Scolari Sendromu
- Müslüm GÜLHAN

- 11 Tem 2014
- 2 dakikada okunur
Bir ara bir Hıncal abi vardı; hücum futbolu dâhisi! Mustafa Denizli’yi Gelişim Spor dergisine davet edip, saatlerce ona taktik anlatacak cesarete sahip Hıncal abi…
Herhalde akşam istişareye yatıp bilgileri toplardı ve sonra ver elini Denizli?
Neyse o kabusu da atlattık.
Gelelim Dünya kupasına; biraz değişimlerden ve taktiksel yapılardan bahsetmekte yarar var. Çünkü, değişkenlikleri analiz etmeden, Kupa'nın içerik olarak anlamı olmaz.
Genel futbol anlayışının doğruları ve yanlışları üzerinden gitmek gerekir;
Bu Dünya Kupası, yeni bir futbol anlayışının artık olmazsa olmaz olduğunu kesinleştirdi. Futbolun artık tek yön halinde değil, her iki yönünü de kapsayan total bir taktiksel bütünlük gerektirdiğini ortaya koydu.
Geçiş Futbolu;
Bunu zaten Almanya ve Hollanda, hem ülkelerin kültürel gelenekleri bakımından, hem de oyun anlayışlarından dolayı başardılar. Savunma ve hücum prensiplerinin iç içe geçtiği anlayışın metodolojik olarak, temel prensipler üzerine oturtulup taktiksel bütünlüğün sağlanması, geçiş futbolu olarak adlandırılabilir.
Almanya bunu turnuva boyunca çok iyi uyguladı.
Bu futbolun temel özellikleri küçük ülkelerin de işine geldi. Çünkü sistematik kurgu, total olarak üst düzey oyuncu ihtiyacına gerek kalmadan oluşturulabilmektedir.
"Biz hariç; bizim paramız var! Biz Direktörümüze çok para verip şampiyon olacağız!"
“Ne kadar rezil olursak o kadar iyi."
"Araya bizi katmazsak, şu fani futbolun ne anlamı kalır ki"
Gelelim Brezilya’ya;
Dünya Kupasının yapılabileceği en iyi ülke olarak karşımıza çıkıyor. Bu kadar renkli ve futbolu yaşayan başka ülke yoktur.
Ama bu işe ayrılan bütçe ve halkın talepleri bu iddiamızı tartışmalı hale getiriyor.
Sadece futbol olarak bakarsak;
Brezilya Scolarinin yetersizlikleri içerisinde kayboldu. Neymar oyun ve saha içi sorumluluğunu alabildiği kadar aldı, fakat bir yere kadar!
Brezilya bu total anlayışı uygulama çabasındaydı. Ancak, artık fantastik oyun bundan sonra olamayacak. Çok iyi kadrosu olmasına rağmen, Brezilya'nın lider oyuncusu yoktu ve bunu ihtiyaç olarak bile görmedi Scolari. Muhakkak bu sorunu çözmeliydi. Çünkü seyircileri karşısında çok duygusal kaldılar, realiteye bir türlü ulaşamadılar.Turnuva süresince Scolari takımı saha içinde de çok yalnız bıraktı.
Oyuncu değişiklikleri, zamanlaması, hele hele ilk on bir seçimi, hiç yeterli olmadı. Almanya’ya karşı çıkardığı onbir ise, onun Almanya’yı ciddiye almadığını gösteriyor. Hatta Dünya kupasına iyi hazırlanmamış.
Arjantin kadro donanımı olarak daha düşük profilde kalıyor, fakat bu açığını alan savunması üzerine kurduğu temel prensipler ile yürütmeye çalışıyor. Önde Messi , Higuain ve Di Mari ile hücum yapmaya çalışan Arjantin aslında kısır bir kurguda oynuyor.
Her şeye rağmen Van Gaal’i finalde görmek isterdim. Çünkü, bu sayede onun Almanya karşısındaki oyun kurgusunu ve futbolcu koçluğunu nasıl uygulayacağını görmüş olacaktık. Çünkü Van Gaal takımına oynattığı oyunla, bu turnuvada önemli teknik direktörlük uygulamalarına imza attı.
Neyse ki; bizim de total ilişkilerimiz var. Oralardan geçişlerimizi yapıyoruz!





















Yorumlar