Her türlü ‘çıkış’ maçı: Türkiye-Paraguay
- Müslüm GÜLHAN

- 4 saat önce
- 3 dakikada okunur
Salah bir röportajda

Mısır millî takımının Dünya Kupaları'nda başarılı olabilmesi için çok daha fazla oyuncusunun Avrupa liglerinde oynaması gerektiğini söylemiş. Bu bir durum tespitidir. Kendisi üzerinden yaptığı değerlendirme: geldiği yer bakımından ne kadar büyük katkı yapabileceğini bildiği için bunu söylüyor.Doğru bir yaklaşım.
Özellikle Arjantin ve Brezilya milli takımlarının 1980 sonrası şampiyonluklarına baktığımızda, kadro bütünlüğünün tamamına yakını Avrupa liglerinde oynuyordu. Yine aynı şekilde, Dünya Kupası’ndaki Amerika ve Kanada millî takımlarının oyuncularının çoğunun Avrupa liglerinde oynadığı görülmektedir. En son Fransa'ya karşı oynayan Senegal takımının tamamı lejyonerken, büyük çoğunluğu Avrupa liglerinde oynamaktadır.
Bir de lig kalitesi belirleyici olmaktadır. 2018 Dünya Kupası'nda Hırvatistan'ın Fransa ile oynadığı final maçındaki kadrosunun liglere göre mevki dağılımında en kuvvetli 5 ligde çoğunluğunu görmekteyiz. Fransa millî takımının, Şampiyonlar Ligi’ni peş peşe kazanan PSG hariç, tamamı lejyoner ve diğer 4 büyük ligde oynayan oyuncularla oluşmaktadır.
Milli takımlara baktığımızda, kendimizi kıyaslayacağımız veya rekabet olarak hedef seçtiğimiz takımların içinde en az lejyoner oyuncuya sahip ülke biziz. 11 lejyoner oyuncu takımın %42,3’ünü oluşturmaktadır.Hakan, Arda, Kenan, Zeki, Ferdi ve Ozan Avrupa liglerinde oynayıp önemli aşama kaydeden oyuncularımızdır. Tabii burada farklı ve çok önemli bir sorun ortaya çıkmaktadır: Süper Lig’in kalite bakımında Avrupa çevre ligleri içinde rekabet içinde en zayıf halkalardan biri olmasıdır.
Haliyle, bu sıkıntı takımın oyun bütünlüğüne de yansımaktadır. Özellikle Barış, Kerem, İsmail, Abdülkerim ve Merih, oyun bütünlüğü içindeki kırılmaların ana elemanları olmalarının dayanağı, ligin iki takım üzerinden ve verim olarak Avrupa’nın çok gerisinde olması ile altyapı gelişim sürecindeki çok fazla eksikliklerle üst seviyeye gelmeleridir. Montella bunu aşmak için birtakım taktiksel ayrıntıları düşünürken, en önemli tamamlayıcı unsur taktiksel bütünlüğün ve oyun disiplinin sağlamasıdır. Tüm bu sıkıntılar içinde ana hedef, sadece Dünya Kupaları'nda ve Avrupa Şampiyonaları'nda kalıcı olmalıdır.
Final takımı olabilmek ise başka bir boyut. Çok planlı ve disiplinli bir sürecin sonunda gerçekleşir. Fransa, bunun için en az 20 yıllık bir program çerçevesinde çalışarak 1998 Dünya Kupası’nı kazanmıştır. Bakın, İtalya son iki Dünya Kupası'na katılamadı. Ki ekolü ve ana prensipleri olan bir ülkeden bahsediyorum…Unutulmaması gereken diğer bir konu, biz buraya playoff oynayarak geldik.
Avustralya mağlubiyeti sonrası, içimizdeki futbol dehalarının yorumları çerçevesinde ne yapamadığımızı ve ne yapmamamız gerektiğini son 3 gün içinde öğrendik.
Neyse, dönelim Paraguay maçına…
Paraguay’ı Amerika karşısında seyrederek ne yapabileceğini aşağı yukarı kestirmek mümkün oldu. Onların da takımının %88,5’i lejyoner konumunda… 26 kişilik kadronun 23 kişisi ülke dışında top oynamaktadır. Yanılmıyorsam bunların sadece 5 tanesi Avrupa’da oynamaktadır; bu bir handikap olabilir.
Amerika'ya karşı 4-4-2 gibi dizilim gösterse de, oynadıkları önceki maçlarda 4-2-3-1 dizilimini tercih etmişlerdi. Bizim maçımıza da bu sistem üzerinden başlayabilirler. Amerika’ya karşı ön baskıdan kurtulamayıp, geçiş oyununu oynayamayınca, savunmada kalma zorunluluğundan karşı atağın tercihini gerçekleştiremediler. Bu konudaki zaafları nedeniyle başarılı olamadıkları gibi, farklı mağlubiyete de neden oldu. Ön baskı onlar için bir handikap gözükmekte.
En büyük sorunları ve bizim için avantajı, baskıda, birinci bölgede kaldıklarında, defans arkasına yapılan topsuz koşularda atılan pasların karşılık bulması sonucunda kutu içinde dizilişlerinin, hattın kırılarak dağılmaya müsait bir defoya sahip olmalarıdır. Kendi kalelerine attıkları gol tamamen bunun neticesinde oldu. Ki ilk yarı atılan 3 gol de tam bu sorun nedeniyle oluştu.Bize baktığımızda, ilk maçtan farklı olarak Arda’nın net 10 numara ve Kenan’ın ilk 11’de başlaması kaçınılmaz görünmektedir. Barış sağ kanat ve Kerem santrafor olacağı gibi, Barış santrafor, Yunus sağ kanat oynayabilir. Merkez orta ikilisi Hakan-Orkun veya Hakan-İsmail’den biri olacakken, en önemlisi, en sorunlu mevkide oynayacak kişinin Merih mi, yoksa Ozan mı olacağıdır.
Rakibin oyun şablonundaki değişiklik, Mauricio, Cubas, Sosa ve Kaku’dan en az ikisinin ilk 11’de oynama olasılığıdır. Topu kullanma becerilerine sahip olup oyunu kontrol etmek ve geçiş oyununda sonuç alabilmek için bu oyuncuları kullanmak isteyeceklerdir, çünkü etkili olabilecek donanıma sahipler.
Bizi zorlayacak oyuncu: Enciso olabilir.
Paraguay’ın diğer bir handikabı: Paraguay stoperlerinin yaş ortalamasının yüksekliğidir. Alderete 29, Gómez 33, Canel 29, Alonso 33 ve Vélezquez 35 yaşında; 32,2 yaş ortalamasıyla bir baskıya sürekli tepki vermelerinde bazı savunma hatalarının olabilmesidir.
Rakipten çok bizim ne yapacağımız önemlidir. Maçın gidişatını ortaya koyacağımız performans ve sistem sadakatimiz belirleyecektir.





















Yorumlar