Aslan Zümrüt Apartmanında Yaşayamaz!
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 3 Haz 2019
- 2 dakikada okunur
Hayat fena halde futbola benzer. Yaşamımızdaki her izi futbolda, futbolda yaşadıklarımızı da gündelik yaşamımızda gözlemler, deneyimleriz.
Bu bağlamda bakıldığında, özellikle futbolda karşılaştığımız şiddetin kodlarının, bireysel ve toplumsal yaşamımızdan geldiğini gözleriz.
Sporda saldırganlık ve şiddet, sporun tüm dallarında ve de en çok futbolda, insanın kendisiyle ve başkalarıyla savaşımını ifade ediyor bizim için. “Sporda amaç, doğal ve evrensel olan saldırganlık içgüdüsünü yüceltmek, ‘daha güçlüye, hızlıya, yükseğe ulaşmak’ için savaşmaktır. (Prof.Dr. Özcan Köknel, Bireysel ve toplumsal şiddet, sh.233, Altın Kitaplar, 2.basım İst.,2000),
Yine, şiddetin toplumsal yaşamımızda çokça gündemde olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz.
Şiddetin özellikle ülkemizde başta medya aracılığıyla bir izlenilirlik aracı olarak değerlendirildiği de, ayrı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Bu kapsamda, Türkiye'de, hangi televizyon kanalını açsak, hangi gazeteyi okusak, kimi dinlesek veya nereye gitsek bu türlü kirliliklerle karşılaşıyoruz. Çocuk tacizleri, kadın cinayetleri ve hayvanlara eziyetler mantar gibi türeyince; gasp, darp, kapkaç, hırsızlık veyatrafikte kural ihlali suç olmaktan çıktı…Sokaklarımız sapıklarla dolunca serseri vemanyaklara‘eyvallah’ eder olduk.
Bizim için önemli olan bir başka şey futbol insanlarının medenileşmemiş hali olan şiddettir.6222 sayılı şiddet ve düzensizliği önleme kanunu aslında çok güzel bir şey getirdi, ama etik değerler ve fairplay ilkelerinin sistemini getirmedi.
İşin en kötü ve tehlikeli tarafı eskiden bu fanatik, sapık ve sapkınlar belirli bir demografik yapıya sahipken şimdi bu yapı değişti.
Nereden tutsan elinde kalıyor. Hani “şaftı kaymış” derler ya! İşte aynen öyle...
Eskiden bunlar toplum içine çıkamazlarken şimdi pişkin pişkin davranabiliyorlar.
Eskiden bunlara ailesi bile sahip çıkamazken şimdi sözde aydınları tarafından destekleniyor. Yani öyle toplum yaratıldı ki okumamış cahil kişilerden değil: din, iman, ahlak, bilim, sanat, spor öğreten; kitap yazan, şiir okuyan; rol yapan, ahkâm kesenlerin içinden “fanatik”, "sapkın" veya"sapık"çıkıyor.
Toplumda aklı başında, namusu ve onuru ile yaşamlarını sürdürmeye çalışan insanlarımız, kendilerini sadece "Allaha emanet” eder oldu. Namuslu vatandaşı koruması gereken kurumlar güvenirliğini kaybetti.
Çocuk istismarcısına 3 ay ceza verildiği,
8 Sapığın tecavüzüne uğrayan 15 yaşında 38 kilo ağırlığındaki kızın ‘neden karşı koymadın’ diye azarlandığı,
Maçlarda yumruk ve tekmelerin havada uçuştuğu, kırmızı karta sinirlenip oyuna silahla müdahale edildiği, kulüp binasına kurşunların sıkıldığı,
Sapıklara iyi hal uygulandığı,
Tecavüze uğrayan kadının ifadelerinde çelişki olduğuna kanaat getirildiği,
Gazeteci döven, bir parti genel başkanının evini basıp, diğerini darpadli kontrol şartı ile serbest bırakıldığı mahkemelerimizde, bir hâkim avukatın etek boyuna kafayı takıyorsa, bunun adı “Eyvah!”
Zümrüt Apartmanı gibi bir kitap on binlerce basılıp, okuyucu buluyorsa, bunun adı “Yazık!”
Bu düşünceler, egzoz dumanıkadar “zehirli”, kara delik kadar “tehlikeli ve derindir”.
Futbol saldırganları içinsorun yasanın Türk Ceza Hukuku mevzuatı hükümleriyle uyumlu olmadığı ve bu mevzuat karşısında uygulanabilirlik kabiliyetinin olmaması mı, yoksa uygulama eksikliği mi?Bilinmez ama Türkiye liglerinde bazı maçlar böyle oynanıyor. Bir sürü gereksiz transfer, anlamsız kamplar, lüzumsuz söz dalaşı, gerginleştirilen ortam… kavga, döğüş ve küfür… Sonuç üç takımdan biri şampiyon gerisi yalan dolan… İşte biz futboldan bu kadar anlıyoruz!
Çocuk tacizcileri ve destekçilerine ibret almaları gereken (İnternette çok kolay ulaşılabilecek) bir öykü hatırlatmak gerekirse;
“Dişi aslan avladığı ceylanı yemeye başlarken karnında yavrusu olduğunu fark eder. Yavruyu ölmüş ceylanın karnından çekip çıkarır lakin iş işten geçmiş, yavru çoktan ölmüştür. Aslan, annesi ölmüş yavruyu yere koyar ve ağır adımlarla bir kenara çekilip yere uzanır.Bu fotoğrafları çeken fotoğrafçı uzun süre aslanın hareketsiz kalmasından şüphelenir ve cesaretini toplayarak aslanın yanına yaklaştığında onun öldüğünü görür.Aslanını ölüm nedenini öğrenmek için götürdüğü veteriner karnını yarar ve kalbinin patlayarak parçalandığını tespit eder. Aslan bir annenin ya da bir yavrunun ölümüne sebebiyet vermiş olmanın üzüntüsüne kalbi dayanamamıştır.”
Etek boyunu sorgulayan hâkime de bir şey hatırlatmak gerekirse:
“Ecrin bebeğin boyu etek boyundan daha kısaydı.”
Bu yüzdendir ki, öldükten sonra "Tövbe istiğfar" edeceği anlaşılan bu insanları şu mübarek günler hatırına “Allah ıslah etsin!”






















Yorumlar