top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Belçikayı Önemsemeliyiz!

2012 Avrupa Şampiyonası elemeleri cuma günü başladı. Ancak bazı maçların aslında hiçbir anlam taşımadığı söylenebilir.

Örneğin, FIFA klasmanında 141. sırada bulunan Lihtenştayn, birinci sıradaki İspanya ile karşılaştı ve İspanya deplasmanda 4-0 kazandı. Yine 202. sıradaki San Marino, dünya ikincisi Hollanda’ya 5-0 yenildi. 118 numaralı Faroe Adaları, 13 numaradaki Sırbistan’a 3-0 kaybetti. 201. sıradaki Andorra da 16 numaralı Rusya’ya 2-0 mağlup oldu.

Şimdi soralım: Bu maçların gerçekten bir anlamı var mı? 35 bin nüfuslu Lihtenştayn, Dünya Şampiyonu İspanya ile karşılaşınca kim ne kazanıyor? Pireneler’in küçük ülkesi Andorra, Avrupa Şampiyonası’nda oynadığı 30 maçı da kaybetmiş. Oynamasa ne olur, oynasa ne olur? San Marino’nun manavından kasabına kadar yarı amatör futbolculardan oluşan takımı, Rusya karşısına çıktığında anlam ne?

Jonathan Clegg’in incelemesine göre, FIFA’nın 2008 Eylül klasmanı baz alındığında 2010 Dünya Kupası eleme maçlarında ilk 40 içindeki takımlar, 100’ün altındakilerle 70 kez karşılaşmış. Bu maçlarda düşük sıralı takımlar sadece 2 kez kazanmış, 10 kez berabere kalmış, 58 kez kaybetmiş. Attıkları toplam gol 29, yedikleri ise 184. Örneğin Polonya’nın San Marino’yu 10-0 yendiği bir maçta sahada tam bir “şut bombardımanı” yaşanmış.

Bu maçlar dünyada ciddiye alınmıyor. Hatta bu tür “zayıf” ülkelerin önce kendi aralarında eleme oynayıp, kazanan birkaçının üst düzey takımlarla karşılaşması önerisi bile gündemde. Ancak FIFA ve UEFA arasındaki Blatter–Platini çekişmesi nedeniyle, yani Avrupa ile dünyanın geri kalanı arasındaki güç savaşı yüzünden bu sistem hayata geçirilemiyor.

Peki biz rakiplerimize nasıl bakıyoruz? Gerçekçi ve bilgi dolu bir gözle mi, yoksa duygusal bir yaklaşımla mı?

Kendi evimizde 3-0 kazandığımız Kazakistan maçını örnek alalım. Medyamız bu galibiyeti öve öve bitiremedi. Oysa FIFA sıralamasında 125. olan Kazakistan’ı 28. sıradaki Türkiye’nin yenmesi öyle büyük bir başarı sayılmaz. Esas sormamız gereken, Türkiye’nin bir zamanlar üst sıralarda yer alırken bugün neden 28 numarada “park etmiş” olduğudur.

Evet, Hamit’in golü nefisti — Almanya’da bile ayın golü seçildi. Ama mesela Mısır’ın FIFA’da 9. sırada olduğunu, “hafife aldığımız” İsviçre’nin 17. sırada bulunduğunu, “acemi” sandığımız ABD’nin 18 numarada yer aldığını biliyor muyuz?

Ya da 110. sıradaki Gürcistan’ın, 12 numaradaki Yunanistan’la 1-1 berabere kalmasının önemini yazdık mı? Portekiz’in Kıbrıs’la 4-4 berabere kaldığını, Fransa’nın Belarus’a 1-0 yenildiğini fark ettik mi?

Ve şimdi önümüzdeki rakip Belçika… Dünya klasmanında 48. sıradalar. Almanya’ya karşı evlerinde sadece 1-0 kaybettiler, Alman kalecisi mucizeler yarattı. Bu takım bizi yenmek için ciddi şekilde hazırlanıyor. 1998 Dünya Kupası’na katılamayışımızda da Belçika’ya iki kez yenilmemizin payı vardı. Oktay’ın o unutulmaz golü dünya televizyonlarında jenerik olmuştu ama biz elenmiştik.

Belçika bugün Valonlar ve Flamanlar arasında bölünmeye hazırlanıyor ama futbol söz konusu olduğunda tek yürek olmayı başarıyor. Üstelik güçlü bir genç jenerasyon yakaladılar.

2010 Dünya Kupası yolunda bizden puan çalan ülkelerden biri Belçika idi. Hatırlıyor muyuz değerli medyamız, alicenap milletimiz?

Hiddink elbette takıma zaman içinde büyük katkılar yapacaktır. Ancak bu katkı kısa vadede sadece “yama” etkisindedir. Takımı zirveye çıkarıp, ilk tökezlemede aşağı itmeyelim. Önümüzde uzun ve zorlu bir yol var!

 
 
 

Yorumlar


bottom of page