Futbolda Eşitsizlik Sürdürülebilir mi?
- Tuğrul AKŞAR

- 5 Ara 2025
- 4 dakikada okunur

UEFA’nın yönlendirimi ve kontrolünde Avrupa futbolu ekonomiden finansa, sportif performanstan yönetsel başarıya, marka değerinden kulüp değerine varana kadar, futbolun tüm rekabet alanlarında eşitsiz bir gelişim içinde…
Avrupa’nın elit kulüpleri olan merkez lig kulüpleri sadece sahada değil, masada da kazanmaya devam ediyor.
Bunu anlamak için UEFA’nın organizasyonlarında kimin kazandığına bir göz atmak yeter de artar bile…Oynanan turnuvalarda Şampiyonlar Ligi’nde, Avrupa Ligi’nde Konferans Ligi’nde kupalar hangi kulüplere ve liglere gidiyor? Bu organizasyonların kurulduğundan bu yana kaç finalini çevre lig kulüpleri kazanmış? Bu işlerden en çok parayı kim kazanıyor? Kazanılan para ne kadar adil koşullarda kazanılıyor? Bu işin sonunda bugünkü futbol habitatı bu rekabeti daha nereye kadar taşıyabilir?
Avrupa futbol ekonomisinde eşitsizliği sizlerle paylaşırsam, temel olarak;
– Gelir dağılımında,
– Kaynak Kullanımında,
– Servet Dağılımında,
– Ekonomik, sportif ve finansal rekabette,
Haksız ve dengesiz bir rekabet söz konusudur. Bu dengesizlik, merkez liglere refah sağlarken, çevre ve yarı çevre liglere ise yoksulluk getiriyor.
Ortada UEFA tarafından tasarımlanmış, sistematik olarak bir tarafa hayat, diğer tarafa ise sefalet veren; beş büyük lig merkezli oluşturulmuş bu futbol örgütlenmesi acımasız olarak devam ediyor. Bu bir tesadüf değil. Aksine, bilinçli bir tercihin ve bir sistemin sonucu…Aslında Avrupa futbolunda bir tür finansal “apartheid sistemi” çalışıyor. Bir yanda zenginler kulübü, diğer yanda da hayatta kalma mücadelesi veren diğerleri. Bir tarafta pastanın üzerinde çilek, ziyafet; diğer tarafta ise kırıntıyla karnını doyurmaya çalışan yoksul ligler topluluğu. Bu ülkeler rekabette geride kalmamak için de harcamaya ve daha fazla gider yapmaya mahkûm kılınmış adeta. Bunu da ancak borçlanarak yapabiliyorlar. Borçlanma ise onları uçuruma götüren bir araç durumunda…Avrupa’nın periferisi konumundaki liglerin kaderinde yoksulluk ve yoksunluk bulunuyor.
Eşitsizlik ekonomisi, kendi dinamikleri içinde zenginlerin servetlerinin artmasına neden oldu. Zengin liglerdeki servet artışı da yine, bu dönemde büyüyen ekonomik ölçek ekonomisinin bir sonucu olarak yoksulların da gelirlerinin artışına olanak sağladı. Daha az artış göstererek (damlayarak) büyüyen liglerde yoksulluk zenginliğe dönüşmedi ama gelir seviyesi de damlama ekonomisinin çalışmasıyla göreceli de olsa büyümeye yöneldi. Bu gelişime “damlama ekonomisi” adı veriliyor.
Rakamlarla konuşacak olursak, daha anlaşılabilir olabiliriz.
UEFA’ya tabi 55 ülkede 740 profesyonel kulüp Avrupa futbolunda parasal gelirin yaratılmasına katkıda bulunuyor. Bu kulüplerin yarattığı gelir 2024/25 sezonu itibarıyla 39,3 milyar euro düzeyinde. Elde edilen gelirlerin 25,6 Milyar Euroluk kısmı (%65) beş büyük ligin (merkez liglerin) kulüplerine giderken, diğer 642 kulüp de kalan 13,7 milyar Euro’nun 8 Milyar Euro’sunu; yani toplam futbol gelirlerinin %20,35’ini kendi aralarında bölüşüyor.
Merkez liglerde kulüp başına ortalama 261,2 Milyon Euro gelir düşerken, çevre liglerde kulüp başına düşen ortalama gelir ise 12,5 Milyon Euro civarında.
Merkez liglere ait 98 kulüp Avrupa futbol gelirlerinin yaklaşık %60’ını alıyor. Bir diğer ifadeyle yaratılan pastanın %60’ını, kulüplerin %13’ü kendi aralarında paylaşıyorlar.
Bir diğer ifadeyle merkez lig kulüplerinin geliri çevre lig kulüp gelirlerinin 21 katına ulaşmış vaziyette.
Bu ise sürdürülebilirliğin baş düşmanıdır.
Endüstriyel dönemin ayırt edici özelliklerinden olan dengesiz rekabet, finansal futbol tarafından yüceltiliyor ve onu kendi gelişiminin ana eksenine oturtuyor. İşte, tam da bu bağlamda dengesiz rekabet hem bugünün hem de gelecekteki futbolun en temel problemlerinden birisi olarak karşımızda duruyor.
Son çeyrek yüzyılda Avrupa ve dünya futbolunda artan eşitsizlik ve sürdürülemez rekabet sorunu bugün finansal futbolun çözemediği bir problem. Avrupa futbolunda dengesizliğin ana kaynağı, ligler arasındaki adil olmayan gelir dağılımı…Bu da kulüpler ve ligler arasında derin eşitsizliklere neden oluyor. Maalesef bu durum bir süre sonra da merkez liglerin lehine, çevre liglerin aleyhine haksız rekabete dönüşüyor. Bu yapısal değişim, Avrupa futbolunu ekonomik ve sportif olarak domine eden Merkez Ligler (Büyük Beşli) grubu ile yoksulluk ve mali krizlerle boğuşan Çevre Ligler olarak ikiye ayırmış durumda…
Peki, bu durum sürdürülebilir mi?
UEFA ve FIFA işbirliği futbolun kaderini belirliyor. Bu kurumların yönetim organları finansallaşmayı ve Merkez Liglerin hegemonyasını pekiştiren neoliberal politikaları öncelikleyen bir strateji uyguluyorlar. Çünkü, bu kurumlar artık bir sportif organizasyon olmaktan uzaklaşmış ve birer ekonomik, finansal örgüte dönüşmüş durumdalar.
Mevcut dengesizlik Avrupa ve dünya futbolunun orta ve uzun vadede sürdürülebilirliğini tehlikeye atarken, UEFA ve FIFA ise kâr maksimizasyonunun peşinden koşuyorlar.
Oysa, çözüm çok basit.
Futbolun iyiliğini ve güzelliğini düşünürseniz, UEFA'nın kâr maksimizasyonunun peşinden değil, Avrupa futbol kaynaklarının optimizasyonun peşinden koşması gerekiyor.
Adil ve kapsayıcı bir futbol yapılanmasına geçmek, futbolun iyiliği ve geleceği için kaçınılmaz bir zorunluluk.
Futbolun ayakta kalabilmesi için rekabetin yok edilmesi değil, desteklenmesi gerektiğini UEFA’nın anlaması gerekiyor.
UEFA bankalarda milyarlarca Euro nakit rezerve sahip bir örgüt. Mevcut haliyle UEFA bir futbol örgütlenmesinden daha çok finansal getiri ve kâr maksimizasyonu peşinden koşan bir finansal örgüte, ekonomik ve ticari bir holdinge dönüşmüş durumda.
UEFA futbolun geleceği ve iyiliği için kâr maksimizasyonu yerine, kaynak optimizasyonuna yönelmelidir.
Şüphesiz ki, bugünkü finansal futbol ikliminin ve yapısının kurucusu UEFA’dan kendi başına iyilik ve adil politikalar beklemek sadece safdillik olur. UEFA’yı bu değişikliklere zorlayacak olan, elinde oyunun yönünü ve geleceğini değiştirebilecek potansiyel ve güce sahip çevre ülkeler olacaktır. Çevre ülkeler merkez liglere ve UEFA’ya karşı ortak bir güçbirliği yaratıp potansiyellerini harekete geçirdiklerinde, futbol gerçekten adil bir oyuna dönüşecek, çevre ligler makus talihlerini değiştirmiş olacaklardır. Merkez liglerin kaybedecekleri çok şey var ama çevre ülkelerin kaybedecekleri bir şey bulunmuyor. Aksine periferinin, kazanacakları ile bugüne kadar ulaşamadıkları ekonomik, finansal ve sportif refaha ulaşabilme şansları bulunuyor.





















Yorumlar