top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Spora dair üç nokta

Spor Bakanı Suat Kılıç, Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan ve  TFF Başkanı Yıldırım Demirören bu sefer kararlılar. İlle de “Kulüpler Yasası” çıkacak. Kulüpler ve kamuoyunda da böyle bir talep var.

Birilerinin mutlaka acı ilacı içeceği bu yasa konusunda bütün kesimlerin ortak ve yoğun arzusu bende hem umut uyandırıyor ama aynı şekilde de şüphe doğuruyor. Şu kadarını söyleyeyim; “kulüpler yasası çıksın” diye slogan atanların artık ağızlarının altındaki baklayı çıkarma vakti geldi. Spor Bakanlığı ay sonuna kadar çalışmaları tamamlamaya kararlı. İşte burada ki en önemli konu; adeta tahta barakaya benzeyen ve dizginsiz ırmak gibi akan kulüplerimizi iyileştirecek ilacın bulunmasında, ama dozunun da ayarlanmasında. Ne demiş dünyaca ünlü İsviçreli hekim Paracelsus; “Her madde zehirdir, zehirli olmayan yoktur. Bir maddenin zehirli olmamasını sağlayan dozudur.”

Benim gözümde, can çekişen Kulüplerimize can suyu verecek iddiasındaki  Kulüpler yasası ile ölüm döşeğindeki hastaya verilecek ilaç ve dozu aynıdır.

Bu nedenle, ilacın dozunu ayarlayan hekim gibi yasanın metnini kaleme alan hukukçulara büyük görev düşmektedir.

Şike sürecinde yaşadıklarımızı aklımızdan çıkarmadan, hastayı iyileştireyim derken dozunu kaçırmayalım...

 

Üniversitelerde spor

2008 yılında Başbakan Erdoğan Türk sporu için Amerikan modelini incelettiğini söylemişti. Amerikan modeli deyince de aklımıza hemen “Kolejler” ve ” Üniversiteler” geliyor. Spor yapacak gençleri bizdekinin aksine spor/eğitim ikileminde bırakmak yerine “hem spor hem de eğitim” diyen bir model. Çevremden biliyorum, tenis bursuyla, voleybol bursuyla Amerika’da hem okul takımına katılan hem de istediği branşta eğitimini sürdüren kişileri.

Biz neden bunları yapamıyoruz? İşte şu an elimizde önemli bir fırsat, bugünlerde gündemde olan YÖK kanun taslağı. Ancak bu taslakta ne yazık ki, üniversitelerde sporun evrensel noktalara gelmesi konusunda tek bir kelime yok. Üstelik harçların kaldırılmasından sonra spor yapmak isteyen öğrenciler için hem mali kaynak hem de mevzuat engeli var.

Önemli bir devlet üniversitesinin Rektörünün bana söylediği şu: “Yarışmaya göndereceğin çocuğa günlük yemek bedelini bile karşılayamayacak bir yevmiye ödeyebiliyorsunuz dolayısı ile otel bedelini cepten karşılamak zorunda kalıyor.”

Biz bu yapıyla ne başarılı sporcuların istedikleri branşta okutabiliriz ne de üniversite gençliğini spora yöneltebiliriz. Yukarıyı cazip hale getiremezsek aşağıyı da organize edemeyiz.

Bana gore Spor Bakanlığı’nın önceliği bu olmalı. Bugünlerde işi gücü bırakıp 30 yıl sonra değiştirilecek olan YÖK Kanunu’nda sporun önündeki engelleri kaldıracak kulis çalışmalarını yapmalı. Üniversitelerin her birinin ayrı bir branşta ihtisaslaşmasına zemin sağlayacak bir sistem tesis edilmeli.

Ankara’da Tenis

Ankara Tenis Kulübü geçen yıl olduğu gibi bu yılda önemli bir turnuvaya imza atıyor. 50 bin dolar ödüllü “PTT Ankara Cup II” ITF Bayanlar Profesyonel Tenis Turnuvası TEB Yıldız Bankacılık Ana Sponsorluğunda 5 bayan tenisçimiz Başak, İpek, Pemra, Çağla ve Sultan’da sahne aldı, alıyor. Oldukça kaliteli mücadelelere sahne alan maçları Ankaralı teniseverler ücretsiz olarak izleyebiliyorlar. TRTSpor’un canlı olarak yayınlayacağı final maçı cumartesi günü 13.30’da oynanacak.

Böylesine önemli bir organizasyonu başarıyla yürüten Kulüp Başkanı Rifat Gürsoy ve Turnuva Direktörü Elvan Yurtçu’yu da kutlamak istiyorum.

Ancak bu kadar tenisçi kızımızın yarışacağı turnuvanın basın toplantısına Ankara spor basını öylesine ilgi gösterdi ki (!) bir sormayın gitsin.

Spor Bakanı’ndan “Olimpiyat gazeteciliği tecrübesi kazanmak için bizi yurtdışına gönderin” diyen basın mensupları önce ayağına gelen Olimpik  branşa ilgi göstersinler bi zahmet..


 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page