top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Favori Ev Sahibi Hep Kazanır mı?

Dünya Kupası perşembe akşamı Brezilya ile Hırvatistan arasındaki ilk maçla başladı. Ancak Brezilya’da o kadar çok sorun var ki, turnuvanın nasıl biteceğini kimse kestiremiyor.

Turnuvanın başlangıcı ciddi şekilde tehdit altındaydı. Statlar bitmemişti, hâlâ da tam olarak bitmiş değil. Zaten bir yıldır süren, “11.6 milyar doları statlara ve turnuvaya harcayacağınıza, sağlık ve eğitime harcayın!” temalı protestolar tüm dünyaya yayılmıştı. Üstelik turnuvanın başlamasına birkaç gün kala açılış maçının oynanacağı Sao Paulo’da metro çalışanlarının yüzde 35 maaş zammı talebiyle başlattığı grev, 42 arkadaşlarının işten atılmasıyla büyüdü. Grevin bitmesi için atılanların yeniden işe alınması talebi eklendi ve ortalık iyice karıştı. Metro tekrar çalışmaya başladı mı, doğrusu pek belli değil.

Sao Paulo metrosu her gün bir milyon kişi tarafından kullanılıyordu. Açılış maçının oynanacağı Arena de Sao Paulo 48 bin kişi kapasiteli. Tahminlere göre 24 bin civarında yerli ve yabancı seyirci, kent merkezinden 20 kilometre uzaktaki stada metro ile gidecekti. Ancak Sao Paulo’daki greve Rio metrosu çalışanları da katıldı. Zaten hem Rio hem de bir diğer kupa şehri olan Salvador’daki otobüs şoförleri de uzun süredir grevdeydi. Bakalım ne oldu, maç sonrasında uluslararası medyadan öğreneceğiz.

Tabii bu arada tahminciler de devreye girdi. Herkesin “futbol uzmanı” olduğu dünyada, çoğu kişi Brezilya’nın her şeye rağmen şampiyon olacağını düşünüyor. Ancak ünlü futbol yorumcusu Simon Kuper farklı düşünüyor. Ona göre Dünya Kupası, geçmişte favorilere ve ev sahiplerine kötü sürprizler yapmıştır. Kuper’e göre teknik nedenler de var: Pek çok kişi Latin Amerika’da düzenlenen altı Dünya Kupası’nın da Latin Amerika takımları tarafından kazanıldığını vurgulasa da, bu turnuvalar 1930–1986 arasında oynanmıştı.

Kuper, ayrıca eğlenceli bir gözlemde bulunuyor: Latin Amerika’ya gelen yabancılar, keyifli yemeklere fazla kaptırdıkları için performans kaybı yaşayabiliyorlar. Örneğin 1970 Meksika Dünya Kupası’nda İngiliz kaleci Gordon Banks, aşırı yemekten dolayı mide rahatsızlığı geçirmiş ve İngiltere’nin umutları suya düşmüştü.

Elbette başka faktörler de devreye girebiliyor. 1978’de Arjantin’in zaferi, dönemin diktatörü General Videla’nın Peru soyunma odasına girip oyuncuları “ikna etmesiyle” gerçekleşmişti. Buna rağmen son sekiz Dünya Kupası’ndan yalnızca biri ev sahibi ülke tarafından kazanılmış durumda.

Brezilya’nın teknik açıdan sorun yaşaması da olası. Günümüz futbolunda savunma artık 11 kişiyle yapılıyor; en yüksek maaşlı forvetler bile savunmaya katkı veriyor, geriye koşuyor. Ancak Brezilya futbolunda bu anlayış pek yok. Teknik direktör Scolari, 2002 Dünya Kupası’nda Belçika’nın kendilerini nasıl zorladığını bildiğinden bu kez farklı karakterde bir takım kurmaya çalıştı. Çünkü modern futbolda forvetler geriye gelmezse orta saha hâkimiyetini kaybetmek kaçınılmaz. 2006 çeyrek finalinde Fransa, Brezilya’yı 1-0 yenerken bu anlayışla oynamıştı: orta sahayı kontrol eden kazanmıştı. Top sende olmayınca çalım da atamıyor, adam da geçemiyorsun.

Ben de Simon Kuper gibi bu turnuvadan çok şey öğreneceğimizi düşünüyorum.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page