top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Filenin Sultanları: Üç Köprü, Bir Zafer

10 saat önce
3 dakikada okunur

Hayatta belki de en önemli şeylerden biri köprü tercihidir.

Çünkü bu hayatta en zor şey, hangi köprüyü yıkıp hangi köprüden geçeceğine karar vermektir.

Bazen önündeki köprüyü geçmek için arkandaki köprüden vazgeçmen gerekir.

Bazen herkes “Bu köprüden geçilmez” derken yürümeye devam etmek gerekir.

Bazen de hiçbir köprüden vazgeçmeden, hiç olmayan bir köprüyü sıfırdan inşa etmek…

Filenin Sultanları’nın bugün geldiği noktayı düşünürken, Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın hikâyesini biraz da bu üç köprü üzerinden okumak gerektiğine inanıyorum.

Bunu kısaca önce TRT Spor’da, Spor Stüdyosu programında Erdoğan Arıkan ve Erhan Seven’le birlikte yaptığımız yayında da söyledim.

Çünkü bugün karşımızda yalnızca bir voleybol takımının başarısı yok.

Bugün karşımızda, yıllar önce alınmış bazı zor kararların, göze alınmış bazı büyük risklerin ve vazgeçilmemiş bir vizyonun sonucu var.

BİRİNCİ KÖPRÜ: KENDİ YOLUNU AÇMAK

Akif Üstündağ’ın federasyon başkanlığı yolculuğuna bakarken, bence ilk köprü burada karşımıza çıkıyor.

Kendi yolunu açabilmek için bir tercihte bulundu.

Bir köprüden vazgeçti, başka bir köprüye geçti.

O günün şartlarında kolay olmayan, beraberinde tartışmaları ve riskleri getiren bir tercihti bu.

Ama liderlik biraz da budur.

Risk almayan insan hata yapmayabilir; ama büyük bir başarı hikâyesi de yazamaz.

Çünkü risk alan kişi, kaybetmekten korkmayan kişidir.

Ve spor tarihinde bazı dönüm noktaları vardır.

O dönüm noktalarında alınan kararların ne kadar büyük olduğu, ancak yıllar sonra anlaşılır.

İKİNCİ KÖPRÜ: KAZANAN TAKIMI İNŞA ETMEK

Sonra ikinci büyük karar geldi.

Guidetti yerine Santarelli tercihi…

Bugünden geriye baktığımızda sonuç ortada.

Ama o gün bugünkü sonucu kimse garanti edemezdi.

Tam tersine, ciddi bir tartışma ve risk vardı.

Çünkü başarılı olan bir düzeni değiştirmek, başarısız olanı değiştirmekten çok daha zordur.

Başarısızsanız değişiklik yapmak kolaydır.

Ama başarıyı yakalamışsanız ve herkes “Böyle devam et” diyorsa, başka bir yol seçmek cesaret ister.

Üstündağ o riski aldı.

Ve Santarelli ile birlikte Türkiye’nin yalnızca iyi oynayan değil, kazanmayı alışkanlık haline getiren bir takım olmasının önünü açtı.

Bugün bunun sonucunu görüyoruz.

2023’te ilk Avrupa şampiyonluğu…

2026’da ikinci Avrupa şampiyonluğu…

Ve 2026’da kazanılan Milletler Ligi şampiyonluğu…

Filenin Sultanları artık yalnızca madalya kazanan bir takım değil.

Dünyanın zirvesinde kalabilen bir takım.

ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ: HİÇBİR KÖPRÜDEN VAZGEÇMEDEN YENİ BİR KÖPRÜ KURMAK

Bence hikâyenin en çarpıcı tarafı ise üçüncü köprü.

Bu kez mesele bir köprüden vazgeçmek değildi.

Hiç olmayan bir köprüyü inşa etmekti.

Melissa Vargas’ın Türk vatandaşlığı…

Diplomasi hafiyeliğini aratmayacak kadar ince hesapların, temasların, bekleyişlerin ve risklerin olduğu bir süreç…

Ve bu süreçte, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dönemin Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Akif Üstündağ’ın içinde olduğu sessiz bir diplomasi yürütüldü.

Çok fazla konuşulmadan, çok fazla görünür olmadan…

Ama Türk voleybolunun geleceğini değiştirecek bir sonuç için.

İşte Üstündağ’ın üçüncü köprüsü tam da burada ortaya çıktı.

Hiçbir köprüden vazgeçmeden, yeni bir köprü kurmak.

Vargas’ı Türk yapmak, yalnızca bir sporcunun vatandaşlık işlemi değildi.

Bugünden bakınca bunun çok daha fazlası olduğunu görüyoruz.

Çünkü o gün inşa edilen köprü, Türkiye’nin dünyanın en önemli voleybolcularından birine ulaşmasını sağladı.

Ve o köprüden yalnızca Melissa Vargas geçmedi.

Türk voleybolunun geleceği geçti.

Bugün Vargas’ın Türkiye formasıyla kazandığı sayılara, aldığı ödüllere ve kaldırdığı kupalara baktığımızda, o gün atılan adımın büyüklüğünü daha iyi anlıyoruz.

İşte bu nedenle Vargas hikâyesi, üç köprünün üçüncüsüdür.

Birinci köprüde kendi yolunu açmak…

İkinci köprüde kazanan koçu değiştirme cesareti…

Üçüncü köprüde ise olmayan bir yolu inşa etmek…

BUGÜNÜN ZAFERİ, DÜNÜN RİSKLERİNİN SONUCUDUR

Bugün herkes kupaya bakıyor.

Altın madalyaya…

İstiklal Marşı’na…

Vargas’ın sayılarına…

Eda’nın liderliğine…

Santarelli’nin takımına…

Ama spor tarihini sadece sonuçlardan okursanız, hikâyenin yarısını kaçırırsınız.

Çünkü büyük zaferler, kupa kaldırılan gün başlamaz.

Büyük zaferler, yıllar önce alınan zor kararların içinde başlar.

Bugün Türkiye kadın voleybolunda dünyanın dikkatini üzerine çekiyorsa, bunun arkasında sadece yetenekli oyuncular yok.

Bir sistem var.

Bir vizyon var.

Risk alma cesareti var.

Ve en önemlisi, doğru zamanda doğru köprüyü seçme iradesi var.

Türkiye’nin 2026 Avrupa Şampiyonluğu aynı zamanda Los Angeles 2028 Olimpiyatları’na doğrudan katılım hakkını da getirdi.

Şimdi önümüzde yeni bir yol var.

Los Angeles 2028.

Üstündağ da programımıza konuk olduğunda hedefini açıkça ortaya koydu:

Tarihe bir kez daha geçmek…

Madalyayı Los Angeles’tan almak…

Bu üç köprünün sonunda, önümüzde yeni bir hedef duruyor:

Los Angeles.

Tarihe geçmek isteyen bir başkan…

Tarihe geçmiş bir takım…

Ve kurulacak yeni bir köprü için yeniden alınacak riskler…

Yorumlar


bottom of page