Bizi Takip Edin Futbol ekonomisi facebookta futbol ekonomisi twitterde
x
15 Nisan 2021- Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor'un 9 aylık mali tabloları yayınlandı. Buna göre kulüplerin gelirleri 1.6 Milyar TL olarak gerçekleşirken, birikimli zararları 5 Milyar TL'nı, borçları da 12 Milyar TL'nı ... Futbolekonomi-20 Mart 2021 Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray ve Trabzonspor borçlarının yapılandırılması konusunda Türkiye Bankalar Birliği ile yeniden anlaştı. Yeni anlaşmaya göre; 5+2 yıl olan eski anlaşma 7+2 yıl olarak güncell... Futbolekonomi 16 Şubat 2021- Two-Zero Girişim Fonu Göztepe Spor Kulübü A.Ş' ile imzaladığı anlaşma gereğince kulübe belirli bir oranda yatırım yapacak. 29 Ocak 2021 Deloitte tarafından 24.kez yayınlanan Futbol Para Ligi raporuna göre, Avrupalı 20 zengin kulübün gelirleri pandemi nedeniyle bir önceki yıla kıyasla  1.1 Milyar Euro gerileyerek, 8.2 Milyar Euro ola... 28 Ocak 2021- Deloitte'un son raporuna göre Avrupa futbolu pandemi nedeniyle 2 Milyar Euro zarara uğradı. 6 Ocak 2021- Süper Lig takımlarına toplam 3.069.480.267 TL takım harcama limiti tanımlandı. Kulüpler bu tutarı % 15 fazlasıyla 3.529.902.307 TL'na kadar yükseltebilecekler. 1 Ocak 2020 Futbolekonomi olarak yeni yılınızı kutlar, sağlık ve mutluluklar dileriz. 24 Aralık 2020- Türk futbolunun efsane futbol insanı Özkan Sümer 22 Aralık 2020 tarihinde bir süredir kanser tedavisi gördüğü KTÜ Farabi Hastanesi'nde 80 yaşında hayata gözlerini yumdu. 21 Aralık 2020- Real Madrid: Covid-19 Real Madrid açıkladı: Avrupa futbolu Covid-19 nedeniyle 5,2 Milyar Euro kaybetti. Futbol Çok Kötü Etkilendi. Hiç Bir Şey Eskisi Gibi Olmayacak! Futbolda Devrim İçin Beklenmemeli! 5 Aralık 2020- Premier League Yönetimi, Alt Futbol Liglerine Pandemi Nedeniyle 250 Milyon Sterlin Yardım Paketini Kabul Etti.
Buradasınız >> Ana Sayfa Haberler & Makaleler Genel Tuğrul AKŞAR Hırvatistan’a Neden Yenildik?

Hırvatistan’a Neden Yenildik?

Tuğrul Akşar/14 kasım 2011

 

Geçen hafta 10 Kasım 2011 günü büyük ümitlerle çıktığımız Euro 2012 Play off maçının ilk bacağında kendi evimizde, Türk Telekom Arena’da Hırvatistan’a 3-0 yenilerek, Polanya ve Ukrayna’da 2012 Haziran’ında yapılacak Avrupa Futbol Şampiyonası’na katılma şansımızı mucizelere bıraktık.

Hırvatistan’a kendi evinde dört gol atmak çok kolay görünmüyor.

Türk milli takımı her ne kadar “geri dönüşlerin takımıysa” da bu kez öyle olmadı. Gerek Euro 2008’te oynadığımız maçlarda, gerekse Euro 2012 elemeleri için Saraçoğlu Stadyumunda Belçika ile oynayıp 2-0 geriye düştüğümüz maçı 3-2 alarak geri döndürebilmiştik. Daha  ikinci dakikada golü yiyince bu ümitle maçı izlemeye başladık. Ancak bu beklentimizin bir nafileden ibaret olduğunu 32’de ikinci golü yiyince anladık.  53.dakikaya geldiğimizde ise zaten 3-0 olan maçın döndürülebilmesi bu mücadele gücü ve azmiyle mümkün görünmüyordu. Ancak, bu kez millilerimizde maçı geri döndürebilecek o heyecan ve motivasyonu göremedik.

Bu maçla ilgili bir çok teknik ve taktik analiz yapılabilir. Guus Hiddink’in kadro seçiminden oyun anlayışına, oyun anlayışından saha içi oyuncuların konumlandırılmasına ve maç içinde oyun gidişatını değiştirilebilecek hayati hamlelerin yapılmamasına kadar…Bunlar ancak adı üzerinde olduğu gibi teknik ve taktik eleştiriler olacak. Oysa, biz maçı ya da bu turnuvayı nasıl kaçırdığımızı değil, genel olarak Euro 2012’ye neden gidemediğimizi analiz etmek istiyoruz.

Ana başlıklarıyla konuya yaklaşırsak;

1.Motivasyonla Oynayan Bir Takımız

Türk milli takımı motivasyonla oynayan bir ekip. Sistematik, akılcı veriler, bilinçli hamlelerden daha çok “gaza getirme” yoluyla motive etmeye çalıştığımız milli takımımız, modern futbolun gereği sisteme dayalı, makine düzeni içinde çalışan bir yapıda değil. Daha çok oyuncuların günlük motivasyonu, heyecanları maçlarımızın sonucunu belirliyor. Sistem takımı olmadığımız için bir Alman mili takımı, bir Hırvatistan olamıyoruz. Oyuncularımız çok çabuk demotive olabiliyorlar ve oyun disiplininden kopabiliyorlar. Oysa, ekol olmuş ülkelerin futbol takımlarına bakıldığında, motivasyonun payı sistemik yapılanış ve kolektif oyun anlayışının üzerinde görünmüyor. Bu önemli bir eksiklik. Bizim daha sistemik, daha planlı ve organize bir takım iskeleti, yani oyun anlayışıyla milli takımımız yeniden inşa etmeliyiz.

Motivasyon ile konsantrasyonu karıştıran bir anlayışa sahibiz genel olarak. Ekol olmuş ülkeler maçlarına daha konsantre olup sistemin gereklerini yerine getirirken, biz motivasyon ile konsantre olmaya çalışıyoruz. Motive olamadığımız maçlarda, konsantrasyon da sağlayamadığımız için yarışmacı takım olamıyoruz.

2. Sonuç Odaklılık Yok

Cuma gecesi her ne kadar 3-0 yenilsek te, maç istatistiklerine bakıldığında; topa hakimiyet %63 ile mili takımımızdayken, Hırvatistan % 37 topa hükmedebilmiş.  Milli takımımız Hırvatistan’dan daha fazla pas yapmış. Daha isabetli pas yüzdesiyle oynamış. Ancak sonuca baktığımızda 3-0 yenilmişiz.

Buradan çıkan temel sonuç: Biz daha çok üretken olmayan alanlarda top çevirmişiz, paslarımızı üçüncü bölgeden daha çok birinci ve ikinci bölgede yan pas, geri pas olarak kullanmışız. Sonuca yönelik efektif bir paslaşmayı hayata geçiremediğimiz için sonuca da gidememişiz. Oysa, son Almanya maçımız da göstermiştir ki, çok hızlı bir şekilde üçüncü bölgeye topu taşıyıp, kaleyi doğrudan hedefleyen takımlar (Almanya üç golünü de bu şekilde atmıştır)maçları kazanmaktadır. Yani dikine ve daha az pasla orta alanı geçip, sonuca yönelik atak organize etmek modern futbolun gereklerinden birisi olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum ne yazık ki, Türk takımlarının genel bir hastalığı olarak gözümüze çarpıyor. Bu demode anlayışı ortadan kaldıran, sonuca yönelik pas organizasyonlarıyla futbol oynamalıyız.

Alan daraltamıyoruz, rakibi bunaltamıyoruz. Oyunu rakip alana yığsak ta, (ki, bu maçın ilk yirmibeş dakikası böyle geçti) sonuç getirecek bitirici vuruşlar yapamıyor, şut atamıyor, pozisyon yaratamıyoruz. Rakip bize 7 isabetli şut atarken, biz sıfır isabetli şutla oyunu tamamladık.

3. Kolektif Oyun Anlayışımız Yeterli Değil

Günümüzde modern futbol çok hızlı oynandığı kadar kolektif olarak ta oynanıyor. Yetmişli yıllarda olduğu gibi artık yıldızlara dayalı modelle futbol oynanmıyor. Bu oyun anlayışı yerini daha hızlı, daha organize ve kolektif yardımlaşma ve dayanışmayı üst düzeyde tutan bir oyun anlayışına bıraktı. Özellikle modern futbolda takımların kolektif savunma ve hücum anlayışıyla topu kullandıkları, bireysel savunma ve presin yerini takım savunması ve presinin yer aldığını görüyoruz. Bu nedenle takımlar daha çok alan savunmasına yönelik oyun anlayışıyla sahaya çıkıyorlar. Kademe anlayışları çok gelişmiş. Özellikle dörtlü alan savunmasıyla oynayan takımlarda beklerin kanatlardan ataklara katılmaları beklendiğinden, beklerin boşalttıkları alanlarda diğer oyuncuların kademeye girmeleri beklenir. Cuma günü oynadığımız maçta bu anlamda çok önemli kademe hatalarının yanı sıra, takım yardımlaşmasının da yeterli düzeyde olmaması bize çok pahalıya mal oldu. Adam adama müdafaa neredeyse terk edilmiş vaziyette. Oysa, biz Cuma günü takımımızın bazen adam adama oynadığını gördük.

4. Rakibimizi İyi Analiz Edemiyoruz

Alınan sonuç ve oynanan oyun gösterdi ki, bu maça teknik kadronun yeterince hazırlık yapmadığı (tıpkı diğer maçlarda olduğu gibi) gibi, rakibi de iyi analiz etmediği ortaya çıktı. Bu rakibi önemsememekle eş anlamlı. Oysa, modern futbolda böyle bir lükse (eğer bir Barcelona, bir Real Madrid, bir Manchester United değilseniz) kimse sahip değil. Takımların yerinde izlenerek, gerekli oyun anlayışının belirlenmesi ve buna göre gerekli kadro seçimi ile oyuncu istihdamının sağlanması gerekiyor. Rakibin etkin alanları, özellikleri, oyun anlayışı ve felsefesi ile bundan önce oynamış olduğu maçların çok iyi analiz edilmesi gerekir ki, milli takımımız başarılı olabilsin. Bu konuda teknik ekibin çok önemli eksiklik ve hataları bulunuyor. Çünkü, rakibimizi iyi analiz etseydik, bu oyun kurgusu ve kadroyla oyuna başlamazdık. Hırvatistan gibi fizik-kondisyonu bizden güçlü bir takıma zayıf fizikli ön libero ve ayakta duramayacak kadar formsuz beklerle çıkmaz, defansın arasında kaybolan bir forvetle oynamazdık.

5. Yetenek Havuzumuzu İyi Kullanmıyoruz

Yetmiş milyonluk nüfusa sahip bir ülke ve Avrupa’nın en değerli altıncı futbol memleketi olan Türkiye’de teknik ekibin gerek kadro seçiminde, gerekse takıma yeni ve yetenekli oyuncu sağlamada yetenek havuzumuzu iyi kullanmadıkları görülüyor. Hala dışarıdaki oyuncularımıza bel bağlayan tembel bir anlayışın etkisi altındayız. Takımda yer alacak başka oyuncu yok gibi, kendi takımında oynamayan veya form düzeyi düşük oyuncuları milli takıma davet ederek, mevcut potansiyelimizi iyi kullanamıyoruz. Yeni ve genç yetenekleri tespit etmeye ve onları A takıma monte etmeye yönelik alt yapı  çalışmamız hep zaman darlığının kurbanı oluyor. Hep yetişmiş oyuncuların peşinden koşuyoruz.

6. Takımımız Mental Olarak  Maça Hazır Değildi

Takımımızın bu sezon yaşanılan olumsuzlukları hala üzerinden atamamış göründü. Hatta maç içinde seyirciyle diyaloga girip oyun konsantrasyonunu tamamen yitiren oyuncularımız oldu. Anlaşılan o ki, futbolcularımız düşünsel anlamda maça iyi hazırlanmamış. Maçı kazanmaya kafa yapısı olarak hazır olmayan bir ekipten zaten başarı beklemek de büyük saflık olurdu. Hazırlık kampında Milli takımımız  bu sorunu bir mentörle halledebilirdi

7. Saha İçi Belirgin Bir Oyun Anlayışımız Yok

Her takımın kendine özgü genel bir karakteristiği var. İngilizler daha hızlı, yüksek fizik ve kondisyona sahip oyuncu yapısıyla, uzun paslarla oynayan ve sonuç alan bir ekipken; Almanlar üst düzeyde bir takım dayanışması ve oyun disiplini içinde organize olarak sonuca gidiyorlar. İspanyollar ise yaratıcı oyunculardan kurulu organize bir ekip olarak kısa paslarla ve alan daraltarak, yüksek kondisyonla rakiplerini elimine ederken, İtalyanlar savunma güvenliğini ön plana alan, sert oyun anlayışı ve yüksek fizik yapısıyla yollarına devam ediyorlar. Peki, biz nasıl oynuyoruz? Bizim nasıl bir oyun anlayışımız ve felsefemiz var? Oyuncularımızı hangi oyun sistemi içinde sahada plase ediyoruz? Neden milli takımımız sportif performansta ekstrem uçlarda zig zaglar  çiziyor? Neden istikrarlı bir performansa sahip değiliz? Neden kadromuzun yapısına göre oyun anlayışını dizayn etmiyoruz? Ya da oynayacağımız oyuna göre kadroya oyuncu davet etmiyoruz?

Belki burada daha bir çok konuya değinilebilir. Ama ben bu sıkıntılardan kurtulabilmek için günü kurtaran palyatif çözümlerden daha çok,  daha uzun erimli ve verimli bir planlama ve işbirliği ile yeni ve daha yarışmacı bir milli takım yaratabileceğimize inanıyorum. Önemli olan bu anlayışa uygun, başarıya aç, yeniliklere açık, çalışkan, emek ve zamanının tamamını mili takıma vakfedebilecek  yerli ya da yabancı bir hocayı takımın başına getirebilmek. Tabi ki, bunu yaparken yönetimin de kafasının sakin ve sportif performansa odaklı olması gerekiyor.{jcomments on}

 

Bu İçerik  14658  Defa Okunmuştur
 

Degerli yazarimiz Tuğrul Akşar Cuma, 02 Nisan 2010.

YAZARIN DIGER YAZILARINI GORMEK ICIN TIKLAYIN

Neden Futbol Ekonomisi?

 

www. Futbolekonomi.com’un  vizyon ve misyonu temel olarak  Futbol Ekonomisi Stratejik Araştırma Merkezi’nin (FESAM) vizyon ve misyonuna paralel ve aynı düzlemdedir.

 

Bu bağlamda temel misyonumuz: Futbolun yerel ve küresel makro özelliklerini incelemek ve yeni yapısal modeller önermek; bu kapsamda entelektüel gelişimi hızlandırmak ve buna ilişkin referans olabilecek bir database oluşturmak ve bunu tüm futbol araştırmacılarının emrine sunmak... Bu amaçla yapılan çalışmaları yayımlamak; gerekli her türlü bilimsel futbol araştırma ve geliştirme projelerine entelektüel anlamda destek vermek.

 

Temel Vizyonumuz: Önerilen yeni modellerin gerçekleştiğini görmektir.

 devamı >>>

finansal-futbol-anim-1

tugrulaksar_ge_roportaj

Tuğrul Akşar Güngör Urasın sorularını yanıtlıyor

  Yazar Tuğrul Akşar,
Milliyet Gazetesi Yazarı Güngör Uras'ın
sorularını yanıtlıyor.
detay için tıklayınız..

 

Spor Endexi

15.04.2021

Kapanış Günlük
Değişim %
  IMKB 100

1.406,51

-0,17

 bjk BJKAS

10.95

-9,95

 fb FENER

29.96

2,39

 gs GSRAY

3,36

0,00

 trabzon TSPOR

1.96

0,00

   SPOR ENDEKSİ

1.109,04

-2,85

Videolar

Tuğrul, Tuğrul Akşar, Pusula, Ekonomi, Futbol, Futbol Ekonomi, Mali,VİDEONUN DEVAMI VE DİĞER VİDEOLAR İÇİN TIKLAYIN.

İstatistikler

İçerik Tıklama Görünümü : 27687370

SPOR TOTO SÜPER LİG 2020-21 SEZONU

 Sıra TAKIMLAR 0 G B M A Y AV P
1

Beşiktaş

 32 22 4  6 70

33

37  70
2 Fenerbahçe

 33

 20  6  7 59 33  26   66
3 Galatasaray

 32

 19  5  8 62 31 31  62
4

Trabzonspor

 33  16  10  7 40

 31

9  58
5 Alanyaspor  33  15  7  11 52  36  16 

 52

6

Gaziantep

 32

13

11  8 47  37

10

 50
7

Hatayspor

 32

 14 

7  11 53  40 13  49
8

Karagümrük

 33 13 10  10 48

 39

 10  49
9

Sivasspor

 32  11

14

 7 44  38   6  47
10

Göztepe

 33  12 11  10 49  44   5  46
11 Antalyaspor  33

 9

15  9  32  41    -9  42
12 Konyaspor  32  10 10  12  39  40   -1

 40

13 Ankaragücü  32  10 6  16  39  51   -12  36
14 Rizespor  32  8 12  12  36  49   -13  36
15 Kasımpaşa

 33

 9 9  15  35  48

   -13

 36
16

Yeni Malatya

 32

 7 13  12  39  45   -6  34
17 Başakşehir  32  8 9  15  35  51  -16  33
18 Kayserispor  32  8 9  15  24  41 -17  33
19 Gençlerbirliği  32  8 7  17  30  55 -25  31
20 Erzurumspor  32  6 10  17  32  56 -24  28
21 Denizlispor  32  6 8  18  29  55 -26  26

 

            

 

Okur Yazar


Futbolun ekonomisi, mali, hukuksal ve yönetsel kısmına ilişkin varsa makalelerinizi bize gönderin, sizin imzanızla yayınlayalım.

Yazılarınızı  info@futbolekonomi.com adresine gönderebilirsiniz. 

 

 

2021 Deluitte Raporu

 

 

 

 2021de-avrupada-ve-turkiyede-futbol-ekonomisi

Cocid-19 sürecinde 2021'e girerken Avrupa'da ve Türkiye'de Futbol Ekonomisi'nde yaşanılan değişim ve olumsuz gelişmeleri okumak için tıklayınız.

 


 

2021-Money-league-Raporu

 

 

 

Yirmidördüncü Deloitte Money League raporuna göre Barcelona'nın 715.1 Milyon Euro'luk geliriyle ilk sırada yer aldığı, tamamı merkez lig kulüplerinden oluşan ve bir önceki yıla göre gelirleri %12 azalan Para Ligi raporunu okumak için tıklayınız


    

191112 Aktifbank Ekolig

 

Türk futbolunun gelirlerinin ve ekonomik görünümünün mercek altına alındığı Futbol Ekonomi Raporu – EkoLig'in dördüncü sayısı yayınlandı. Süper Lig’in 2017-2018 sezonu sonunda 3,2 milyar TL olan geliri, 2018-19 sezonunda 4,2 milyar TL’na ulaştı. Bkz.

 

 

Süper lig Marka değeri araştırma

''Taraftar Algısına Göre Türkiye Süper Ligi Marka Değerini Etkileyen Faktörlerin ve Marka Değeri Boyutlarının Değerlendirilmesi'' Prof. Dr. Musa PINAR öncülüğünde yapılan bu araştırmayı okumak için tıklayınız.

 

 

the-european-elite-2019

KPMG Avrupa’nın 32 Elit Kulübünün değerlemesini yaptı. Süper Lig’den Galatasaray ve Beşiktaş’ın da bulunduğu bu raporda en değerli kulüp 3.2 Milyar Euroluk değeriyle Real Madrid oldu. Raporu okumak için tıklayınız.
 

Endustriyel_futbol

 

Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı Üzerine

Futbolun Endüstriyel gelişimi, kulüplerin sportif ve iktisadi/mali yapılanışını derinden etkiliyor. Dorukhan Acar’ın Kurumsal Yönetim temelli yaklaşımı ile "Futbolda Endüstriyel Denge ve Başarı"yı okumak için tıklayınız

 

 

Türkiye'de Kadın Futbolunun Gelişimi ve Günümüzdeki Durumu

 

imagesCAVM4O4L

 

Dr. Lale ORTA’nın Kadın Futboluna Entelektüel Bir Yaklaşım Sergilediği makalesi için tıklayınız.” 

 

 

İngiliz Futbolunda Kurumsal Yönetişim Üzerine

 

governance_in_football

 

Tüm kulüplerimize ve Türk Futbol yapılanmasına farklı bir bakış açısı kazandırabileceğini düşündüğümüz, İngiliz Parlementosu’nun Kültür, medya ve spor Komitesi’nin hazırladığı raporu okumak için tıklayınız. 

 

money-and-soccer

“Money scorring goals”, Gerçekten de “Para Gol Kaydedebiliyor mu? “

Euro 2012’nin olası ekonomik etkilerini
okumak için tıklayınız. 



FFP

Futbolda Finansal Sürdürülebilirlik Kapsamında ''Finansal Fair Play Başa Baş Kuralı ve Beşiktaş Futbol Kulübü Üzerinde Bir Uygulama 
Hüseyin AKTAŞ/Salih MUTLU,

okumak için tıklayınız.