top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Futbola Felsefi Bakış

 Futbol, hayatımızda bir ilişkiler yumağı, ailemiz, akrabalarımız, arkadaşlarımız veya komşularımızla… Yaşadıklarımız, yaşayamadıklarımız maç sonunda dökülüp saçılacak. 

 

Hakem kararları başlı başına bir tartışma konusu… Hakemlerin verdikleri/vermedikleri kararları tarafların feryadı oluyor. 

Toplumsal yaşamı meşgul eden sert yönetici demeçleri, sakatlıklar, istifalar, transferlerle yoğun bir gündem toplumsal yaşamımızda… 

 -Neden, futbol bu kadar çok seviliyor?

Çünkü: bazen olanaksız olduğunu söylenen skorların, kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.  Hem iyi hem kötü tarafları var. Her zaman kazananları ve kaybedenleri var.

-Geçmişte yaşanan anılar, futbolla “neden”canlanıyor?

Çünkü: her anı, her güzel anıyı, o sapladığımız doğrularla birleştiriyoruz. 

 -Her maç futbolun yeniden tanımlanması demek olsa da ekonomik olumsuzluk ve kültürel kirlenmeden futbol da nasibini alıyor.

Çünkü: kulübü kelimelerle yöneten yöneticiler; dikkat çekmek için anlamsız ve bulanık sözlerle tartışmalı pozisyonları doğru tahlil ettiğini sanıyor.

 -Yetenek, beceri ve zekalarından şüphe duymadığımız futbolcuların en yüksek düzeyde, kendi değer seçimlerini yapabilme olasılığı varken, özgür düşünme yetilerini ellerinden aldığımız için yönetici, antrenör, taraftar veya medya baskısından bunu yapmaları değil, düşünmelerine bile müsaade etmiyoruz. 

Çünkü: futbolu; kendi değişmez anlayışımızla, engin bilgi ve tecrübelerimizin ürünü, tartışılmaz doğrularımızla boğuyoruz.

 - Tribünde, rakip taraftara ilk tepki “niçin benimle aynı takımı tutmuyorsun” tepkisi tahakkümcü bir anlayışın özelliğidir.

Çünkü: bastırılmış bilinçaltı malzeme, dil aracılığı ile dışa vuruluyor.

 - Herhangi bir maçın; her anı ve skoru duygularımızı yansıtıyor. Söz ve davranışlarımıza yansıyor.

Çünkü: tepki ve davranışlarımız maçın atmosferine göre şekilleniyor.

 - Uyuş(a)madığımız hakemin her kararı “neden” bize hep yanlış görünüyor.

Çünkü: hakemler hata yapınca, verdiği kararlardan değil, kendilerinden rahatsız oluyoruz. Engels, ne diyordu: "İnsanlar yaşadıkları gibi düşünür!"

- Destek, taraftarlığın gereği ise, taraftar “neden”küfrediyor?

Çünkü: kullandığımız dil yaşadığımız toplumun geçmişten gelen birçok yoz tarafını yansıtıyor.

- Yenilginin ben geliyorum dediği, durumların neden olduğu stres, kaygı ve korku benzeri yoğun duygular “neden” oluşuyor?  

Çünkü: yenilmek ayıp, her yenilen kendisini aşağılanmış ve dışlanmış hissediyor.

- Bir taraftar toplumsal yaşamdaki stresini futbolcu veya hakeme “neden” yüklüyor?

Çünkü: hakem maçın kaderini, futbolcu oyunun skorunu belirliyor.

- Bazı futbolcular oyundan çıkınca antrenörüne “neden” tepki gösteriyor?

Çünkü: futbolcunun oyunda kaldığı süre duygusal ihtiyaçlarını karşılamıyor. 

Sonuç olarak, insanın fıtratında olan merak, futbolun daha cazip kılıyor. Her şey, gözlerimizin önünde oluyor. Kendimizi futbolun boşluğuna bırakıyoruz. Her top döndüğünde dünya dönüyor. Her top durduğunda, hayat duruyor. Her top bize yaklaştığında dünyalar bizim oluyor. Ne kadar çok izlememek istersek isteyelim, futboldan kopamıyoruz. Bu nedenle, futbolsuz yaşayacağımıza inanmıyoruz. Futbolun çekim yasası, beden ve ruhumuzda çalışıyor. Hiç olmadık bir zamanda futbol bazen bir şarkı, bazen bir gol, bazen bir kupa, bazen bir renk olarak benliğimize yapışıp kalıyor. 

 
 
 

Yorumlar


bottom of page