Türk Futbolunu Kim Bitirdi(2)
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 17 Ağu 2014
- 2 dakikada okunur
Yazarımız Recep Cengiz'in Türk futbolunun sorunlarını sağtamaya devam exiyor. Futbolu, futbol medyası bitirdi.
• Spor medyasında taraf olma sorunu bitirdi.
• Spor gazeteciliğinde kıstas sorunu bitirdi. Eski futbolcu, eski hakem, eski yönetici, amigo, oyucu, şarkıcı, modacı, politikacı, güzel gözlü, uzun bacaklı… Herkesin yorumculuk yapma sorunu bitirdi.
Bir yorumcunun neyi, nasıl ve neden yorumlayacağını bilmesi için bilgiye ihtiyacı vardır. Bu nedenle yorum yapan herkesin alanında uzman, araştırma ve yorumlama yetilerinin gelişmiş olması gerekir.
• Bilgi ve kültürün sınırlı, fikir ve niyet okumanın sınırsız olma sorunu bitirdi.
• Yöneticilere akıl verme, teknik direktörlere nasihat etme, hakemleri hedef gösterme, futbolcuları ya vezir ya rezil etme, taraftarı kışkırtmasorunu bitirdi.
• Ekranlarda reyting uğruna; muz yeme-yedirtme, bıyık kesme-etek giyme, İnekle röportaj yapma, yargıç olup ceza verme, bardak fırlatma, silah çekme, küfür etme, argo konuşma veya yorumculuğu meydan okuma olarak algılama sorunu bitirdi.
• Gazetelerde tirajiçin; kükretme, pençeleme, yakma, parçalama veya bombalama gibi manşetlerini atma sorunu bitirdi.
• Hakemlere olan güveni sarsma sorunu bitirdi.
• Kariyerlerine herkesin “Elhamdülillah” diyeceği bu teknik direktörlerin “bilgi”, “kariyer” ve “kişiliğini” küçültmek, yok saymasorunu bitirdi.
Gazeteciliğin temel gerekleri arasında haberin sade bir dille, doğru olarak, açık ve kesin bir deyişle verilmesi yer alır1.
Spor gazetecileri veya futbol yorumcularının: kendilerini eğitmek, geliştirmek, dürüst, tarafsız, ilkeli ve seviyeli olmak, rekabeti kavga sanmamak ve göstermemek, toplumun haber alma özgülüğüne saygı duymak adına; gazetecilik mesleğini bilgisiz, görgüsüz, ilkesiz kişilerden korumak, mesleklerine sahip çıkıp, dayanışma içerisinde olmak ve kamu görevlisi sorumluluğuyla hareket etme sorumlulukları vardır2,3.
Çol’a göre; spor gazetecilerini bir bölümü, dürüst, tutarlı, kararlı değiller, kendilerini geliştirmek, değiştirmek, yenilemek adına ortaya koydukları değerler yok. Çoğu sporu bilmiyor- toplumla barışık değil, günü kurtarma peşinde koşuyor, çoğunun özgün düşüncesi ya da yaptığı işe dönük felsefesi yok. Önemli bir kesimi okumuyor, araştırmıyor. Fakat her alanda ahkâm kesmeyi kendisine hak biliyor4.
Eski yıldız futbolcuların futbolu bıraktıktan sonra otoriter olma isteği ben bilirim merkezli bir anlayışı beraberinde getirmektedir. Aslanbey: Sporun felsefesine, taktiğine, futbolcuların dizilişine, onların özel hayatlarına, futbolun edebiyatına hâkim(!), Dünya çapında antrenörleri futbolu bilmemekle suçlamak, başarılı oldukları bir sezondaki oyun anlayışını her zaman ve her koşulda başarının tek formülü sanmak, her fırsatta futbolcuları profesyonel olmamakla suçlamak, Kendisine yakın bulduğu (abi, baba... Gibi hitaplarla isimleri zikredilen) yöneticileri her fırsatta göklere çıkartan, ilişkileri soğuk olanları da yerin dibine batıran bir görüntü sergilemekteler5.
Bunun sonucunda değerler saptırılarak, okuyucuya verilen olumsuz mesajlarla, futbolun doğasında bulunan; dostluk- düşmanlığa; rekabet–rezalete, birlik–ayrılığa, başarı–başarısızlığa, bilgi–bilgisizliğe; eleştiri-hakarete dönüştürülebilmektedir. Bu durum medyanın saygınlığı da zedelemektedir.{jcomments on}
Kaynaklar:
1. Tokgöz, O.,Temel Gazetecilik. İmge Kitapevi, 3-Baskı, Ankara, 1994.
2. Eagleton, T.,Eleştirinin Görevi, Ark Yayınları, Çeviren, İ., Serin, Ankara,1998.
3. Çol, Z.,Futbol, Olimpizm ve Dayanışma Semineri Kitapçığı, Ocak-1997.
4. Çol, Z., TSYD “Cumhuriyet’ in 75. Yılında Spor Medyası” Seminer Kitapçığı, 24-26 Aralık 1998.
5. Aslanbey, Ü., “Keşke Spor Yazarları Skor Yazarları”, Star Gazetesi, 28.01.2002.






















Yorumlar