top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Futbolda Gizli Sözleşme Dönemi Bitiyor mu?


Futbol sahası artık yalnızca 105x68 metreden ibaret değil. Oyun artık kâğıt üzerinde, sözleşme satır aralarında ve federasyon talimatlarında da oynanıyor.


Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun son açıklamaları, futbol hukukunda yeni bir dönemin kapısını araladı: “Tip sözleşmeye aykırı hareket eden kulüpler cezalandırılacak.”


Bu ifade kulağa sıradan bir idari uyarı gibi gelebilir. Ancak aslında Türk futbolunun en kronik sorunlarından biri olan “gizli sözleşme” düzenine karşı ciddi bir meydan okumadır.


“Tip sözleşme”, TFF’nin profesyonel futbolcu–kulüp ilişkilerinde tek geçerli format olarak belirlediği standart sözleşme metnidir. Bu metin, futbolcunun ücreti, süresi, primleri ve diğer tüm haklarının açıkça belirtildiği resmî belgedir.


Amaç basittir: Kim, neye imza atmış TFF bilsin; kulüpler gizli vaatlerle rekabeti bozmasın; oyuncular da “başka bir anlaşma var” iddiasıyla kaosa yol açmasın. Kısacası, futbolun karanlıkta kalan kısmına şeffaflık getirmek.


PFSTT (Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transferleri Talimatı) çok net bir biçimde söyler: Kulüp ile futbolcu arasında, TFF’ye bildirilmemiş her türlü ek sözleşme veya protokol yasaktır.

Eğer böyle bir durum tespit edilirse, kulübe gizli sözleşmenin tutarının yüzde ellisine kadar para cezası, futbolcuya dört ila on iki maç men cezası, kulüp yöneticisine ise otuz ila yüz yirmi gün hak mahrumiyeti verilebilir.


Üstelik ihlal eden kulübün harcama limiti de bir sonraki sezonda düşürülebilir. Kısacası “bir kâğıt daha imzalarız, kimse bilmez” devri kapanıyor.


Sosyal medyada son dönemin popüler iddiası şu: “Ferdi Kadıoğlu iki sözleşme imzaladı; biri tip sözleşme, diğeri transfer sonrası ek metin. Fenerbahçe ceza almalı.”


Kulağa sert geliyor ama hukuk farklı konuşur. Eğer Ferdi’nin imzaladığı ikinci sözleşme, öncekinin uzatılması ya da tadil edilmesi niteliğindeyse; yani süresi veya ücreti güncellenmiş yeni bir tip sözleşmeyse, bu tamamen mevzuata uygundur. TFF’ye sunulmuş, sistemde kayıtlı ve şeffafsa hiçbir sorun doğmaz.


Ancak ikinci sözleşme gizliyse, yani TFF kayıtlarında yer almıyor ve masanın altında farklı rakamlar yazıyorsa, işte o zaman Hacıosmanoğlu’nun bahsettiği “ceza dönemi” başlar.


Türk futbolu yıllardır sadece sahada değil, masada da adaletsizliklerle boğuşuyor. Bazı kulüpler yıldız oyunculara gizli ek ödemeler yaparken, bazıları buna bütçe bulamıyor. Sonuçta rekabet bozuluyor, sistem yıpranıyor.


TFF’nin “tip sözleşme devrimi” doğru uygulanırsa bu dengeyi yeniden kurabilir. Artık her oyuncunun, her kuruşunun, her imzasının federasyon kayıtlarında görünür olması gerekiyor.


Futbolun geleceği artık kulübün kasasında değil, imzanın şeffaflığında. Kim hangi kağıda imza atıyorsa, herkesin görebildiği o tip sözleşme TFF’nin masasında olmalı. Gerisi söylenti, manipülasyon ve sisli alan.


Ferdi Kadıoğlu tartışması da tam burada önem kazanıyor: Bir sözleşme sadece imzayla değil, kimin gözü önünde imzalandığıyla da hüküm doğurur.

Yorumlar


bottom of page