top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Ekvator Futbolundan Alınacak Dersler

Bugün ülkemizde ciddi ve futbol kökenli bir kriz yaşanmakta. Ancak kriz başlangıcından beri, deliller ortaya çıkana kadar futbol konusuna girmemeye, futbol ile ilgili yazı yazmamaya karar verdiğimden susuyordum.

Ama dün dünya medyasında Copa America’da B Grubu’nda Venezüella büyük bir sürprizle Ekvador’u 1-0 yenince bu yazıyı yazmaya karar verdim. Venezüella, 1967 yılından bu yana Copa America tarihindeki sadece üçüncü galibiyetini aldı. En iyi dereceleri 44 yıl önce bu kupada aldıkları beşincilikti ve bu sonuçla, 4 puanla grup liderliğine oturdular. Copa America’da ilerleyen maçlarda ne olur bilinmez ama Ekvador’un futboldaki durumu dikkat çekici; Türk futbolu için bazı mesajlar çıkarılabilir.

Ekvador, 15 milyon kadar nüfuslu, çoğunluğu Katolik, 64 milyar dolar civarında nominal GSYİH sahibi, kişi başına geliri oldukça düşük (4.921 dolar) bir Latin Amerika ülkesi. Ülkede petrol vardır ve OPEC üyesidir. 1999’da geçirdiği ekonomik krizden sonra ulusal para birimini ortadan kaldırıp ABD dolarını resmi para olarak kullanmaya başlamış, 2007 yılından itibaren de kendi beyanına göre “sosyalist Hristiyan”, Castro ve Chavez’in ideolojik dostu Rafael Correa adlı bir başkan tarafından yönetilmektedir.

Ekvador Milli Futbol Takımı, son üç Dünya Kupası’nın ikisine katılmış, başarılı olmuş ve final gruplarına kalmıştır. Oyuncularından Antonio Valencia, Cristiano Ronaldo ayrıldıktan sonra Manchester United’da onun yerine oynamaya başlamıştır.

Ekvador’da “Serie A” denen en üst futbol liginde tüm takımların toplam yıllık geliri sadece 40 milyon dolar kadardır. Ancak bu mütevazı ligin zirvesindeki takımlar, Brezilya ve Arjantin’in üst düzey ekiplerini uluslararası maçlarda zorlamaya başlamışlardır. Peki bu nasıl oluyordu?

Ekvador futbolu, 1988’de Futbol Federasyonu’nun Karadağlı teknik adam Dusan Draskoviç’i milli takımın başına getirmesiyle dönüşüme başlamıştır. Federasyon ayrıca ligi 18 takımdan 12 takıma düşürmüş ve her takımın her maçta 20 yaş altı bir oyuncuyu sahaya sürmesini zorunlu kılmıştır.

Quito şehrinin takımı Liga Deportivo Universitaria (LDU), Şilili ve Arjantinli antrenörleri transfer ederek altyapısını geliştirmiş, kolektif ruhla oynayan oyuncular yetiştirerek yeni bir futbol anlayışı kurmuştur. Kendi yetiştirdiği oyuncularla 2003’ten itibaren dört kez lig şampiyonu olmayı başarmıştır. 2008 yılında Güney Amerika’nın en prestijli kulüplerarası kupası olan Copa Libertadores’i kazanmış ve aynı yıl FIFA Kulüplerarası Dünya Kupası’nda Manchester United’ı yenmenin eşiğinden dönmüştür. Kulübe Coca-Cola ve General Motors sponsor olmuştur.

LDU’nun baş rakibi, Guayaquil şehrinin takımı Barcelona SC, hâlâ ülkenin en popüler ve en çok taraftarı olan kulübüdür. Ancak sürekli kısa vadeye odaklanarak, yüksek maaşlı yabancı oyunculara para saçması kulübü çökertmiştir. Barcelona SC, 1997 yılından beri ligi kazanamamaktadır.

Bu süreçte LDU’ya rakip olarak bir başka takım daha doğmuştur. Bu kulübün başkanı, ülkenin başbakanı ve lideri Rafael Correa’dır. Correa’nın ideolojik dostu Hugo Chavez de olaya dahil olmuş, konu siyasileşmiş, Venezüella’nın devlet petrol şirketi PDVSA, Ekvador takımına sponsor olmuştur — hem de futbolculara ödenen ücretleri yüzde 30 artırarak.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page