top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Emre, Volkan ve Metin Oktay


  Futbolun değil, en uç noktalarda “olayların” kabul gördüğü bir futbol sezonunu, daha geride bıraktık.

 

 Futbolu neden centilmence oynayacağı üzerinde yeterince kafa yormayan, bunu düşünecek bir düşünsel alt yapıdan yoksun, Fenerbahçe’nin iki kaptanı Emre ve Volkan sezon içerisinde küfür, agresif ve saldırgan davranışları nedeniyle en fazla tepki gören oyuncular olarak dikkat çektiler.

 

Her yabancı saha maçında ıslık ve küfürle protesto edilmeleri, kriz ve itibar yönetimi açısından önemli bir sorunu çözme becerisini gösteremedikleri anlamına geliyor.

 

Oysaki futbol tarihimiz, bu görüntülere hiç yabancı değil… Bu tür sorunları yaşamış ve büyük bir ustalıkla rakip tarafların saygısını kazanmış futbolcular var. Örneğin, 10 Haziran 1959 Fenerbahçe-Galatasaray maçında, Fenerbahçeli Avni’nin attığı tekme ile canı yanan Metin Oktay, rakibine yumruk atar ve maçın hakemi Markoviç’ten kırmızı kart görür. Saha karışmış, tribünlerden gelen küfürler Metin Oktay’a ağır gelmiştir. Sahadan çıkarken gözyaşlarını tutamayan Metin Oktay, tribünlerin önüne gelir ve kendisine has selamı ile tribünlerden özür diler. Bu hareketine karşılık, Fenerbahçe taraftarları onu alkışlar, bu durumu gören hakem Markoviç, Metin Oktay’ı tekrar sahaya davet eder... Sonrasında ise kral Türk futbol tarihine geçecek ağları delen golü atar.

 

Yıl 2015, Fenerbahçeli Emre ve Volkan her dış saha maçında rakip taraftarların, birikmiş kızgınlık, öfke ve küfürlerinden nasibini alıyor.

 

Gol attıktan sonra Emre’nin ağlaması, Volkan’ın kontrolsüz bir şekilde ceza sahasında hoplayıp, zıplayıp, koşması (daha önce de Sevinirken omzunu sakatlayıp, Melo’nun sırtına çıktığını hatırlamakta fayda var) yaşadıkları sorunları hafifletme, seyircilere tepki ve duygusal ihtiyaçlarını tatmin etmek için başvurulan bir korunma stratejisini ifade ediyor.

 

Bunun yanı sıra, Emre ve Volkan’ın her fırsatta ileri sürdükleri; Fenerbahçe’nin büyük kulüp olduğu, Fenerbahçe ve Milli takım kaptanı olmaları, şike sürecinde yaptıkları fedakârlıklar, rakip futbolcuların sert futbolu, rakip teknik direktörlerinin tahrik etmeleri, otobüsün kurşunlanması… Gibi savunma amaçlı gerekçeler, sorunların üstesinden gelmek için seçilebilecek en kötü stratejiyi oluşturuyor. Yani, bir kişinin elleri “karınları üstünde” hareket ederken, “başım ağrıyor” demesine benziyor.

 

Çünkü futbol severlerin proteste nedenleri; Fenerbahçe kulübünün tarihi, milli takım kaptanı olmaları, şike sürecinde kulüplerine sahip çıkmaları, sakat sakat oynamaları, attıkları veya kurtardıkları gol değil…

 

Saha içi davranışları, yani saha içerisinde, soyunma odasında veya koridorlarda ettikleri küfürler, kabadayılıklar, tehditler ve saygısızlıklar...

 

Bu davranışlar, futbol severlerden soyutlama (her yerde rahat rahat dolaşamamak), sorunu kabule yanaşmamak (sürekli dış faktörleri suçlama) veya saldırganlaşma gibi olumsuz duygu ve davranışların derinleşmesine yol açıyor. Bunu fırsat bilen bazı sözde medya mensupları da sorunları hafifletmekten ziyade hedef göstererek katmerleştiriyor.

 

Sonuç olarak; Emre ve Volkan, bu stratejilerle protestoların üstesinden gelemezler. Bu baskıyı kaldıramazlar. Kendi eksiklik ve yetersizliklerini fark etmek, onunla yüzleşmek ve örnek olmak zorundalar. Saygı görmek istiyorlarsa, saygınlık kazanmak, yani saygılı olmak zorundalar.

 

Fenerbahçe onlardan önce de büyük kulüptü, onlardan sonra da büyük kulüp kalacak. Futbolcu Fenerbahçe’yi büyük yapmaz, Fenerbahçe futbolcuyu, yıldız yapar.

               

 
 
 

Yorumlar


bottom of page