top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Üst Düzey Bir Futbolcuda Motivasyon Sorunu Olmaz!

Farklı amaç ve beklentileri olan kişilerin, aynı amaç ve hedeflere yönetilmesi ve harekete geçirilmesi pek kolay değildir.

Ancak, amatör ve profesyonel futbolcu arasındaki fark amatör sporcunun duyguları ile hareket etmesi, profesyonel futbolcunun sahada davranışlarını düzenleyebilme, duygularını kontrol edip yönetebilme, zorluklarla mücadele edebilme becerisi gösterebilmesidir.

Kişiyi bir harekette bulunmaya veya birçok hareket alternatifinden birinin tercih etmeye iten ve nispeten bir süreklilik gösteren faktörlere motiv denir. Motivasyon bir motivin etkisiyle ve mevcut şartlara bağlı olarak bir davranışa, yani spor faaliyetine yol açan ve bu faaliyeti sürdüren sürecin adıdır. Bu anlamda profesyonel sporcuların müsabaka esnasında iyi bir performans göstermek ya da başarıya ulaşmak için motivasyon ihtiyacının taraftar gibi dış faktörlere kalmaması gerekir. İşinin zorluklarını ve bu zorluklarla mücadele edebilmesi bilmesi gereken bir futbolcunun müsabaka öncesinde hazır bulunuş düzeyine erişmiş olması beklenir. Çünkü, müsabaka veya turnuvanın kendisi başlı başına bir motivasyon kaynağıdır.

Müsabaka sürecinde futbolcunun davranışlarını tanımlayan motivasyonun temel bileşenleri olan istek, arzu, bağlılık, sevgi milli takımda oynamanın koşulsuz kabulleridir. Bu nedenle, günümüz futbolunda yönetici, teknik direktör, taraftar grubu veya medyanın görevi futbolcuyu motive etmek değildir. Müsabakayı anlatan spikerin görevi hiç değildir/olmamalıdır. Çünkü, slogan ve lakaplar akıl ve mantıkla bir bilinçle beslenemediğinden placebo etkisi yaratan bu tür idealleştirmeler, işler iyi gittiğinde “Haydi çocuklar!” gibi hırpani bir yüceltme veya işler iyi gitmediğinde “yapmayın çocuklar!” gibi reddiye söyleminde kalıyor. Oysaki, profesyonel futbolcuların (kendilerini yönlendirme becerisi isteyen) içsel motivasyon araçlarından yoksun olduklarını düşünmek, oyunculara duygu yükleyip fiziksel güç beklemek çok gerçekçi bir yaklaşım değildir. Çünkü, Fenerbahçe örneğinde olduğu gibi üst düzey oyuncuların içsel motivasyon araçları olan “anlaşılmak, ilgi, sevgi, saygı gibi duygularının tamamı kulüp, taraftar ve medya tarafından doyuruluyor. Bu nedenle Fenerbahçe gibi üst düzey takım futbolcusununanlaşılmadığını, ilgisiz kaldığını, sevilmediğini veya saygı görmediğini düşünmesi reel değildir. Süper lig düzeyi için “Motive olmadık” sözünün Türkçesi “bizden daha iyi müsabakaya hazırlanmış, bizi daha analiz etmiş, bizden daha iyi taktik anlayış ve strateji plan yapmış”lardır.

Motivasyon, işin yapılması konusunda bireyin davranışlarını tanımlar. “Takımın moral motivasyonu düşük” doğru bir tespit değil başarılı olmak için gerçeklikten uzak içinde futbolu, takımı veya rakiplerini hafife alma gibi bencillik barındıran bir saptamadır.

Sonuç olarak ligin ilk yarısında aşırı motivasyon ve motivasyonsuzluk arasında bir görüntü veren, kupa ile lig maçı arasındaki farkı kavrayamayan (özellikle Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray gibi takımlarda oynayan) üst düzey futbolcuların motivasyon sorunu yaşaması sadece zihinsel bir eksiklik değil, aynı zamanda giydiği formanın anlamını bilmemek, kulüp ve kendi hedeflerinin farkında olmamak, kendisine ve izleyenlere saygı duymamak gibi bilişsel düzeyin zayıf olduğu anlamına da gelir.

          Süper lig düzeyindeki bir futbolcunun yeteneği ile saha içi performansı karşılaştırıldığında içsel motivasyon araçlarını bilmesi ve kullanması gerekir. Futbolcunun her koşul ve ortamda mücadele etmesini profesyonelliğinin bir gereğidir. Bu nedenle, üst düzey bir futbolcunun motivasyon ihtiyacı olur ama motivasyon sorunu olmaz/olmamalıdır.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page