top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Parmak




İnsan nedir sorusuna tarih boyunca birçok farklı düşünürler farklı açılardan cevaplar üretmişlerdir.


Örneğin Aristo İÖ 4. Yüzyılda insanı “zoon politikon” yani toplumsal hayvan olarak tanımlamıştır. Tanım insan ve hayvanın ortak yanlarını göstermesi açısından önemlidir. Daha sonraları insanın düşünce dünyasına vurgu yapma amaçlı homo sapiens kullanılmaya başlamıştır. 20. Yüzyılda insan simgesel araçların kullanımını vurgulamak için homo symbolicum olarak da adlandırılmıştır.

 

İnsanın iletişim özelliğine vurgu yapmak için homo loquens –konuşan hayvan-, homo ludens –oyuncu hayvan-, homo religious –tapınan hayvan- gibi nokta atışı tanımlar da yapılmıştır.

 

İnsanı endüstri devriminin penceresinden değerlendiren kimi yazarlar Adam Smith’in homo economicus kavramını benimsemişlerdir.

 

Daha ilginci ise muhakkak ki Amerikan devlet adamı Benjamin Franklin’in tanımıdır. O insanı homo faber olarak tanımlar. Yani insan araç kullanan canlıdır. Böylece insan türünün evriminde ilk üretim aracı olan elin önemine dikkat çeker.

 

Ellerin hikayesi ilginçtir kısacası. Mesela Fazıl Hüsnü Dağlarca;

“Bu eller miydi kesen mavi serçeyiBirkaç damla kan ki zafer ve kahramanlık.Yorganın altına saklanarakBu eller miydi sevmeyen geceyi” diyerek şiir yazmıştır.

 

Biraz geriye gidelim tipik primat ellerinin küçük baş parmak ve boğumlu diğer oluştuğu bilinmektedir. Hominid türün bipedal hareket kabiliyeti ellerin serbest kalmasına ve araç kullanımının daha rahat evrimleşmesine yol açmıştır. Bugün ellerimizi taş atmakta yahut sopa sallamakta kullanabilmemiz konular evrimsel biyolojinin ciddi inceleme alanları içerisindedir (Richard W Young, Evolution of the human hand: the role of throwing and clubbing ( https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/12587931/).

 

El hareketleri başka bilim dallarının da incelemesine takılmıştır. Örneğin politikacıların yapmış oldukları el hareketleri çizgi animasyon haline getirilerek ve ses ortadan kaldırılarak katılımcılara izlettirilmiştir. Katılımcılar konuşanlar arasında el hareketlerini omuz hizasından aşağıya doğru hareket ettirenlerin dominant olduğu sonucuna varmıştır. Bu nedenle Harvard Üniversitesinden Amy Cuddy el hareketlerinin otoriterlik algısı yarattığı sonucuna varmıştır  (https://www.bbc.com/turkce/vert-cap-45321107.)

 

Küçük çocukları ailelerinin seni gidi seni diye sevdiğine rastlayabiliriz.

 

Elimizle küfür olarak algılanacak hareketler yapabiliriz ki bu halde eller sözler yerine kendilerini ikame etmektedirler.

 

Bunun haricinde bardak kavrayabilir, mermi sıkabilir, kalem tutabiliriz ellerimiz ve parmaklarımızla.

 

İlginçtir ki sen görürsün manasında parmak sallamak hukuken tehdit manasına gelir. Ama tabii ki her suç gibi suçun işlenmesinin de ön koşulları vardır. Mesela Hakkariden ateş ederek Bursadaki kişiyi vurmak mümkün olmadığı burada öldürmeye teşebbüsten bahsedemeyiz. Hatta daha ilgin örneklerde ceza hukuku doktrinin de verilmektedir. Mesela büyü yaparak yada beddua ederek de netice gerçekleşmeyeceğinden teşebbüs aşamasında kalmış bir suçtan bahsedemeyiz.

 

Konu biraz daha ilginç kılınabilir. Ali, Osmanın parasını çalmak için elini onun cebine atar ama cüzdan orada değildir. Bu halde ise sonuç rastlantısal olarak gerçekleşmemiştir. Teşebbüs var denilebilir.

 

Peki adamın biri kaldırıp primatlardan evrimleşmiş elinin parmaklarını Beşiktaş başkanı özelinde taraftara sallarsa ne olur?

 

1.     İşlenemez suç olduğu için kimse o herifi tehdit olarak algılamaz artık o herif her geldiğinde benzer şekillerde karşılanır taraftar tarafından, 

 2.     Kendisi siyasal olarak şaibeli bu kişinin seçilirken yarattığı şaibeli ortam sürekli taraftar tarafından dile getirilir. Terlik satıcılarının krampondan anlamadığı sürekli olarak hatırlatılır.

 3.     Başka ortamlarda da sırıtmasıyla ünlü bu arkadaş bundan sonra ülkenin en güzel stadına giremez.

 

Peki bu arkadaş parmak sallama haricinde ne yaptı?

 

 

6222 sayılı Kanuna sığınarak ve kamu otoritesinin desteğini arkasına alarak 100 taraftarı gözaltına aldırdı. Eşini döven adamların 45 dakika kaldıkları gözaltında arkadaşlarımız akşama kadar kaldı. Yani kamu otoritesi başka bir takımın kulüp başkanlığını yapmış bir şahıs istedi diye kullanıldı, görüntülerden tespit edilen taraftarları polis gözaltına aldı. Mesela bu adamların kaçı küfür ettiyse hem T.C’leri hem adresleri passolig dolayısıyla polisin elinde olmasına rağmen ifadeye çağrılmadı. Acar polisimiz bu şahısları derdest ederken başkaları araç çalıp ülkenin başkentine kadar gelip bakanlığa saldırdı. Rıdvan Dilmen bile bu şahsın Beşiktaş camiasına olan düşmanlığına hayret ettiğini söyledi.

 

Genel kurul yapısından başkan seçimine kadar her kademesi sorunlu bir yapının Türk futboluna hizmet etmesi beklenemez.

 

Son seçimlerde “seçilmiş” olması bir şey değiştirmemektedir çünkü seçim kavramsal olarak TFF’nin yapısının dışındadır. Aşağıdaki satırlar Kemal Gözlerden;

“Plebisit, belli bir dönemde iktidarı fiilen ellerinde bulunduranların, hazırladıkları anayasa taslağını, bir tartışma ortamı yaratmaksızın, blok halinde ‘evet’ ya da ‘hayır’ ile sonuçlanabilecek bir halkoylamasına sunmalarıdır.

Referandumda bir ‘sorun’, plebisitte ise bir ‘adam’ söz konusudur. Birincisinde bir metin oylanır; ikincisinde ise bir isim”

Kulüplerin bazılarının plebisit ile seçtiği, futboldan, taraftarlıktan hiçbir şey anlamayan kişilerin ülke futboluna katabilecekleri bir şey bulunmamaktadır.

Haa unutmadan ekleyelim evrimleşmiş parmakların kaldırılıp indirilmesi oy verme değil monkey sees monkey does diye nitelenir.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page