top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Aristo Düşüncesinde Trabzonspor


Aristo düşüncesiyle bakarsak, sezonun en güçlü ve parıltılı takımı Trabzonspor’da oyuncular üç grupta özetlenebilir.

 

Birinci grup; Abdulkadir Ömür, Bakasetas, Marek Hamsik, Mwakaeme, Uğurcan ve Višća gibi doğuştan (yetenekleri Allah vergisi) futbolcu olanlardır.

Kusursuz değil hiçbiri ama top bu oyuncularda olduğu zaman rakipler iki kere düşünmek, antrenörler önlem almak zorunda kalıyor. Bu oyuncular oynamadığı veya kötü oynadıklarında sahada her şey eşitleniyor. Örneğin, Abdulkadir Ömür, mükemmel bir çabukluğu var. Topla çok hızlı çıkışlar yapıyor. Kesintisiz hızı ve topsuz alanda hareket kabiliyetini bitirici vuruşlarla tamamlayabiliyor. Topu ayağına aldığında rakipler için ‘siren sesi’ çalmaya başlıyor.

Bakasetas’ın oyun oynama yeteneği zekâ test kurallarını ihlal ediyor. Mükemmel görme yeteneği var. Tasarım ürünü paslar ve öldürücü şutlar atıyor.

Marek Hamsik mantığı olmayan hiçbir pas veya koşu yapmıyor. Oyunu iyi okuyor. Zor bir oyunu doğru koşu ve basit paslarla çözüyor. Profesyonelliğine hayran olmamak elde değil.

MWayeme, rakibine ‘neden’ futbolcu olduğunu sorgulatan mükemmel bir top tekniği var. Bildiğimiz çalımları bilinmez bir şekilde atıyor. Bir psikoloğa gitmektense onu izlemek insanı daha fazla rahatlatıyor.

Višća oyunu ‘uçurumların üzerine gerdiği ipte sürekli gidip gelmekten zevk aldığı belli’ cambaz gibi oynuyor. Saha olması takımı ve taraftarı motive ediyor.

Uğurcan’ın kalecilik için ideal bir fizik yapısı, güçlü sezgisi ve müthiş refleksleri var. Çizgi üstünde olağanüstü kurtarışlar yapıyor.

İkinci grup; Ahmet Can, Arda Akbulut, Batuhan Kör, Hüseyin, Koita, Murat Cem, Peres, Serkan, Yusuf Erdoğan ve Vitor Hugo. Doğdukları coğrafyanın alışkanlığından futbolcu olanlardır. Bu oyuncuların takımda olması gerekenin olması gibidir.

Üçüncü grup; Berat, Cornelius, Denswil, Djaniny, Dorukhan, Erce, Enis, İsmail Köybaşı, Kerem,Kouassi, Puchacz, Salih, Siopis, Taha, Trondsen ve Yunuz Mallı gibi iyi eğitimle futbolcu olanlardır.

Bu oyuncular performansı ile ailelerinin umut, memleketlerinin gurur ve gençlerin motivasyon kaynağıdır.

Taraftarın, bu oyuncuların hırs ve mücadele gücüne duyduğu bir sempati var.

Bu oyuncuları bulmak kolaydır. İşin en zor kısmı birlikte oynamalarını sağlamaktır. Burada teknik açıdan en önemli mesele denge sorunudur. Takımda bu dengeyi sağlamak ve rakiplerine üstünlük sağlayacak oyun kalitesi üretmek kolay bir iş değildir. Çünkü ilgi, ihtiyaç ve beklentilerin karşılanmasında dengeyi bulmak zordur. Örneğin, her futbolcu oynamak için çalışır efor sarf eder ve oynamaya kendisini hazır hisseder, bu doğal bir beklentidir. Fakat, bu beklentideki futbolcuları ne zaman, hangi pozisyonda ve kaç dakika oynayacağına doğru karar vermek her antrenörün kârı değildir. Abdullah Avcı ve ekibinin bu işi en iyi yapanlardan olduğu için takımı bütün istatistikleri altüst ederek açık ara şampiyonluğa koşuyor.

Aristo, "Erdemleri uygulamayla ediniriz" diye yazar. Bu anlamda, kendisine teknik direktörlük ‘ikram edilmeyen’, teknik direktörlüğü her zerresine kadar ‘hak eden’ Abdullah Avcı oyunu geliştirici öğeleri kullanırken oyuncuları korumayı başarabiliyor. Bu başarı aynı zamanda futbolda sorgulama yeteneğinin gelişimine katkı sağlıyor. İdeal futbol, Trabzonspor üzerinden düşünülüyor. Başarısızlıklar klişeler üzerinden konuşulmuyor, Trabzonspor üzerinden tartışılıyor… Geriye, derin uykusundan uyanmış Trabzonspor taraftarının şampiyonluk kutlamaları ve zevkini çıkarmak kalıyor.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page