top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Etik: Unuttuğumuz Pusula


Bir zamanlar insanın en değerli pusulasıydı etik.

“Doğru nedir?” diye sorardık.Bugün “işime ne yarar?” diye soruyoruz.

Etik artık sadece ders kitaplarında ya da seminer salonlarında konuşuluyor. Oysa o, hayatın tam ortasında olmalıydı. Çünkü etik dediğimiz şey, kimsenin görmediği anda da doğruyu yapabilme cesareti, ilke ve prensiplere sadık kalma işidir. İyi insan olmak ve insani değerler hakkında düşünme pratiğidir1,2,3,4,5.

Etik, özelde “nasıl davranmalı?”, genelde ise “nasıl yaşamalı?” sorularını cevaplayan görüşleri inceleyen ve analiz eden felsefe dalıdır6.

Kuramsal çerçevede, etik; doğru ve yanlışı anlama, bireye saygıyı, dürüstlük, adalet, güvenirlik, zarardan kaçınma, yararlılık gibi evrensel boyutları işaret eder7. Doğruya ulaşmak için yapılması gerekenleri açıklamaya çalışır.

Düşünün!

Bir futbolcunun sahada rakibine saygı duyarak oynaması…Bir yöneticinin yanlışın üstünü örtmemesi…

Bir hakemin adil maç yönetmesi…Bir sporcunun dürüst yarışarak kazanması…

Bir antrenörün, sporcularının fikrine saygı göstermesi veya sporcuları arasında ayrım yapmaması…

Bir taraftarın hoşgörü ile müsabaka izlemesi…

Bir futbol yorumcusunun analizlerinde tarafsız ve hakkaniyetli olması…Hepsi etik bir tercih meselesidir. Küçük gibi görünür ama sporu ayakta tutan harç tam da budur.

Etik, yalnızca sportif bir tartışma değil; yaşamın her alanında bir duruştur. Yöneticiden hakemlere, antrenörlerden sporculara kadar herkesin omzunda aynı sorumluluk: doğruyu yapmak, yanlışın kolaylığını reddetmek. Ama bugün, “herkes yapıyor” bahanesiyle etik dışı davranışları normalleştiriyoruz.

İddia ve şans oyunları yasallaştı; bahis oynamak, şike yapmak, hakemi aldatmak veya yanıltmak sıradanlaştı...

Günümüz dünyasını anlatan net bir cümle:

 “Etik olmayan bir ortamda etik insan hep geriye düşer. Çünkü dürüst insanın ahlaki sınırları vardır, ama ahlaksızın hiç bir sınırı yoktur.” Anooshirvan Miandji.

Oysa etik, bize hatırlatmak için vardır: “İyilik bulaşıcıdır, tıpkı kötülük gibi.” Hangisini yayacağımız ise bizim elimizde...

Bu bağlamda; bahis, iddia ve şans oyunlarını özendiren iddia reklamları, riskli sponsorluklar, televizyon programları ve gazetelerin iddia bültenlerini yeniden sormalıyız: “Yaptığımız şey doğru mu?”

Ve cevabı bulmak için, önce biraz sessizleşmeliyiz.

Kazanmak, kazanmak, hep kazanmak…Peki ya kaybettiklerimiz?

Adalet, dürüstlük, saygı, vicdan…

Toplumun vicdanı yavaş yavaş köreliyor. Bu değerler, hatırlamamız gereken sessiz pusuladır. Bizi doğruya yönlendirir, ama zorla değil; isteyerek, bilinçle.Belki de yeniden başlamanın yolu bu soruda gizli:

“Doğru olanı yapıyor muyum?”

Erdemli olmak kendini yönetmektir.

Cevabı başkası değil, vicdan verir.Ve eğer onu hâlâ duyabiliyorsak, o zaman umut hâlâ vardır.


Kaynaklar:

  1. Dolaşır, T. S. (2009). “Antrenörlerin mesleki etik ilkeleri nelerdir? Nasıl ölçülür? Ölçek geliştirme: ölçeğin geçerlik ve güvenirliği”. Spormetre Beden Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, VII, 159-168.

  2. Certel, Z., Alkış, A., Gürpınar, B. (2019). Antrenörlerin mesleki etik ilkelere uyma düzeylerinin antrenör ve sporcu gözüyle değerlendirilmesi. Mediterranean Journal of Humanities. VII/2, 223/231.

  3. Cevizci, Ahmet, (2008), “Etiğe Giriş”, Paradigma Yayıncılık, İkinci Baskı, İstanbul.

  4. Özlem, Doğan, (2004), “Etik Ahlak Felsefesi”, Bütün Eserlerine Doğru-12, İnkılâp Yayınları, İstanbul.

  5. Resnik, D. B. (2011) What is Ethics in Research & Why is it Important, https://www.niehs.nih.gov/research/resources/bioethics/whatis/,(Erişim tarihi 28 Ekim 2025).

  6. Yıldırım, A. (2010), Etik Liderlik ve Örgütsel Adalet İlişkisi Üzerine Bir Uygulama, Yüksek Lisans Tezi, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi, sosyal Bilimler Enstitüsü, Karaman.

  7. Özdemir, S. (2010), İş ve Meslek Ahlakı (İş Etiği), İstanbul Üniversitesi, Açık Ve Uzaktan Eğitim Fakültesi Ortak Ders Yayını, İstanbul.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page