Üç Ayda Üç Başkan, Bir Kulüp: Gençlerbirliği’nin Kayıp Zamanı
- Ömer GÜRSOY

- 27 Ara 2025
- 2 dakikada okunur

Gençlerbirliği’nde yaşananları anlamak için yorumdan önce kronolojiye bakmak gerekir. Çünkü bugün gelinen nokta, bir gecede oluşmadı. Aksine; her biri bir öncekini tetikleyen kararlar zincirinin doğal sonucudur.
1. Osman Sungur’un İstifası: İlk Kırılma
Süper Lig’e taşıdığı takımın başkanı olarak sezona başlayan Osman Sungur, kimilerine göre “ani”, bana göre ise yalnız bırakılmış bir başkan olarak görevinden ayrıldı. O gün yazdığım yazıda açıkça şunu dile getirmiştim:
Bu bir istifa değil, ihanete uğramışlık hissinin sonucuydu.
Sungur bunu kabul etmedi, “iç darbe yok” dedi. Ama istifadan sonra yaşananlar, o gün hissettiğim şüpheleri ne yazık ki doğruladı.
2. Mehmet Kaya Dönemi: Geçici Bir Durak
Osman Sungur’un ardından Mehmet Kaya başkanlığa getirildi. Bu bir “seçim” değil, daha çok boşluğu doldurma hamlesiydi. Ardından teknik direktör değişti, Hüseyin Eroğlu gitti, Volkan Demirel geldi. Yapısal bazı adımlar atıldı ama kulübün temel sorunu değişmedi:
Para yoktu, güven yoktu, birlik hiç yoktu.
Borç büyüdü, tribünle yönetim arasındaki mesafe açıldı, camiada belirsizlik hâkim oldu.
3. Genel Kurul ve Son Anda Değişen Senaryo
Ve geldik o meşhur genel kurula…
Evinden izleyen, hatta başkanlıkla ilgili bir planı olmadığı söylenen Arda Çakmak, son anda salona çağrıldı. Herkesin başkan seçilmesine kesin gözüyle baktığı Mehmet Kaya, bir anda adaylıktan çekildi. Salon şaşkındı, delegeler hazırlıksızdı.
Sonuç:
Arda Çakmak başkan seçildi.
O gün de yazmıştım:
Bu, bir vizyonun değil, bir acil durum refleksinin ürünüdür.
Gençlerbirliği gibi köklü bir kulübün kaderi, son dakika telefonlarıyla, “gel sen ol” denilerek belirlenemez. Belirlendiğinde ise ortaya çıkan şey, yönetim değil idare etmektir.
4. Üç Ayda Üç Başkan, Üç Teknik Adam
Sungur gitti, Kaya geldi, Çakmak seçildi.
Eroğlu gitti, Demirel geldi, Demirel gitti Diyadin geldi; belirsizlik devam etti.
Üç ayda üç başkan, üç teknik adam…
Bu tablo, sportif başarısızlıktan çok daha tehlikelidir. Çünkü bu, kulübün yönetilemez hale geldiğinin göstergesidir.
5. Osman Sungur’un Geri Dönüş Açıklaması: Bir Hesaplaşma
Ve şimdi, tüm bu yaşananların ardından Osman Sungur yeniden sahneye çıktı.
“Yarım kalan hikâyeyi tamamlamak için adayım” dedi.
Süper Lig’e çıkarılan takımı,
Ve en önemlisi, genel kurulda kendisine yöneltilen yakışıksız ithamları hatırlattı.
Bu açıklama, bir adaylıktan çok daha fazlasıdır.
Bu, bir dönemin hesaplaşma çağrısıdır.
Sonuç: Tesadüf Değil, Sonuçtur
Bugün gelinen noktada şunu net söylemek gerekiyor:
Gençlerbirliği’nde yaşananlar tesadüf değildir.
Bir başkanın yalnız bırakılması,
Geçici çözümlerle zaman kazanılmaya çalışılması,
Son dakika hamleleriyle yapılan genel kurullar,
Ve ortak akıldan uzak yönetim anlayışı…
Hepsi bizi buraya getirdi.
Ocak ayında yapılacak seçimli olağanüstü genel kurul, sadece yeni bir başkan seçmeyecek.
Gençlerbirliği, ya yarım kalan hikâyeleri tamamlamayı seçecek
ya da bu kayıp zamanı daha da büyütecek.
Artık soru şu değil:
“Kim başkan olacak?”
Asıl soru şu:
Gençlerbirliği yeniden yönetilebilir bir kulüp olacak mı?
Cevabı, bu kez kaçamayacağımız kadar net bir şekilde önümüzde duruyor.





















Yorumlar