Dortmund
- Hüseyin ÖZKÖK

- 9 Ara 2010
- 2 dakikada okunur
90’lı yıllarda Almanya’da fırtına gibi esen Borussia Dortmund 1995 ve 1996 yıllarında şampiyon olmasının ardından 1997 yılında çok daha büyük bir başarıya imza atarak o yıl finali Münih’te oynanan Şampiyonlar Ligi’ni kazandı.
Dortmund bu başarıları elde ederken alt yapısından yetişen oyuncular ağırlıktaydı. Şampiyonlar Ligi finalinde takımın 3’üncü golünü atan Lars Ricken o karşılaşmada henüz 17 yaşındaydı. Ancak kulüp daha sonra bu yörüngesinden saparak pahalı transferler yapmaya başladı. 2003/2004 sezonuna gelindiğinde kulübün zararı 65 milyon, borcu ise 118 milyo euroya ulaşmıştı. Oysa kulübe ait şirket borsaya açılmış ve stadyum satılmıştı. Tribün gelirleri ise sürekli en üst noktadaydı. Başkan Gerd Niebaum ve menacer Michael Meier’e eleştiriler bu dönemde had safhaya ulaştı. Kendileri iş bilmezlikle suçlandı. Bunun üzerine Başkan Niebaum 2004 yılında başkanlıktan, 2005 yılında ise şirket yönetiminden ayrıldı. Menacer Meier de istifa edip ayrılmak zorunda kaldı. Kulüp başkanlığına Galatasaray’ı Neuchatel davasında savunan Reinhard Rauball gelirken, Hans-Joachim Watzke de kulübe ait futbol şirketinin başkanı oldu. Watzke göreve gelir gelmez kulübün küçülmesine ve yeniden öz kaynaklara dönülmesine karar verdi. Ayrıca sermayenin sürekli arttırımı ve stadyumun geri alınmasının yanı sıra Morgan Stanley’den alınan destek ile borçlar azalmaya başladı. Bunların sonucunda öz semayedaki pay % 34,5’a kadar yükseldi ve Dortmund kulübü yeniden sağlıklı bir temel üzerine oturtuldu. Bu süreçte yeni yıldız genç oyuncular da çıkmaya başladı. Bunları başında ise Türk oyuncu Nuri Şahin geliyordu. 2005 yılında 16 yaşında iken şu an Hollanda Milli Takımı Teknik Direktörü olan Bernd van Marwijk tarafından takıma monte edilerek ilk gençlik aşısı yapıldı. Nuri, Bundesliga tarihinin en genç oyuncusu unvanına sahip oldu. Bu dönem tabii ki sportif açından pek parlak geçmedi. Çeşitli teknik direktörler gelip gitti. Takım 2 kez 7’inci, 1 kez 9’uncu ve 2007/2008 sezonunda ise 13’üncü oldu. Bu sezonun ardından Dortmund Kulübü çok önemli bir hamle yaparak hem gençlere önem veren, hem taraftarla arası çok iyi olan hem de 4 yıl süreyle TV’de Milli Takım yorumculuğu ile tüm Almanya’nın beğenisini kazanan ve Mainz’dan ayrılacağını açıklayan Jürgen Klopp ile anlaşmaya vardı. Menecerliğe ise kulübün alt yapısından yetişen eski oyuncu Miachael Zorc getirildi. Klopp göreve gelir gelmez takıma hemen damgasını vurdu. İlk sezonunda 5’inciliği son haftada Hamburg’a kaptıran Dortmund geçen sezon bu defa ligi 5’inci olarak bitirerek yeniden Avrupa sahnesine çıkma fırsatı yakaladı. Bu sezon başında Klopp takımı kendi alt yapısından ve dışarıdan aldığı yetenekli yıldızlarla donattı. Takımın saha içi yaş ortalaması 22’ye indi. Dış transferde Japonya 2. Lig’den 350 bin euroya alınan Kagawa takımın değişmez oyuncusu oldu. En büyük rakam 4 milyon 750 bin euro ile Lewandowski’ye ödendi. İşte bu genç takım bu sezon Budesliga tarihinin en iyi başlangıç rekoruna imza atarak ilk 15 haftada en yakın rakibine 10 puan fark atarak sadece 4 puan kaybetti. Önümüzdeki sezon Şampiyonlar Ligi’ne dönüş yapması artık kuvvetle muhtemel Dortmund, büyük seyirci potansiyeli ile bundan sonra borçlarını tamamen eritip Bayern Münih gibi borçsuz bir kulüp olma yolunda ilerlemek amacında.





















Yorumlar