top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Fatih Terim Haklıydı… Peki Türkiye’de Bunu Yapan Hiç mi Yok?



Geçtiğimiz günlerde Fatih Terim, Fransa’nın Clairefontaine Akademisi’ni anlattı.

Aslında anlattığı bir futbol tesisi değildi.

Bir sistemdi.

Bir çocuğun sadece futbolcu değil, insan olarak yetiştirildiği bir modeldi.

Dinlerken yıllar önce yazdığım “Federer Türkiye’de doğsaydı” yazısı geldi aklıma.

Çünkü mesele hiçbir zaman Federer değildi.

Mesele, Federer’i yetiştiren sistemdi.

Yıllardır aynı benzetmeyi yapıyorum.

Çiftçi, en kaliteli tohumu gelişigüzel toprağa atmaz.

Önce toprağı hazırlar.

Sonra suyunu verir.

İklimini takip eder.

Sabreder.

Çünkü bilir ki kötü toprağa düşen en kaliteli tohum bile filizlenemez.

Spor da bundan farklı değildir.

Biz yıllardır “Neden yeni Arda Güler çıkmıyor?” diye soruyoruz.

Belki de yanlış soruyu soruyoruz.

Asıl soru şu olmalı:

Çıkan Arda Güler’leri nasıl yetiştiriyoruz?

İşte tam bu noktada ilginç bir örnekle karşılaşıyoruz.

Ankara’da, çok fazla reklam yapmadan, sessiz sedasız yıllardır tam da Fatih Terim’in tarif ettiği sisteme benzeyen bir yapı kurmaya çalışan bir kulüp var:

Spor Toto Spor Kulübü.

Bu yazı bir kulüp tanıtımı değil.

Bir sistemin mümkün olduğunun ispatı.

Spor Toto’nun yaptığı iş, sadece voleybolcu seçmek değil.

Hayat seçmek…

Türkiye’nin dört bir yanında oluşturdukları antrenör ağıyla Sivas’tan Hatay’a, Şanlıurfa’dan Bingöl’e, Tarsus’tan Tokat’a, Bursa’dan Alanya’ya, Iğdır’a kadar yetenekli çocukları arıyorlar.

Ortaokul Türkiye Şampiyonalarını izliyorlar.

Okullarda taramalar yapıyorlar.

Sonra o çocukları yalnızca Ankara’ya getirmiyorlar.

Onlara yeni bir hayat kuruyorlar.

TVF Spor Lisesi sınavlarına bir yıl önceden hazırlıyorlar.

Okul hayatlarını planlıyorlar.

Akşam kulüp antrenmanlarını yaptırıyorlar.

Güvenli pansiyonlarda barındırıyorlar.

Yani sadece smaç vurmayı öğretmiyorlar.

Hayat disiplini öğretiyorlar.

Aslında Clairefontaine’in voleyboldaki yerli versiyonunu oluşturmaya çalışıyorlar.

Son dört yılda U15, U18 ve U21 Milli Takımlarına yaklaşık 40 sporcu vermeleri tesadüf değil.

Efeler Ligi ve 1. Lig’de oynayan yaklaşık 60 sporcu yetiştirmeleri de öyle.

2023-2024 sezonunda Küçük Erkekler Türkiye üçüncülüğü…

2024-2025 sezonunda Yıldız Erkekler Türkiye Şampiyonluğu…

2025-2026 sezonunda Genç Erkekler Türkiye Şampiyonluğu…

Bunlar sonuç.

Asıl başarı ise bu sonuçları üreten sistem.

Çünkü başarı kupalarda başlamıyor.

Başarı, bir çocuğun hayatına dokunulduğu gün başlıyor.

Bugün Türkiye’de altyapı dediğimiz şey çoğu zaman haftada birkaç idmandan ibaret.

Oysa gerçek altyapı; okuldur.

Beslenmedir.

Barınmadır.

Psikolojidir.

Disiplindir.

Karakter eğitimidir.

Kısacası bir çocuğun hayatına rehberlik edebilmektir.

Fatih Terim’in Fransa için anlattığı model tam da buydu.

Spor Toto’nun yapmaya çalıştığı da tam olarak bu.

Elbette eksikleri vardır.

Elbette daha iyisi yapılabilir.

Ama ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var.

Doğru tohumlar, doğru toprağa düştüğünde ürün veriyor.

Yıllardır söylediğim gibi…

Tohumlar yola düşerse kuşlar yer.

Tohumlar iyi toprağa düşerse ürün verir.

Spor Toto Spor Kulübü’nün hikâyesi de aslında tam bunu anlatıyor.

Bir voleybol kulübünün hikâyesini değil…

Bir çocuğun kaderine dokunmanın hikâyesini…

Belki de Türkiye’nin ihtiyacı olan şey yeni yetenekler aramak değil.

O yeteneklerin filizlenebileceği daha fazla “iyi toprak” oluşturabilmek.

Çünkü büyük sporcular tesadüfen çıkabilir.

Ama büyük spor ülkeleri, büyük sporcuları tesadüflere bırakmaz.

Yorumlar


bottom of page