SPOR BAKANI VE FEDERASYONLARIN PERFORMANSI
- Ömer GÜRSOY

- 25 Tem 2011
- 2 dakikada okunur
Yıllardır siyaset-devlet-spor arasındaki ilişki üzerine araştırıp yazarım; özerk (olması gereken) federasyonların, uzun erimli spor politikaları ve hükümet uygulamaları ile bayraklar birbirine karışmadan bir arada nasıl yürüyecekleri üzerine çözüm önerileri sunmaya çalışırım.
Son olaylar Spor Bakanlığı ile federasyonlar, federasyonlar ile kulüpler arasındaki ilişkilerin “bireysel” değil kurumsal yapılarda, objektif kriterlere göre yeniden belirlenmesi gerektiğini bir kez daha ve yakıcı bir şekilde gösterdi. “Peki, buradaki ilişkinin ve etkin denetimin temel kavramı nedir?” diye sorarsak karşımıza performans çıkıyor.
Günümüzün moda kavramlarından biri performans. Performans kriteri, performans denetimi, özel sektörün ardından, “devlet memurlarına performansa göre ücret” derken, Başbakan da bakanları performansları ile değerlendireceğini ve başarılı olanlarla devam edeceğini söyledi.
Tabii bunun hiç de kolay olmadığı açık. Örnek olarak Gençlik ve Spor Bakanı’nı ele alalım. Futbol dışında 61 Federasyonun gözetim ve denetim yetkisi bulunan Bakanın başarısı federasyonların ülkemizdeki yaygınlığı ve başarıları ile değerlendirmeye alınacak. AK Parti’nin seçim öncesi vaatlerinden biri de 2023 yılında 10 milyon lisanslı sporcuya ulaşmak. Bugün 1,5 milyon civarında lisanslı sporcumuz olduğu varsayılıyor. Demek ki önümüzde 11,5 yıl ve 8,5 milyon yeni sporcu hedefi var.
Yeni Bakan Suat Kılıç ülkemizin bu hedefine ulaşmak için federasyonlarla birlikte yol almak zorunda. Çünkü federasyonlar adeta devletin anayasal spor yaptırma görevini yerine getiren taşeronlar konumunda. Ancak 61 federasyonu aynı çuvala koymak ve testiyle su taşıyanlar ile testiyi kıranlar arasında ayrım yapacak mekanizmaları kurmak da çok kolay değil. Biz biliyoruz ki, ancak ölçülebilir olan yönetilebiliyor ve bu ölçümü yapabilmek için de farklılıkların ayrımını gözeten rasyonel performans kriterleri belirleyerek ölçüm ve değerlendirme yapabilmek gerekiyor.
İşte burada, Hükümet adına bakanın modern devletin üç işlevi olan yol vermek, yön vermek ve denetleme işlevini yerine getireceği temel bir kurumsal yapı var: Sportif Değerlendirme ve Geliştirme Kurulu(SDGK).
Kılıç’tan önceki Bakan Faruk Nafiz Özak’ın göreve başladığı ilk günlerde “pusulasız giden federasyonlara” bir performans denetimi oluşturma isteği olmuştu. Daha sonra benim de katıldığım bir süreçte bu işlevi görecek bir Kurul oluşturulmasına karar verildi. Bu yapının daha güçlü olması için yasaya da konuldu. 14 Nisan tarihinde çıkan yeni federasyon yasasında SDGK resmen kuruldu. (Bakan Özak'ın önünde 2,5 aylık bir süreç olmasına rağmen fair play örneği göstererek seçimi bekledi ve kurula atama yapmadı.)
Hazırladığımız çalışmanın ana sloganı “ölçemediğinizi yönetemezsiniz” idi.
Hedef şu oldu: üyeleri mali, idari, hukuki ve sportif yetkinliğe sahip, sportif başarılardan ziyade Federasyonların vizyonlarını değerlendiren ve onlara belli alanlarda yön verecek bir yapı. Sporun tüm alanlarında tanıtımla, farkındalık yaratacak bir yapı. Ancak elbette sadece “süslü” sözlere dayanmadan, her branş için somut sportif hedeflerin belirlenmesi gibi iddialı, zor ancak bir o kadar da zorunlu bir yapı.
Bu yapı başarılı olduğunda ülkemiz sporunu çok ilerilere taşıyacak hedefler belirlenecek. Bu hedeflerin belirlenmesi ülke gerçeklerinin ve potansiyelinin ayrıca dünyadaki gelişme eğilimlerinin çok iyi analiz edileceği bilimsel çalışmaların yapılmasını sağlayacak. Devlet böylece federasyonların bağımsızlığına ve özerkliğine müdahale etmeksizin nüfuz edebilecek.
Siyasi kararlığının bu süreci başarıyla gerçekleştireceğine ve böylece Sporumuzun futbol baskın bu gri gündeminden aydınlık yarınlara yürüyebileceğine inanıyorum.




















Yorumlar