SPOR, EKONOMİ, POLİTİKA VE GÜÇ
- Editör

- 14 Ağu 2010
- 4 dakikada okunur
İsmail Güneş- 14 Ağustos 2010
“Spor’un politik ekonomisi” dediğimiz zaman oldukça geniş bir kavramın ifade edildiğini belirtmemiz gerekir. Bu terim, spor, politika ve ekonominin birlikteliğini ifade etmek için kullanılır.
Aslında birinci derecede etkili olan politika ve ekonomi ilişkisidir. Spor ise geniş kitleleri birinci dereceden ilgilendiren bir alan olması nedeniyle politikacıların ilgisiz kalamadığı bir alan olurken, endüstrileşen spor ekonomistlerinde ilgisiz kalamadığı bir konu haline gelmiştir. Bu birliktelik belirli konularda spor, siyaset ve ekonominin kesiştiği alanları ortaya çıkarmıştır.
Tercih yapma ve karar alma işlemi ekonomi ve politikayı birbirine bağlar. Bu süreçte belirli amaçlara ulaşmayı olanaklı kılan değişik araçlar vardır ve ekonomistler ve politikacılar bu amaçlar ve araçlar arası seçim yapmak zorundadırlar. Amaçlar ve araçlar arası tercih yapılmasında önemli faktörlerden birincisi kaynakların kıtlığı diğeri de bireylerin amaçlar ve araçlar arasında değişik tercihlere sahip olmasıdır ve her amacın ve aracın toplumsal bir maliyeti vardır. Her amaç ve araç, toplumun bazı kesimlerine belirli yükler getirirken, bazı kesimlerine belirli kazançlar/faydalar sağlar.
İktidarlar ya da siyasi partiler seçimi kazanma politikalarını belirlerken, oylarını en yüksek düzeye çıkarmak için hareket ederler ve bunu yapabilmeleri için de bireylerin (seçmenlerin) tercihlerini dikkate almak zorundadırlar. Buna oy maksimizasyonu adı veriyoruz. Politikacılar en yüksek düzeydeki oyu almak isterken, seçmenlerde kendi faydalarını en üst düzeye çıkaracak politikaları arzularlar. Diğer deyişle, seçmenler, gelecekte elde etmeyi umdukları faydayı maksimize etmek isterler. Politikacılar ve siyasi partiler yeniden seçilme olanaklarını artırmak için sıkça popülist davranışlarda bulunabilirler. Özellikle bu politikalar yerel ve genel seçim dönemlerinde yoğunlaşır.
Politik karar alma mekanizması içinde birçok taraf vardır. Bunların başlıcaları; siyasal partiler, seçmenler, bürokrasi ve baskı gruplarıdır. Siyasal partiler belirli bir program çerçevesinde siyasal kararları etkilemek ve siyasal iktidarı ele geçirmek üzere örgütlenirler
Bireyler ise başta oy kullanarak kamusal kararlara katılımda bulunurlar. Parti üyeliği veya kuruculuğu, aday olmak şeklinde de katkı sağlayabilirler. Seçmenler genelde en fazla fayda bekledikleri çıkarlarını en çoklaştıran siyasi partiye oy verme eğilimindedirler Dolayısıyla seçmenlerin bu sürece katılmaları bir çıkara dayalıdır.
Bürokratlar kararların alınması için gerekli bilgileri tedarik ederler ve politikacılar da kararları alırlar. Bürokratlar da seçmenler ve politikacılar gibi, kamu çıkarlarından daha çok kendi çıkarlarını maksimize etmeye çalışırlar ve ellerindeki gücü her iktidar döneminde tutabilmek için gayret ederler.
Lobi, çıkar grubu, örgütlü grup, siyasal grup, sivil toplum kuruluşları gibi isimlerle anılan baskı gurupları ortak bir çıkar etrafında toplanmıştır. Baskı grupları ortak çıkar ve amaçlarını gerçekleştirmek amacıyla bir araya gelen ve politik süreçte yer alan örgütlü gruplar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Baskı grupları bir taraftan resmi kişilerle ya da bunlara yakın olduklarını düşündükleri isimlerle kurdukları ilişkilerle doğrudan baskı kurmaya çalışırken, diğer taraftan da topluma yönelik propaganda ile dolaylı baskı oluşturmaya çalışırlar. Bu nedenle politik karar alma mekanizmasını etkilemenin yolu her zaman toplumu etkilemekten geçmektedir. Baskı grupları toplumu etkilemeye çalışarak istekleri doğrultusunda bir kamuoyu oluştururlar ve halkı bu yönde koşullandırırlar.
Politik süreç bireylerin taleplerini bürokratik mekanizmadan geçirerek baskı gruplarının kısmi etkisi altında şekillenen bir seçim süreciyle elde edilen bir temsil yetkisiyle gerçekleşir. Bu noktada iktidar gücünü ele alma veya koruma uğraşı önem kazanır. Bu anlamda siyasetçiler toplumun geniş kesimini ilgilendiren ekonomik, sosyal, siyasal kültürel vb alanlara duyarsız kalamazlar. Bu tür alanlar bir tür ortak paydalardır.
Günümüzde bütün dünya ülkelerinde spor ve kuşku yok ki futbol gibi popüler olan spor dalları politikacıların ilgi alanına girmiştir. Nice Cumhurbaşkanı, Başbakan, Milletvekili takımlarının ya da uluslarının maçlarında baş köşede yerlerini almışlar zaferlerde başarıdan nemalanmaya çalışmışlardır. Bu nokta da her siyasetçinin spor’a dair davranışı altında siyasal rant aramak da çok doğru olmayabilir. Zira spor her yaş ve meslekten insanları etkileyen bir sosyal bir olgudur. Meslekleri ve konumları ne olursa olsun politikacılarda sonuçta bir taraftardır. Burada adı geçen davranış tarzı bunu siyasi amaçlar ve hedefler için planlı şekilde kullanan ve kullanmaya çalışan kişilikleri ifade için kullanılmıştır.
Ülkemizde yaygınlaşan bir modelde taraftarı çok olan spor kulüplerinin başkanlıklarına, federasyonlara ve yönetimlerine siyasi kişilerin getirilmesidir. Zaman zaman geniş kitlelerin heyecan ve sevgisi, bu kişiler vasıtasıyla siyasi partileri kanalize edilmesine uğraşılmıştır. Bu tür ilginç davranışların umulan sonuçları verip vermedikleri tartışılabilir. Tartışılmayan bir şey varsa o da sporun siyasetle olan iç içeligidir.
Eğer bir oluşum, bir olgu , bir öğe adına ne denirse densin eğer kitleleri peşinden sürükleme gücüne sahipse iktidarın, siyasetin yada gücü elinde bulunduran sınıfların bu olgu/öğe’ye kayıtsız kalması beklenemez. Çağlar boyunca toplumsal olgulardan yararlanarak egemenlik kuran kişiler ya da kadroların sıkça sporu da amaçlarına göre kullanmak, kontrol etmek, veya rant sağlamamak için uğraş verdikleri gözlemlenmiştir.
Bu durum öylesine cazip bir güç halini almıştır ki alt düzeydeki siyasetçisi, belediye başkanı veya yerel yöneticisi, bürokratı, başbakanı, bakanı, diktatörü, askeri, sivili, bürokratı veya potansiyel siyaset hedefleyenler bu güce karşı kayıtsız durmaz, duramaz veya sistem durmasına izin vermez. Her ne şekilde olursa olsun yakın bir ilişki ortaya çıkar. .
Zaman zaman ise politikacıların spora olan bu ilgisi müdahale boyutlarına ulaşmaktadır. Bu yazıda amacımız neden politika veya politikacılar spora ilgi duyar veya müdahale eder sorusunun yanıtı aramaktır. Kanımca bu iki yönlü bir taleptir. Kitleleri etkileyen ve ilgilendiren ve endüstriyel değer ifade eden hiçbir alana politikacılar kayıtsız kalamazlar.
Bunun yanı sıra siyasetin “kaynak dağıtma”, “yol açma”, “yasa yapma” fonksiyonları göz önüne alan spor sektörü içinde yer alan klüpler, spor insanları, federasyonlar da bu fonksiyonları lehlerine çevirebilmek için politikacılara yakın durmak gayreti içerisindedir. Sanıldığı gibi spor adamları ve yöneticileri için de politika sanıldığı kadar uzak durulan bir alan değildir. Dolayısıyla burada iki yönlü etkileşim vardır.
Herkes durumdan şikâyet etse de gerçekte bu durumdan “alan da veren de memnun görünmektedir.”





















Yorumlar