top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Avrupa'da Kulüpler İflasa Sürükleniyor!

Dünyadaki en büyük finansal yalan, futbol takımlarının büyük paralar kazandıkları ve kâr ettikleridir. Hatırlanırsa Deloitte, çeşitli futbol takımlarının yıllık cirolarını açıklar ama kârlarını açıklamaz. Çünkü irili ufaklı futbol takımlarının arasında, hem de dünyanın her yerinde, kâr eden neredeyse hiçbir kulüp yoktur — altyapıda oyuncu yetiştirip satan Lyon veya gerçek bir sıkı elli Alman firması gibi yönetilen Bayern Münih ya da Barcelona hariç.

Futbolda en başarılı kulüp olan Barcelona’nın patronu yoktur; kulüp 175 bin kadar Katalan üye tarafından sahip olunan bir ortaklıktır. Bu nedenle çılgın mali işler yapmaz, finansmanı da sağlamdır. Ancak Katalan Barcelona aynı zamanda siyasi bir kuruluştur.

Dünya genelinde kâr edemeyen futbol kulüplerinin üstelik de dağ gibi borçları vardır. Futbol kulüplerinin halka açık olanlarının bile bilanço ve gelir-gider tabloları birçok açıdan “uyduruktur.” Birçok futbol kulübünün, bizim şanlı “büyüklerimiz” de dahil, bilançolarındaki net özvarlıkları negatiftir ve satacak malları da pek yoktur. (Stadı “varlık” olarak yazarlar ama yalnızca üst kullanım hakkı onlara aittir.)

Aşağıdaki tabloya bir bakın. İngiliz Telegraph gazetesinden alınan bu tabloda, Şampiyonlar Ligi’nin son dördüne kalan takımlar belli olduğu gün ortaya çıkan borç tablosu yer alıyor. Milyon sterlini dolara çevirmek istiyorsanız kabaca 1.5 ile çarpın.

Türkiye’deki kulüplerin borç ve zarar durumlarına yakından bakan da benzer bir “iflas” tablosu görecektir. Özet olarak söylenebilecek tek şey, futbolun çok büyük bir ekonomi yarattığı ama kulüplerin çok kötü yönetildiğidir. Bu nedenle gerçekçi bir mali inceleme yapılsa, futbol kulüplerinin Yunanistan’dan daha iyi durumda olmadıkları görülür.

Borç, hayale dayalı futbol yönetimi kültürünün önemli bir parçasıdır. Bugünkü finansal kriz ortamında ise artık hayal değil, gerçekler gündeme gelmek zorunda.

Bu tartışma bir kere daha, 9 Nisan günü Bayern Münih Başkanı Uli Hoeness’in yaptığı açıklamayla gündeme geldi. Hoeness, “Bugün gerçeklerle yüzleşme zamanıdır!” demişti. Yedi yıldır ilk defa Şampiyonlar Ligi’nde finale giden yolda bir İngiliz Premier Lig takımı yoktu. Çünkü para yok; para olmayınca da futbol yıldızları satılıyor ve başarı da elden gidiyor.

Bu yıl İngiliz Premier Ligi’nde Portsmouth Kulübü’ne el kondu. Çünkü bu kulüp, futbolculara inanılmaz harcamalar yapanlardan biriydi ama stadyumu perişan durumda, antrenman sahaları yıkık döküktü ve tüm gişe hasılatı sadece oyuncu maaşlarına ödeme yapmaya ancak yetiyordu. Üstelik ciddi bir iş planı veya kurtuluş senaryosu çabası da yoktu.

İngiliz Futbol Federasyonu’nun başındaki Richard Scudamore, “Kulüplerin harcama özgürlükleri vardır ve kulüplere yatırım yapanların futbol aşkı ve hırsları uğruna büyük servetler yatırmaları kimseyi ilgilendirmez!” dese de, resmi bir UEFA raporuna göre İngiliz Premier Lig kulüplerinin toplam borcu, Avrupa’daki tüm birinci lig takımlarının toplam borçlarından fazladır.

Örnek vermek gerekirse, son dönemde futbol açısından çok başarılı olan İngiliz Fulham takımının sahibi Muhammed Al Fayed’in futbol nedeniyle 180 milyon sterlin borç altına girdiği ve eğer Fayed kulüpten alacaklarını isterse, 20 bin seyirci kapasiteli stadyumu olan ve düşük taraftar sayısına sahip Fulham Kulübü’nün ne olacağı tartışılıyor.

Bu arada bu hafta ligde altıncı durumda olan Liverpool’un satışı da gündeme geldi. British Airways yöneticisi Martin Broughton, Liverpool’un yüzde 50’şer payla sahipleri olan ABD’li milyonerler George Gillett ve Tom Hicks tarafından satış işinin başına getirildi. Çünkü kendileri de sorunlu Royal Bank of Scotland ve Wachovia adlı bankalar, kulübün 2008 yılında yapılan anlaşma çerçevesinde 237 milyon sterlinlik borcunu 31 Haziran tarihine kadar 100 milyon sterline düşürmesini talep ettiler.

Aslında Liverpool, Asya kökenli Standard Chartered Bank ile yılda 20 milyon sterlinlik bir sponsorluk anlaşması sağlamış durumda. Diğer taraftan, New York merkezli private equity fonu Rhone Group, kulübün yüzde 40’ı için 105 milyon sterlinlik bir teklif de yapmıştı. Ancak anlaşma olmadı çünkü Liverpool’un sahipleri tüm hisse için 600 milyon sterlin talep ediyorlar.

Satış konusunda danışman Barclay’s Capital. Barclay’s, Liverpool’a 300 milyon sterlinlik geçici bir finansman sağlayacak ve böylece teknik adam Benitez’in, Torres ve Gerrard gibi çok değerli futbolcuları acilen satması için emir verilmeyecek. Bu da taraftarları memnun eden bir haber oldu.

Bu arada İspanyol liglerinde de kavga çıktı. Messi futboluyla insanları büyülemeye devam ederken, İspanyol Futbolcular Sendikası (AFE), tüm dört üst ligde 16–19 Nisan tarihleri arasında grev ilan etti. Yani maç oynanmayacak, pazarlıklar devam ediyor!

İspanya Futbol Federasyonu, Spor Konseyi, Çalışma Bakanlığı ve 6.000 üyeli Profesyonel Futbolcular Sendikası arasındaki görüşmelerde anlaşma sağlanamadı ve grev başlıyor. Sendikaya göre profesyonel futbolcuların yüzde 85’i maaşlarını alamıyor ya da çok geç alıyor. İspanyol Futbol Federasyonu bile kulüplere vermesi gereken 10.7 milyon doları ödemiyor.

Bu hafta oynanamayacak önemli maçlar arasında Espanyol–Barcelona derbisi ve Real Madrid–Valencia maçı da var. Bu sezon başında 258 milyon euroluk transfer harcaması yapıp hiçbir şey kazanamayan Real Madrid patronu Florentino Perez ve teknik direktör Manuel Pellegrini de zor durumdalar.

En çok borç Manchester’da:

Takım

Borç (Milyon £)

Şampiyonlar Ligi Durumu

Manchester United

649

Elendi

Chelsea

340

Elendi

Arsenal

333

Elendi

Liverpool

237

Elendi

Real Madrid

204

Elendi

Inter Milan

189

Devam

Barcelona

44

Devam

Lyon

52

Devam

Bayern Münih

0

Devam


 
 
 

Yorumlar


bottom of page