraşan Şirketler Tarafından Yapılacak KDV tevkifatına Tabi İşlemler
olarak sınıflandırılabilir.
2.9.3.1.Tam Tevkifat Uygulamasına Dair İşlemler: Bu kapsamındaki işlemlerde, işlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV'nin tamamı, mal veya hizmetin alıcıları tarafından tevkifata tabi tutulacaktır.
2.9.3.1.1. Sporcu Transferi, Menajerlik, Danışmanlık, Arabuluculuk Gibi İkametgâhı, İşyeri, Kanuni Merkezi Ve İş Merkezi Türkiye’de Bulunmayanlar Tarafından İfa Edilen Ve Türkiye’de Faydalanılan Hizmetler : KDVK’nın 1’inci maddesine göre bir hizmetin KDV'nin konusuna girebilmesi için Türkiye'de ifa edilmesi gerekmektedir. Aynı Kanunun (6/b) maddesinde ise Türkiye'de yapılan veya faydalanılan hizmetlerin Türkiye'de ifa edilmiş sayılacağı hükme bağlanmıştır. Buna göre, ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi Türkiye'de bulunmayanların Türkiye'de yaptığı hizmetler ile bunların yurt dışında yaptığı ancak Türkiye'de faydalanılan hizmetler KDV'ye tabi olacaktır. Bu gibi hizmet ifalarında mükellef, esas olarak hizmeti ifa eden olmakla birlikte, Türkiye'de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmadığından, KDV'nin tamamı, hizmetten faydalanan yurt içindeki muhatap tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecektir. Menajerlik, danışmanlık, avukatlık, arabuluculuk gibi hizmet ifalarına bu başlık altında örnek olarak verebiliriz.
Yurt dışında yapılıp yurt dışında faydalanılan saha veya kamp yeri kiralanması, nakliye, konaklama, yeme-içme gibi hizmet ifalarında sorumlu sıfatıyla KDV beyan edilmeyecektir.
KDV'nin sorumlu sıfatıyla beyan edilmesi için hizmetten Türkiye'de faydalanan muhatabın KDV mükellefi olması şart değildir. KDV mükellefiyeti bulunmayanlar da söz konusu hizmetler nedeniyle KDV tevkifatı yaparak 2 No.lu KDV beyannamesi ile beyan etmek ve ödemek zorundadır.
2.9.3.1.2. Kiralama İşlemleri : KDV Kanunu’nun (1/3-f) maddesine göre, GVK’nın 70’inci maddesinde belirtilen mal ve hakların kiraya verilmesi işlemleri KDV'nin konusuna girmektedir. Buna göre, söz konusu mal ve hakların kiraya verilmesi işlemi, ticari, sınaî, zirai ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde verilen bir hizmet olmasa dahi KDV'ye tabi olacaktır.
Bu kiralama işlemleri ile ilgili KDV;
- Kiraya verenin başka faaliyetleri nedeniyle KDV mükellefiyetinin bulunmaması (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dâhildir),
- Kiracının KDV mükellefi olması (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dâhil değildir),
şartlarının birlikte var olması halinde, kiracı tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.
KDV'ye tabi olan kiralama işlerinde kiraya verenin başka faaliyetleri dolayısıyla KDV mükellefi olması halinde, sorumluluk uygulaması söz konusu olmayacak; kiraya veren, kiralama faaliyetlerine ait KDV'yi diğer faaliyetleri ile birlikte genel esaslara göre beyan edecektir. Faaliyetleri sadece 2 No.lu KDV beyannamesi vermelerini gerektirenler bu kapsamda mütalaa edilmeyecektir.
Yukarıda belirtilenler hariç kiracının KDV mükellefi olmaması halinde de (faaliyetleri sadece 2 No.lu KDV beyannamesi vermelerini gerektirenler de bu kapsamda mütalaa edilecektir) kira bedeli üzerinden hesaplanan KDV, kiraya veren tarafından mükellef sıfatıyla beyan edilecektir. Kiraya verenin başka nedenlerle KDV mükellefiyeti olmaması bu uygulamaya engel değildir.
Kiralama işleminin KDV'den müstesna olması halinde, mükellef veya sorumlu sıfatıyla KDV beyan edilmeyecektir. Örnek: GVK’nın 70 inci maddesinde sayılan mal ve haklar arasında yer alan gayrimenkullerin kiralanması işlemleri, bir iktisadi işletmeye dahil olmamaları şartıyla, KDV Kanunu’nun (17/4-d) maddesine göre KDV'den müstesnadır.
Dolayısıyla, bir iktisadi işletmeye dahil olmayan gayrimenkullerin kiralanması işlemlerinde KDV ve sorumluluk uygulaması söz konusu olmayacaktır.
2.9.3.1.3.Amatör Spor Kulüpleri Tarafından Verilen Reklâm Hizmeti: KDV mükellefi olan gerçek veya tüzel kişilerin (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir), KDV mükellefiyeti olmayan amatör spor kulüplerine, oyuncularının formalarında gösterilmek üzere reklâm vermektedir.
Bu şekilde reklâm verme işlemleri ile ilgili KDV, reklâm hizmeti verenlerin KDV mükellefi olmaması halinde, reklâm hizmeti alanlar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.
2.9.3.2.Kısmi Tevkifat Uygulamasına Dair İşlemler: İşlem bedeli üzerinden hesaplanan KDV'nin tamamı değil, bu işlemler için izleyen bölümlerde belirlenen orandaki kısmı alıcılar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenecek; tevkifata tabi tutulmayan kısım ise satıcılar tarafından mükellef sıfatıyla beyan edilip (beyannamede ödenmesi gereken KDV çıkması halinde) ödenecektir. Kısmi tevkifat uygulanacak işlemler, söz konusu bölümlerde belirtilenlerle sınırlı olup, bunlar dışındaki işlemlerde işleme muhatap olanlar tarafından kısmi tevkifat yapılmayacaktır.
Kısmi tevkifat uygulaması kapsamında KDV tevkifatı yapmak üzere sorumlu tutulabilecekler aşağıda iki grup halinde sayılmış olup, tevkifat uygulaması kapsamındaki her bir işlem bazında tevkifat yapacaklar, söz konusu gruplardan birine veya ikisine veyahut söz konusu gruplar kapsamında olan bazı sorumlulara atıf yapılmak suretiyle Tebliğin ilgili bölümlerinde belirtilmiştir.
a) KDV mükellefleri (sadece sorumlu sıfatıyla KDV ödeyenler bu kapsama dahil değildir.)
b) Belirlenmiş alıcılar (KDV mükellefi olsun olmasın) ki bunlar:
…
- Payları Borsa İstanbul (BİST) A.Ş.’nde işlem gören şirketler,
Belirlenmiş alıcıların birbirlerine karşı yaptıkları teslim ve hizmetlerde (şirketleşenler dahil profesyonel spor kulüplerince yapılanlar hariç), KDV tevkifatı uygulanmaz.
Tespit edilen tutarı aşan işlemlerde KDV tevkifatı zorunluluğundan kaçınmak amacıyla bedel parçalara ayrılamaz, aynı işleme ait bedellerin toplamı dikkate alınarak bu sınırın aşılması halinde tevkifat yapılır. Tevkifat zorunluluğundan kaçınmak amacıyla, birden fazla fatura düzenlenmek suretiyle bedelin parçalara bölündüğünün tespiti halinde vergi dairelerince, bütünlük arzettiği anlaşılan alımların toplamının yukarıda belirtilen sınırı aşıp aşmadığına bakılarak gerekli işlemler yapılır.
Profesyonel spor kulüplerince (şirketleşenler dahil) yapılan, KDV Uygulama Genel Tebliği’nin (I/C-2.1.3.2.9.2.) bölümü kapsamında yer alan aşağıdaki işlemlerde, KDV mükellefleri ve belirlenmiş alıcılar tarafından (9/10) oranında KDV tevkifatı uygulanır.
Profesyonel spor kulüpleri (şirketleşenler dahil);
- Sponsorluk yoluyla veya reklâm almak (reklam alanları ve panolarının kiralanması dahil) suretiyle reklâm gelirleri,
- Spor müsabakalarının veya kulüple ilgili faaliyetlerin yayınlanması suretiyle yayın geliri,
- Toplumsal şans oyunları ve diğer faaliyetlerde kulüp isminin kullanılmasına izin verilmesinden dolayı isim hakkı, geliri elde etmektedirler.
Spor kulüplerinin genel oranda KDV’ye tabi olan bu gelirlerine konu işlemleri nedeniyle hesaplanan KDV’nin (9/10)’u işlemin muhatapları (reklâm hizmeti alanlar, yayın faaliyetini gerçekleştirenler, isim hakkını kullananlar vb.) tarafından tevkifata tabi tutulacaktır.
2.9.4. Kurumlar Vergisi Tevkifatına Tabi İşlemler: Sporcu oynama haklarının devrinde spor kulüpleri arasında gerçekleştirilen 4 tür ödemeden bahsetmemiz gerekir. Bunlar;
i-Sözleşmesi devam eden sporcunun transferi için "önceki kulübüne sözleşme fesih bedeli olarak" ödenen paralar,
ii- Yetiştirme Tazminatı Ödemeleri,
iii-Dayanışma Katkısı Ödemeleri,
iv-Geçici Transfer (Kiralama) Nedeniyle Ödenen Kira Bedelleri.
Talimatın 2/y bendinde tanımlandığı biçimiyle, son dönemde sıklıkla karşılaşılan ve sözleşme fesih bedeli olarak adlandırılan temel transfer ödemesi (bonservis), sözleşme ihlalinden kaynaklanan tazminatlardan farklı olarak; sözleşmenin karşılıklı sona erdirilmesi ve futbolcunun transferinin sağlanması karşılığında, futbolcunun yeni kulübünün eski kulübüne ödediği veya ödemeyi taahhüt ettiği tazminat TRANSFER TAZMİNATI olarak adlandırılmıştır.
Diğer taraftan örnek olsun UEFA Kulüp Lisans ve Finansal Sürdürülebilirlik Talimatı ve amaçları doğrultusunda UEFA müsabakalarına katılacak kulüplerin sağlamaları gereken asgari kriterleri, ulusal kulüp lisans ve finansal sürdürülebilirlik sistemi kriterlerini, kriterleri yerine getirmeyen kulüplere uygulanacak yaptırımları ve finansal sürdürülebilirlik esaslarını düzenlemek olan ve TFF Yönetim Kurulu’nun 08.12.2022 tarih ve 44 sayılı toplantısında kabul edilmiş ve 30.12.2022 tarihinde TFF’nin resmi internet sitesinde yayınlanarak yürürlüğe girmiş bulunan “KULÜP LİSANS VE FİNANSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK TALİMATI” düzenlemeleri uyarınca; i-Transfer bedeli Yetiştirme tazminatı ve dayanışma katkı payı dahil olmak üzere, futbolcu tescili için diğer kulüplere ödenen ve/veya ödenecek olan bedellerdir (Talimat Madde 1/h).
ii-Futbolcu tescil hakları maliyeti Kulüp içindeki gelişmeler veya diğer masraflar hariç, bir futbolcunun tescili için ödenen veya ödenmesi gereken tutarlar şunları içermektedir.· Transfer bedeli; · Futbol menajeri ücreti ve · Futbolcu tescili için doğrudan doğruya maliyete intikal eden diğer masraflar, örneğin transferle ilgili harçlar(Talimat Madde 1/m).
VUK, KDVK, KVK, TTK, SPK düzenlemeleri uyarınca söz konusu bedellerin gayri maddi hak niteliği açık olduğu, bu biçimde kayıtlara alınarak, değerleneceği ve itfa olunacağı tabii olduğundan, spor kulüplerinin/A.Ş.’lerin sporcu transfer nedeniyle ödedikleri tazminat ve bedelleri, sözleşme süresi dahilinde gayrimaddi bir hak satın alınması işlemi dışında düşünmek zorunludur.
Bu itibarla, sporcu satışı nedeniyle, yurt dışında yerleşik spor kulübünün, Türkiye’de yerleşik spor kulübü/anonim şirketten elde etmekte olduğu tazminat ya da gelirin brüt tutarı, G.V.K.’nın 7’nci ve maddesindeki (değerlemenin Türkiye’de yapılması) düzenlemesi gereği, dar mükellef kurumun Türkiye’de elde etmiş bulunduğu kazanç olarak değerlendirmek gerekir.
Bu bağlamda elde edilen bu kazanç, KVK’nın 30’uncu maddesi uyarınca (telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, alameti farika, …. GİBİ gayrimaddi hakların satışı, devri ve temliki mukabilinden alınan bedel kapsamında) vergi kesintisine tabi olacak, kesintinin yapıldığı ayı takip eden ayın 20’nci günü akşamına dek, ödemeyi yapan Türkiye’de yerleşik spor kulübü/A.Ş. tarafından vergi dairesine beyan edilecektir.
Sporcunun kiralanması işleminde de, yurt dışındaki futbol kulübünün (başkaca bir gelir nedeniyle beyanname vermesi gerekmiyorsa, kiralama bedeli olarak elde etmiş bulunduğu tutar üzerinden KVK’nın 30'uncu maddesi gereği (2009/14593 sayılı B.K.K. ile ve finansal kiralama işlemlerinden kaynaklı olanlar hariç) %20 oranında (yurt dışı yerleşik kurumun bulunduğu ülke ile yapılan ÇVÖA varsa bu anlaşmada belirlenen oran üzerinden) Kurumlar Vergisi tevkifatlarının yapılması gerekir. Tevkifat matrahı, tevkifata tabi kazancın gayri safi tutarıdır.
Konuyla ilgili olarak, ödemenin tarafı olan yani oynama hakkını devreden spor kulübünün yerleşik olduğu ülke ile akdedilen ÇVÖA hükümlerinin de dikkate alınması ve vergi kesintisi oranının da ilgili anlaşma ile belirlenen oran olarak uygulanması gerekmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından verilen özelgelerde de, yasal düzenlemeler koşut bir idari yaklaşım sergilenmiş ve oynama hakkı devri nedeniyle yapılacak ödemelerden vergi kesintisi yapılması gerekliliği vurgulanmıştır
2.10. Spor Faaliyetlerine, Sporculara ve Spor Kulüplerine Tanınan Vergi Ayrıcalıkları:
2.10.1. Spor Kulüplerinin İdman ve Spor Faaliyetlerine İlişkin Kurumlar Vergisi Muafiyeti: Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinde “Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü ile özerk spor federasyonlarına tescil edilmiş (1 ) spor kulüplerinin idman ve spor faaliyetlerinde bulunan iktisadî işletmeleri ile (2) sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketlerin vergiden muaf bulundukları belirtilmiştir.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun l inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendidüzenlemesine göre, dernek veya vakıflar tüzel kişiliği itibarıyla kurumlar vergisinin kapsamı dışında olup, yalnızca dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmeler kurumlar vergisinin mükellefidirler.Dolayısıyla 7405 ve 5253 sayılı yasal düzenlemeler uyarınca kurulan “spor kulübü dernekleri” kurumlar vergisi mükellefi olarak kabul edilmediğinden, bunların doğrudan vergi kanunlarına tabiiyetinden ve dolayısıyla vergi muafiyetlerinden de bahsedilemez.
1 seri No'lu KVK Genel Tebliği’nin (4.12) bölümünde,
“…
Öte yandan, transfer ve bonservis gelirleri, saha reklam gelirleri, maç bileti satışları, sporcuların formalarına aldıkları reklamlar, maç yayın hakkının satılması faaliyetleri de idman ve spor faaliyeti kapsamında değerlendirilecektir.
Örneğin; Türkiye Futbol Federasyonuna tescil edilmiş bir spor kulübünün, idman ve spor faaliyetlerine bağlı olarak maç bileti satışları, sporcuların formalarına aldıkları reklamlar, maç yayın hakkının satılması gibi faaliyetleri muafiyet kapsamında değerlendirilecektir. Ancak, kulübün söz konusu idman ve spor faaliyetlerinin yanı sıra forma, ayakkabı ve diğer malzeme satışı, otopark, benzin istasyonu, restoran, otel, büfe ve plaj işletmeciliği yapması durumunda, idman ve spor faaliyetleri dışındaki faaliyetler ayrı bir iktisadi işletme olarak kurumlar vergisine tabi tutulacaktır.”
Spor kulüplerinin ve A.Ş.’lerin idman ve spor faaliyetlerinin yanı sıra forma, ayakkabı ve diğer malzeme satışı, otopark, benzin istasyonu, restoran, otel, büfe ve plaj işletmeciliği yapması durumunda, idman ve spor faaliyetleri dışında kalan bu faaliyetlerin ayrı bir iktisadi işletme olarak kurumlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir.
7405 sayılı Kanun uyarınca spor kulüpleri, ki bence bunlar kulüp/derneğe ait iktisadi işletmeler olmalıdır ve spor anonim şirketleri, tüzüklerinde veya esas sözleşmelerinde belirtilen amaçlarını ve bu Kanunda yer alan görevlerini gerçekleştirmek için aşağıdaki gelir kaynaklarından yararlanır:
a) Üye aidatları
b) Sponsorluk gelirleri
c) Sporcu transferlerinden alınan ücretler
ç) Sporcu yetiştirme tazminatları
d) Sporcu eğitimi, kurs ve benzeri ücretler
e) Faaliyetlere katılım bedelleri
f) Müsabaka hâsılatları
g) Yayın gelirleri
ğ) Sahibi veya ortağı olduğu şirketler ile işletmelerden elde edilen gelirler
h) Toplantı ve benzeri faaliyetlere ilişkin gelirler
ı) Reklam gelirleri
i) Kira gelirleri
j) Spor müsabakalarına dayalı bahis ve şans oyunlarından elde edilen isim hakkı gelirleri
k) Bağış ve yardımlar
1) Spor dışı faaliyetlere ait gelirler
m) Finansman gelirleri
n) Öz sermaye katkıları
o) Diğer benzeri gelirler
(2) Spor kulüpleri ve spor anonim şirketleri, tüzüklerinde veya esas sözleşmelerinde belirtilen amaçlarını ve bu Kanunda yer alan görevlerini gerçekleştirmek için aşağıdaki giderlerde bulunabilir:
a) Satış ve malzeme giderleri
b) Mağaza giderleri
c) Sporculara ve diğer personele yapılan ödemeler
ç) Sporcu transferi giderleri
d) Faaliyetlere katılım ve müsabaka giderleri
e) Kiralama ve finansal kiralama giderleri
f) İdari giderler
g) Varlıkların kullanım haklarından kaynaklanan amortisman giderleri
ğ) Spor dışı faaliyetlere ait giderler
h) Finansman giderleri ve kâr payı dağıtımları
ı) Gençlik geliştirme faaliyetlerine yapılan giderler ve altyapı giderleri
i) Sosyal sorumluluk faaliyetleri kapsamında yapılan giderler
j) Diğer benzeri giderler
Münhasıran yukarıda sayılanlar nedeniyle ki aidat, yardım ve bağış gibi bir kısmı yalnızca dernekler tarafından elde edilebilinir.
Dolayısıyla mevcut yasal düzenleme gereği, kapsama giren spor kulüplerinin/A.Ş.’lerin üzerinde herhangi bir bir kurumlar vergisi yükü bulunmamaktadır.
2.10.2. Sponsorluk Harcamalarında Vergi İndirimi:
i-3289 Sayılı Gençlik ve Spor Hizmetleri Kanunu’nun Ek 3'üncü Maddesi,
ii- Gelir Vergisi Kanununun (GVK) 89/8'inci Maddesi,
iii-Kurumlar Vergisi Kanununun (KVK) 10/1-b Maddesi,
iv-1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinin "10.3.1. Sponsorluk harcamaları" başlıklı bölümü,
v- 16.06.2004 tarih ve 25494 sayılı R.G.’de yayımlanan SGM Sponsorluk Yönetmeliği,
vi-26.04.2022 tarih ve 31821 sayılı R.G.’de yayımlanan 7405 sayılı “Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu düzenlemeleri uyarınca; 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17.6.1992 tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının; amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için % 50'si yıllık beyanname ile bildirilen gelirden indirilebilecektir.
1 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “10.3.1. Sponsorluk harcamaları” bölümünde;
“Sponsorluk harcamaları, ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkili olmayan veya ilişkisi ölçülemeyen, sosyal amacı öne çıkan harcamalar olup ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkili olan reklam harcamalarından farklılık arz etmektedir.
Sponsor olan kurumun adının anılması koşuluyla,
- Resmi spor organizasyonları için yapılan saha, salon veya tesis kira bedelleri,
- Sporcuların iaşe, seyahat ve ikamet giderleri,
- Spor malzemesi bedeli,
- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün uygun göreceği spor tesisleri için yapılan ayni ve nakdi harcamalar,
- Sporcuların transfer edilmesini sağlayacak bonservis bedelleri,
- Spor müsabakaları sonucuna göre sporculara veya spor adamlarına prim mahiyetinde ayni ve nakdi ödemeler gibi harcamalar sponsorluk harcaması olarak değerlendirilecektir.
Spor sahalarına, sporcuların veya diğer ilgililerin spor giysilerinin ya da spor araç ve gereçlerinin üzerine yazılı veya elektronik sinyaller yardımıyla sanal olarak kurumun tanıtımının yapılmasını sağlayacak amblem, marka, isim ve benzeri işaretler konulması gibi doğrudan ticari fayda sağlayan ve kurumun tanıtımını amaçlayan harcamalar ise reklam harcaması olarak değerlendirilecektir.
Ayrıca, sponsorluk faaliyetinin yanında reklam ve tanıtım amacını da içeren işlemler nedeniyle yapılan harcamaların, sözleşmede belirtilmek ve emsaline uygun olmak şartıyla, reklam ve sponsorluk harcamaları olarak ayrıştırılabilmesi mümkündür. Örneğin, bir kurumun, bir kulübe bonservis bedelini karşılayarak transfer ettiği bir sporcuyu aynı zamanda şirketin veya ürünlerinin tanıtımına yönelik reklamlarda kullanması halinde, reklam faaliyetine ilişkin harcamalar, bonservis bedelinden sözleşmede belirtilmek ve emsallerine uygun olmak şartıyla ayrıştırılabilecek ve reklam gideri olarak dikkate alınacaktır.
Sponsorluk uygulamasına ilişkin usul ve esaslar, 16/6/2004 tarih ve 25494 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Sponsorluk Yönetmeliğinde düzenlenmiştir. Buna göre, gerçek ve tüzel kişiler, federasyonlara, gençlik ve spor kulüplerine veya sporculara, spor tesisleri ve faaliyetlerine ilişkin olarak anılan Yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar dahilinde sponsor olabileceklerdir.
Yönetmeliğin 8 inci maddesine göre sponsorluk hizmeti alan ile sponsor arasında her iki tarafın hak ve yükümlülüklerini içeren yazılı bir sözleşme yapılması gerekmekte olup sponsorlar ile sözleşme yapmaya sponsorluk hizmetini alan kişi, kurum veya kuruluş yetkilidir. Yapılacak sözleşmede yer alması gereken bilgiler anılan maddede belirtilmiştir.
Yönetmeliğin 4 ve 13 üncü maddelerinin tetkikinden de anlaşılacağı üzere, sponsorluk hizmetini alan kişi, kurum ve kuruluşlara ayni ya da nakdi olarak verilen desteklerin, Vergi Usul Kanunu uyarınca düzenlenmiş belgelere bağlanmasının zorunlu olduğu hususunda özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Anılan Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde “belge”, sponsorluk ve reklam hizmet ve işlemlerine ilişkin belge; “nakdi destek”, sponsor tarafından sponsorluğu alana yapılan parasal ödeme; “ayni destek” ise sponsorluk konusu işle ilgili olarak sponsor tarafından yapılan mal ve hizmet alımlarına ilişkin harcama olarak tanımlanmıştır.
Yönetmeliğin 12 nci maddesinde ise sponsorluğa konu hizmet ve işle ilgili yüklenilen sponsorluk bedelinin sponsor tarafından bizzat harcanabileceği gibi bu bedelin sponsorluğu alanın hesabına da yatırılabileceği; sponsorluğu alan tarafından gelir kaydedilen bu tutara ilişkin harcamalarda ise sponsorluğu alanın tabi olduğu mevzuat hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir
Sponsorluk hizmetini alan kişi, kurum ve kuruluşlara sponsorlarca nakdi bir destekte bulunulması ve bu desteğin de hizmeti alanlar adına açılmış bir banka hesabına yatırılmış olunması durumunda, sponsorlara yatırılan tutarlar için bankalar tarafından verilecek makbuz veya dekontun yapılan bağışın tevsik edici belgesi olarak kabul edilmesi gerekir. Ancak, banka dekontu veya makbuzda paranın “sponsorluk amacıyla” yatırıldığına dair bir ifadeye yer verilmesi şarttır.
Söz konusu nakdi desteğin; sponsorluk hizmeti alanlara nakden elden teslim edilmiş olması halinde ise hizmeti alan kişi, kurum ve kuruluşlarca düzenlenecek alındı makbuzu, bağışa ilişkin tevsik edici belge olarak kabul edilebilecektir.
Diğer taraftan, desteğin nakdi olarak değil de ayni olarak yapılmış olunması durumunda;
- İşletmenin varlıklarından ayni olarak yapılan desteğin sponsorluk hizmetini alan kişi, kurum ve kuruluşlara teslim edilmesi halinde, teslimi yapılan değerler için fatura düzenlenmesi; faturada, teslimin sponsorluk maksatlı olduğuna, teslimi yapılan değerlerin cinsi, nev’i ve miktarına ilişkin olarak tereddüde mahal bırakmayacak bilgilere yer verilmesi; faturanın hizmeti alanlar adına düzenlenmiş olunması; faturanın arka yüzünün de hizmeti alan kişilere veya kanuni temsilcilerine imzalatılmış olunması,
- Ayni değerlerin, mükelleflerce dışarıdan sağlanarak sponsorluk hizmeti alanlara bağışlanmış olması durumunda da hizmeti alanlarca teslim alınacak bu değerler için alındı makbuzunun düzenlenmesi ve makbuzda, bağışlanan kıymetlerin değerlerinin, cinsinin, miktarlarının, adedinin v.b. hususların tereddüde mahal bırakmayacak şekilde yer alması şarttır.
Ayrıca, bağışlanan değerlere ilişkin olarak mükellefler adına düzenlenmiş olan faturaların arka yüzünün de yukarıda belirtilen açıklamalar dahilinde hizmeti alan kişi veya kanuni temsilcilere imzalatılmış olması gerekmektedir.
Ancak, makbuz karşılığı olmaksızın yapılan bağış veya yardımların mükelleflerce indirim olarak dikkate alınabilmesi mümkün değildir.
Sponsorluk Yönetmeliği kapsamında ayni ya da nakdi olarak yapılan harcamalar, kurumlar vergisi mükelleflerince harcamanın yapıldığı yılda indirim olarak dikkate alınabilecektir. Yukarıda kapsamı belirtilen sponsorluk harcamalarının indirimi için söz konusu beyannamelerin ekinde herhangi bir belgenin ibraz zorunluluğu bulunmamaktadır.
Gerçek ve tüzel kişiler, süresiz bir şekilde sponsor olamayacakları gibi; bunların herhangi bir şekilde vergi borçları da bulunmamalıdır. Bu nedenle kurumların sponsor olabilmeleri için bağlı bulundukları vergi dairesine müracaat ederek, vergi borcu olmadığına dair bir yazı almaları ve yapılan sponsorluk sözleşmesinin bir örneğini ilgili vergi dairesine vermeleri gerekmektedir.
Sponsorların, sponsor olunan dönemlerde tahakkuk eden vergi borçlarını ödememeleri halinde, ilgili vergi dairesi durumu derhal bir yazı ile bulunulan mahaldeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bildirecektir.” açıklamalarına yer verilmiştir.
Söz konusu sponsorluk harcamalarının beyanname üzerinde indirim konusu yapılabilecek olması nedeniyle, bu tutarların kanunen kabul edilmeyen gider olarak beyannameye eklenmesi akabinde kurum kazancının/gelirin bulunması halinde indirim konusu yapılması gerekir.
Sponsorluk gideri tutarının indirimi için esas alınan kurum kazancı, zarar mahsubu dahil giderler ile iştirak kazançları istisnası düşüldükten sonra, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki [Ticari bilanço kârı – (iştirak kazançları istisnası + geçmiş yıl zararları)] tutardır.
-Mükellefler tarafından beyannamede indirim konusu yapılan sponsorluk harcamalarına ilişkin sözleşmeler kontrol edilerek söz konusu harcamanın 1 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde belirtilen sponsorluk harcaması kapsamında olup olmadığı,
-Sponsor olan kurumun vergi borcu bulunmaması gerektiğinden, vergi dairesi kayıtlarından mükellefin borç kaydı olup olmadığı,
-Sponsorluk Yönetmeliği kapsamında yapılan sponsor harcamalarının, harcamanın yapıldığı dönemde indirim konusu yapılması gerektiğinden, beyannamede indirim olarak dikkate alınan tutarların dönemsellik ilkesine uygunluğu,
-Süresiz bir şekilde sponsor olunamayacağı için, sponsor olunan dönemin sponsorluk sözleşmelerinde belirtilip belirtilmediği,
-Sponsorluk harcamalarının beyannamede kazancın/gelirin bulunması halinde indirim konusu yapılabilecek olması nedeniyle, dönem içerisinde gider hesaplarına intikal ettirilen tutarların beyannamede kanunen kabul edilmeyen gider olarak beyan edilip edilmediği,
- İndirim oranının tespitinde belirleyici olan profesyonel ve amatör ayrımında KDV Uygulama Genel Tebliğinde belirtilen açıklamalar ile sözleşme içeriği karşılaştırılmalı, indirim oranının doğru uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilmesi önemlidir.
2.10.3. Ödenen Ücretlerde Gelir Vergisi İstisnası:
2.10.3.1. Milli Müsabakalara İştirak Eden Amatör Sporculara Ödenen Ücretlerde İstisna: GVK’nın 23 üncü maddesinin (15) numaralı bendine göre, 100 (yüz) ve daha aşağı sayıda işçi çalıştıran işyerlerinde 1 (Bir), 100’den (Yüz) fazla işçi çalıştıran işyerlerinde 2 (iki) amatör sporcu çalıştıranların, her yıl millî müsabakalara iştirak ettiklerinin belgelenmesi ve bu amatör sporculara ödenen ücretler, asgari ücretin iki katını aşmamak kaydıyla, gelir vergisinden müstesnadır. Bu istisna, gerçek veya tüzel kişiler bakımından geçerli olduğu gibi, kamu idare ve müesseselerinde çalışan sporcular hakkında da uygulanır.
147 seri numaralı GVK Genel Tebliği’nin 1/d kısmındaki açıklamalara göre; istisnanın uygulanabilmesi için sporcunun amatör sporcu olduğunun ve Spor Genel Müdürlüğü’nden veya bu genel müdürlüğün mahalli teşkilatından her yıl için milli müsabakalara iştirak ettiğini gösterir bir belgenin alınarak, işverenler tarafından muhafazası gerekir. Bu şartları haiz amatör sporcuları çalıştıran işverenlerin, işyerinde çalıştırdığı işçi sayısı 100 (Yüz) ve daha aşağı sayıda ise 1 (Bir) amatör sporcuya, işyerinde çalışan işçi sayısı 100’den (Yüz) fazla ise 2 (İki) amatör sporcuya ödenen ücretlerin, yürürlükte olan asgari ücretin iki katı tutarını aşmaması kaydıyla, vergiden müstesna tutulması mümkündür. Amatör sporcu sayısının fazla olması halinde istisna; Spor Genel Müdürlüğü veya bu genel müdürlüğün mahalli teşkilatı tarafından uygun görülecek sporcunun ücretine uygulanır.
2.10.3.2. Hastalık Ve Sakatlık Tazminatları/Ödemelerinde İstisna: GVK’nın 25/1 inci maddesi uyarınca, Ölüm, engellilik ve hastalık sebebiyle verilen tazminat ve yardımlar ile 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu uyarınca ödenen işsizlik ödeneği ve 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununa göre ödenen işe başlatmama tazminatı vergiden bağışıktır.
Miktar kısıtlaması olmayan bu istisnanın uygulanmasında; kanun gereğince ödenen tazminat ve yardımların, zararı veren ya da bir başkası veya herhangi resmi veya özel bir kuruluşça yapılmış olmasının önemi yoktur.
2.10.3.3: Demirbaş Olarak Verilen Giyim Eşyası: GVK’nın 27/2 nci maddesi ile resmi ve özel daire ve müesseselerce hizmet erbabına işin icabı olarak verilen ve bunların işten ayrılmaları halinde geri alınan giyim eşyası vergiden istisna edilmiştir.
Bu durumda, kulüplerce sporculara verilen spor giyim eşyaları, sporcularca elde edilen ücrete dahil olmayacaktır.
2.10.3.4: Üstün Başarı Karşılığı Yapılan Ödemeler: GVK’nın 29/1 inci maddesinde "Teşvik gayesiyle verilen aşağıda yazılı ikramiye ve mükafatlar Gelir Vergisi'nden müstesnadır:
1. İlim ve fenni, güzel sanatları, tarımı, hayvan yetiştirilmesini ve memleket bakımından faydalı olan diğer işleri ve faaliyetleri teşvik maksadıyla verilen ikramiyeler ve mükafatlar;
..." hükmü yer almaktadır.
Örneğin, Erkek Milli Basketbol Takımı tarafından 2010 yılında Türkiye'de yapılan Dünya Basketbol Şampiyonasında sağlanan üstün başarı dolayısıyla Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından verilen prim ve ödüllerin, söz konusu ödül ve yardım talimatı çerçevesinde verilmesi halinde (ve bu kişilere Türkiye'de fiilen ödenen tutarlar esas alınarak) GVK’nın 29’uncu maddesinin 1 numaralı bendi gereğince gelir vergisinden istisna edilmesi gerekmektedir. Ancak, sporculara ödenecek prim ve ödüllerin söz konusu talimat çerçevesinde ödenmemesi halinde, GVK’nın Geçici 72’nci maddesi kapsamında %5 oranında vergi tevkifatı yapılacağı tabiidir.
Buna göre, ulusal veya uluslararası yarışmalarda ve/veya spor hizmet ve faaliyetlerinde üstün başarı gösterilmesi halinde, sadece başarının sağlanmasında katkısı olanlara Türkiye'de yapılan ödül veya ikramiye ödemelerinin söz konusu istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmaktadır.
Ancak, ulusal veya uluslararası yarışmalarda ve/veya spor hizmet ve faaliyetlerinde üstün başarı gösterilmesi durumu mevcut olmadan "prim ödemesi" adı altındaki ödemelerin, başarıda katkıda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, mesai karşılığı ve süreklilik arz edecek şekilde tüm personele yapılması halinde istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır.
2.10.3.5. Amatör Sporculara Ödenen Ödül ve İkramiyeler: GVK’nın 29 uncu maddesinin (3) numaralı bendine göre; spor yarışmalarına katılan amatör sporculara verilen ikramiyeler ve ödüller, gelir vergisinden müstesnadır. Zira bu türden ödemelerle sporcunun teşvik edilmesi amaçlanır.
Buna göre, GVK’nın 29 uncu maddesinin (3) numaralı bendinde yer alan istisnadan yararlanılabilmesi için sporcunun amatör olması ve ödülün katılım sağlanan yarışma sonucu verilmiş olması gerekmekte olup, bu ölçütler haricinde spor kulübü tarafından amatör sporculara yapılan ödemelerin bu madde kapsamında istisnadan yararlandırılması mümkün bulunmamaktadır.
Profesyonel sporculara verilen ödül ve ikramiyeler ise, ücret kabul edilerek gelir vergisine tâbi tutulacaktır.
2.10.3.6. Amatör Spor Yarışmalarını Yöneten Hakemlere Ödenen Ücretler: GVK’nın 29 uncu maddesinin (4) numaralı bendi ile amatör spor yarışmalarını yöneten hakemlere ödenen ücretler (basketbol ve voleybol spor dallarının en üst liglerinde görev alanlar hariç) vergiden istisnadır.
Gençlik ve Spor ile futbol mevzuatı düzenlemeleri bakımından;
-Türkiye Futbol Federasyonu tarafından düzenlenen ve profesyonel futbol faaliyeti olarak kabul edilen TFF Süper Lig, TFF 1. Lig, TFF 2. Lig ve TFF 3. Lig,
-Türkiye Basketbol Federasyonu tarafından düzenlenen ING Basketbol Süper Ligi,
-Türkiye Voleybol Federasyonu tarafından yönetilen Axa Sigorta Efeler Ligi,
Müsabakalarını yöneten hakemlere, bu müsabakalar nedeniyle ödenen ücretler gelir vergisine tabi olacaktır.
Söz konusu federasyonlar tarafından düzenlenen diğer ligler ile Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı diğer spor federasyonları tarafından düzenlenen tüm liglere ait müsabakaları yöneten hakemlere ödenen ücretler ise eskiden olduğu gibi vergiden istisna tutulacaktır.
2.10.4. Emlak Vergisi Muafiyeti: 29.07.1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun 4’üncü maddesiyle, GSGM’ye tescil edilmiş amatör spor kulüplerine ait binalar, gelir veya kurumlar vergisine tabi işletmelere ait olmamaları veya bunlara tahsis edilmemeleri şartıyla emlak vergisinden muaf tutulmuştur.
2.10.5. Harç İstisnası: 02.07.1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 59’uncu maddesine göre, Beden Terbiyesi Teşkilatına dâhil derneklerin münhasıran sporla uğraşmak üzere kurulan anonim şirketlere sermaye olarak koydukları gayrimenkuller ile bu şirketlere devrettikleri gayrimenkullerle ilgili devir ve iktisap işlemleri harçtan istisnadır.
3.GÜNCEL SORUNLARA YÖNELİK DEĞERLENDİRMELER
Spor faaliyeti ile uğraşan kurumların tamamı, kendi gelirleri ve taraf oldukları işlemler üzerinden ödedikleri vergiler bakımından öz itibariyle (ve Avrupa ülkelerindekine benzer) bir vergi yükü altında bulunmamakla birlikte;
-Spor faaliyeti ile uğraşan kurumların kurumlar vergisinden muaf olmaları,
-Başta dernekler ve iktisadi işletmeler olmak üzere, büyük bir kısmının işletme sermayesinin olmaması, olan A.Ş.’lerin sermaye ve özkaynak yetersizliği,
-Sermaye yerine gelir-gider fazlası ve denk bütçe üzerinden işletme kaynaklarının yaratılmaya çalışılması, faaliyet giderlerinin gelirleri karşılamaması nedeniyle sürekli/sürdürülemez borçlanma/yabancı kaynak ihtiyacı,
-Sportif A.Ş. ve ilişkili (pay sahibi) spor kulübü derneği arasında gerçekleştirilen mali/finansal ilişki sonucu yaratılan reel olmayan mali yük, varlıkların aktarımı, itfası ve değerlemesinden kaynaklı fiktif etkiler,
- Sportif A.Ş. ve ilişkili (pay sahibi) spor kulübü derneği arasındaki, kaynak bileşimine göre masraf yansıtılması, isim hakkı, logo, gayrimenkul-gayrimaddi hak devri, dolaylı kar payı ve transfer fiyatlandırması yoluyla varlık aktarımı gerçekleştirilmesi, bu işlemlerin yeni vergi yükü (KDV-GV Tevkifatı vb) yaratma potansiyeli,
-Gerçekleştirdikleri, ücret ödemeleri, sporcu/teknik adam/oynama hakkı devri vb sportif harcamaların/giderlerin vergi dahil (brüt tutarı) ile bu kurumların üzerlerinde bırakılması,
- Gelir ve gider unsurları üzerinden hesaplanan ve indirilen KDV’nin spor kulüpleri/A.Ş.’ler açısından indirim lehine fazla olması halinde işletme kaynaklarının aşınması, bu yerleşik beyan sistematiği açısından hesaplanan KDV’nin gerçekte GELİR, ödenen KDV’nin GİDER olarak değerlendirilmesi,
-Benzer faaliyeti icra etmekle birlikte, dernek, derneğe ait iktisadi işletme, kamu kurumu, kamuya yararlı dernek, A.Ş., halka açık A.Ş. gibi farklı hukuki statülerde kurularak, farklı hukuki, mali, finansal imtiyaz, icra ve sorumluluk alanlarının bulunması, statü farklılıklarının kazanç elde etme ve vergisel bağışıklıklar bakımından farklı mali sonuçlara yol açması,
-Türkiye’ye özgü kronikleşmiş, sorun algılama, sorun çözme yöntemleri yönetsel ve mali sorunlar,
-Sistematik biçimde ödenmeyen vergi ve SGK borçlarının yapılandırılması, uzun vadeli tecil ve taksitlendirme olanağının sağlanması,
nedeniyle söz konusu sınırlı vergileme alanı/yükü, spor kulüpleri/A.Ş.’ler açısından, gerçekte bir finansman/özkaynak yönetimi sorunu olarak görülmektedir.
-Spor faaliyetiyle uğraşan A.Ş.’ler dışında kalan tüm spor kulüplerinin spor faaliyetiyle uğraşan dallarının/şubelerinin, öncelikle tescile yetkili spor federasyonları ve vergi idaresi tarafından, amatör veya profesyonel ayrımı yapılmaksızın i-faaliyetlerinin niteliği, ii-Kurumlar Vergisi Kanunu 1/ç, 2, 4/j ve ilgili Genel Tebliğ düzenlemeleri, iii-KDVK düzenlemeleri, iv- 7405 sayılı Kanunun 19’uncu maddesinde tanımlı gelirler, v-Kamuya Yararlı Dernek Statüsünün kazanılmasına ilişkin düzenlemeler/Dernekler Kanunu/Yardım Toplama Kanunu düzenlemeleri, vi-sportif rekabet eşitliğinin sağlanması amacıyla “Derneğe Ait İktisadi İşletme” olarak kabul ve tescili zorunlu olmalıdır.
Kurumlar Vergisi Kanunu Genel Tebliği’nin 14.1. ayrımında açıklandığı üzere, dernek veya vakıflara ait tüzel kişiliği bulunmayan iktisadi işletmelerin her biri için bunların bağlı oldukları dernek veya vakıflar tarafından ayrı beyanname verilmesi gerekecek, 16.3 ayrımında belirtildiği üzere ise kurumlar vergisi iktisadi işletmelerin ait olduğu dernek veya vakıf adına tarh olunacaktır. Söz konusu kuruluşlara ait iktisadi işletmelerin her biri için ayrı kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmesi gerekmektedir. Ancak aynı faaliyet alanında farklı işyerlerinde faaliyette bulunulması halinde ise tek mükellefiyet tesis ettirilmesi mümkündür.
-Spor faaliyeti uğraşan ve Kurumlar Vergisi mükellefi bulunan bu iktisadi işletmelere ve A.Ş.’lerin, kayıt ve beyan düzeni, mali ve vergisel disiplini sağlamak amacıyla Kurumlar Vergisi muafiyeti kaldırılarak Kurumlar Vergisi beyannamesi vermeleri sağlanmalı, olası/ek bir vergi yükü yaratılmaması (mevcut mali yapıları itibariyle genel olarak bu kurumlarda vergi matrahı oluşmayacağı da bilindiği) için, Kurumlar Vergisi oranı sembolik olarak “%1” olarak uygulanmalıdır.
-Spor kulüplerinde/A.Ş.’lerde 7405, 5253, 3289, 5894 sayılı Kanunlar uyarınca, İçişleri Bakanlığı, Spor Federasyonları, TFF, Hazine ve Maliye Bakanlığı ve bağımsız denetim kuruluşları tarafından yapılması olası mali ve idari denetimlerin uyumlaştırılması, sistematikleştirilmesi ve denetim sonuçlarından tarafların bilgilendirilmesi,
- Spor kulüplerinde/A.Ş.’lerde 7405, 5253, 3289, 5894 sayılı Kanunlar ve Kulüp Lisans ve Sürdürülebilirlik Talimatı uyarınca takvim yılı, hesap dönemi, spor faaliyet sezonuna bağlı olarak farklı tarihlerde çıkarılması ve farklı kurumlara ibrazı gereken mali tabloların ve beyannamelerin, çıkarılma zamanı, verilme zamanı, düzenlenme yöntem ve uygulanacak hesap planı olarak tektipleştirilmesi, KV’den muaf olsalar dahi KV mükellefi olan bu kurumların düzenli olarak Vergi Dairesine de mali tablo bildiriminde bulunmalarının sağlanmalıdır.
-Müsabaka bileti satışına dair işlemlerin tamamının biletleme şirketleri üzerinden yapılması, uygulanacak bilet fiyatlarının ve satılan bilet adedinin spor federasyonlarına müsabaka öncesi bildirilmesi, kombine bilet, müsabaka bileti, sponsor bileti, davetiye, teberrulu bilet, bilet devri, seremoniye katılım, müze turu vb müsabaka giriş ücreti içeren uygulamaların spor kulübü/A.Ş., spor kulübü yönetici ve çalışanları ve taraftar dernekleri üzerinden gerçekleştirilmemesinin sağlanması, Bu işleme özgü olarak ilgili spor federasyonlarına 6222 sayılı Kanun kapsamında, bildirimde bulunma, izin alma, spor külüpleri ve biletleme firmaları için gözetim ve denetim yetkisi verilmelidir. Spor A.Ş.’ler ve iktisadi işletmeler tarafından gerçekleştirilen sportif müsabakalara girişte eş zamanlı ilişkili/ortaklık payı sahibi/ait ve bağlı olunan derneklere bağış alınmasının önüne geçilmelidir.
-Yurt içi ve yurt dışı (ithalat/ihracat) oynama hakkı devri, isim hakkı ve marka, logo kullanımı, imaj haklarının devri ile ilgili vergisel sonuçları, tüm taraflar açısından açık ve anlaşılır biçimde gösteren idari düzenleme yapılmalıdır.
-Tahkim Kurulu, UÇK, FİFA Hukuk Kurulu, CAS/TAS tarafından verilen ve ilgili spor federasyonlarının bilgisi dahilindeki kararların dayanağı mali sonuçların (ücret, tazminat vb) vergisel yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği ilgili federasyon tarafından eş zamanlı olarak izlenmeli, gereği için Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bilgi verilmelidir.
-TFF Kulüp Lisans ve Finansal Sürdürülebilirlik Talimatı ya da diğer spor federasyonları tarafından çıkarılan benzer talimatlar uyarınca yerine getirildiği ileri sürülen mali kriterlerin, belirlenecek aralıklarla Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından da kontrolü sağlanmalıdır.
- VUK’un 10, (Kulübün/A.Ş.’nin yönetim kurulu üyeleri ve kanuni temsilcileri, görevli oldukları döneme ait vergilendirme ödevlerini yerine getirmek zorundadır. Bu ödevlerin kusurlu ihlali nedeniyle kulüpten alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, yöneticilerin şahsi mal varlığından tahsil edilebilir) 6183 sayılı Kanun’un Mükerrer 35 (Kulübün/A.Ş.’nin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarından, kanuni temsilciler (yönetim kurulu üyeleri) şahsi mal varlıklarıyla doğrudan sorumludur) ve 7405 sayılı Kanunun 20/13’üncü ( Spor kulübü/A.Ş. başkanları, yönetim kurulu üyeleri ve yöneticileri; mevzuat, tüzük veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kasıt veya ihmalle ihlal ettikleri takdirde, oluşan zararlardan müteselsilen (ortaklaşa ve hep birlikte) sorumludur) düzenlemeleri, gerek beyan edilerek tahsil dairesine ödenmeyen, gerekse zamanında tahakkuk ettirilmeyerek ziyaa uğratılan vergi ve SGK primleri için çalıştırılmalıdır.
-Yalnızca spor federasyonları yöneticileri, kamuya yararlı dernek statüsünde bulunan spor kulübü yöneticileri ve spor kulüplerinin devlet memuru statüsünde bulunan yöneticilerinin 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması Kanunu uyarınca “Mal Bildiriminde Bulunma” yükümlülüğü, tüm spor kulübü ve sportif A.Ş.’lerde yönetici olarak görev alanların tamamına getirilmelidir.
-Vergilemedeki anayasal ilkeler ışığında ve bir spor kulübünün/A.Ş.’nin sözleşme döneminde (Ligden düşme/Üst Lige yükselme gibi), birden fazla ligde faaliyette bulunabildiği gerçeği ışığında, sporcu tarafından elde edilen gelirin Lig Usulüne göre (farklı oranlarda) vergilendirilmesi uygulamasından vazgeçilmeli; genel ücret gelirlerinin vergilendirilmesinde olduğu gibi, doğrudan doğruya elde edilen ücretin/gelirin tutarına göre GVK’nın 103 ve 94’üncü maddesine (ya da sporcular tarafından elde edilecek gelirlere özgü belirlenecek tarifeye göre) vergilendirilmelidir.
-Sporcular tarafından elde edilen gelirlerinin vergilendirilmesinde, 01.01.2008 tarihinden geçerli olmak üzere 5766 sayılı Kanun’un 8’inci maddesi ile, 01.07.2008 tarihinde yürürlüğe giren ve 31.12.2028 tarihine dek (vergileme tekniğine aykırı olarak 20 yıl) yürürlükte kalacak olan GVK’nın Geçici 72. nci maddesi düzenlemesi kalıcı ve nihai hale getirilmeli ve düzenlenilmelidir.
-Spor kulüpleri ve A.Ş.’ler açısından oynama haklarının devrinin KDV’ye tabi olup olamamasına dayalı vergisel farklılık, rekabet eşitliği, vergilemenin anayasal ilkeleri ve KDV mevzuatı gereği giderilmeli, esas faaliyetin zorunlu bir unsuru sayılan devrin ( ilişkin ödenen bedelin) her statüdeki spor kurumu açısından verginin konusuna girmediği kabul edilmelidir.
-Yurt dışında yerleşik spor kulüplerinden yapılan sporcu transferleri dahil spor kulüpleri, sporcular ve teknik adamlar arasında düzenlenen tüm sözleşme ve fesihnamelerde, sporcu menajerine yapılan/yapılacak ödemelerin gösterilmesi zorunlu olmalıdır. Bu belgelerde yer almayan bilgi harici olarak sporcu menajerlerine yapılan ödemelerin sporcuya yapılan ücret ödemesi olduğu kabul edilmelidir.
-3 taraf işlemlerini barındıran ve farklı vergisel doğuran “bağış-yardım” , “reklam-tanıtım” ve “sponsorluk” gelirlerinin dayanağı sözleşme ve belgelerin tamamının, tescili gerçekleştiren spor federasyonu tarafından spor kulübü/A.Ş.’nin statüsüne göre incelenerek onaylanmalı, sınıflandırılmalı ve ilgili sezon bakımından ödeme takibi sağlanmalıdır. Sponsorluk sözleşmelerinde ve giderleştirilmesinde spor faaliyetinin değişen niteliği gereği amatör- profesyonel ayrımına son verilmelidir. Bir tarafı spor kulübü/A.Ş. olmak üzere ilişkili taraflar arasındaki kurulan sponsorluk, bağış, yardım ve reklam/tanıtım ilişkilerinin çerçevesi kesin olarak belirlenmelidir. Ayrıca, SGM Sponsorluk Yönetmeliği ve KVK Genel Tebliği Sponsorluk düzenlemeleri birlikte gözden geçirilmeli, farklı içerik ve kapsam uyumlaştırılmalı ve değişen koşullara uygun hale getirilmelidir.
-Yerel ve uluslararası düzenlemelerle korunan mali disiplini bozacak/bu düzenlemeleri dolanacak ve/veya sonucundan vergi kaybına da yol açacak sonuçlar doğuracak biçimde, gerek spor kulübü yöneticileri ve/veya bunların kontrolündeki gerçek ve tüzel kişiler, gerekse gizli sponsorluk ilişkisi kurularak bu tüzel kişiler üzwerinden, sporculara ve sporcu transferleri için karşı taraf spor kulüplerine, sporcu temsilcilerine ve/veya onlar adına hareket eden 3. kişilere spor kulübü/A.Ş. kayıt ve beyanları dışında ödeme yapılmamalıdır.
-Sporculara ve/veya oynama hakları alınan spor kulüplerine yapılacak ödemelerin bir kısmının, sporcu sözleşmesinde muvazaalı bir sportif aktivite veya en başında sağlanacağı bariz başarı ölçütlerine dayandırılarak vergisel bir kayba yol açılmamalıdır.
-Yalnızca sporcu transferi, geçici transfer ve/veya oynama haklarının devri ile sınırlı olmak üzere, bir tarafı Türkiye yerleşik spor kulüpleri/A.Ş.’ler olmak üzere spor kulüpleri ve sporcular/teknik adamlar tarafından kendi aralarında düzenlenen sözleşmeler, fesihnameler, feragatname, tazminat içeren kağıtlar, spor kulüpleri/A.Ş.’ler için vergisel bir teşvik unsuru yaratılmak istenmesi halinde, 488 sayılı “Damga Vergisinden İstisna Edilen Kağıtlar” kapsamına alınmalıdır.
-7405 sayılı Kanunun 13’üncü maddesi kapsamında, Türk spor mevzuatı uyarınca profesyonel spor faaliyetinde uğraştığı kabul edilenler ile spor federasyonları tarafından Lig usulüne tabi spor müsabakalarında En Üst Lig’de müsabık spor kulüpleri/A.Ş.’lerin hesap, işlem ve mali tablolalarının her özel hesap dönemi sonunda periyodik olarak mali müşavir/YMM tarafından denetimden geçirilerek ilgili federasyona raporlanmasına dair düzenleme yapılmalıdır.
-7405, 5253, 3289 ve 5894 sayılı yasal düzenlemeler ve ilgili mevzuat uyarınca, ilgili spor federasyonuna tescil edilen ve münhasıran spor faaliyetiyle uğraşan spor kulüplerinin VUK’un 182’nci maddesi kapsamında Tek Düzen Hesap Planına uygun kayıt ile “Bilanço Esasına” tabi olmaları sağlanmalıdır.
-7405, 5253, 3289 ve 5894 sayılı yasal düzenlemeler ve ilgili mevzuat uyarınca, ilgili spor federasyonuna tescil edilen ve münhasıran spor faaliyetiyle uğraşan spor kulüplerinin/A.Ş.’lerin tamamının, faaliyette bulundukları spor sezonuna uygun biçimde, defter kayıtları ile mali tablolarını, (01.01-31.12 takvim yılı esası yerine) belirlenecek özel hesap dönemine uygun biçimde oluşturmaları sağlanmalıdır.
-Spor kulüpleri/A.Ş.’lerin 5549 Sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve ilgili mevzuatta (Terörün finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmeliğin 4 üncü maddesinde, yükümlüler arasında) “r) Spor kulüpleri” de sayılmış olduğundan, belirlenen tutarı aşan işlemlerinde, i-kimlik tespiti, ii-şüpheli işlem bildirimi, iii-muhafaza ve ibraz yükümlülüğü bulunan spor kulüpleri/A.Ş.’lerde, periyodik olarak uyum ve ihlal denetimleri gerçekleştirilmelidir.






















Yorumlar