Arda'nın Değişmesi Gerekiyor
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 6 Oca 2020
- 2 dakikada okunur
Arda Turan, Bayrampaşa’nın Altıntepsi Mahallesinde otururdu.
Bayrampaşa İlçesinin yetiştirdiği Milli Basketbolcu Semih Erden, Hidayet Türkoğlu ve Beşiktaş’ta oynayan Necip Uysal ile dört ünlü sporcusundan biriydi.
Boksör Muhammed Ali, Tenisçi Roger Federer, basketbolcu Michael Jordan, Messi ve Andrés Iniesta’yı örnek alsa da yetenekleri başkaydı tabi.
Daha yakışıklı olmasa da medyatik bir tarafı vardı.
Üzerlerindeki formayı çıkarıp sokağa çıktığında son derece mütevazı bir görünüm sergilerdi.
Abdullah Avcı’nın “Kızım olsa verirdim” dediği kadar adam gibi bir adamdı.
Üstüne başına özen gösterir, iki dirhem bir çekirdek gezerdi.
Paraya pula bakmazdı pek. Futbola başladığı Altıntepsi Makelspor’da antrenörünün evinin olmadığını öğrenince hocasına büyük bir jest yaparak ev aldığı bilindiklerdendir.
Barcelona’da oynarken doğup büyüdüğü caddeye adının verildiğini sosyal medya hesabından şu sözlerle duyurdu: “Hayallerime başladığım sokak başladığın yere mutlaka dönersin!
Ne var ki Barcelona süreci Arda’yı tamamen olumsuz yönde değiştirdi. Seçtiği yaşam tarzı ile Barcelona kültürü eşleşmedi. Barcelona gibi kulüplerde kalıcı olmak için gerekli olan şey arkadaş desteği, tavla partileri, mangal sohbetleri değildi, olmamalıydı. Arda bu süreçte bir marka gibi organize edilip yönetilemedi.
Milli takım ve uçak sendromundan sonra Başakşehir transferi geri dönüşüm için bir umut transferiydi, iyi bir başlangıç yaptı ama devamı gelmedi. Milli takım ve Galatasaray yaşanmışlıkları için insanlar ikna olmamıştı, gittiği her deplasmanda protesto edildi, indirimli 8 maç ceza bu sürecin tuzu biberi oldu.
Galatasay defteri, başkan Mustafa Cengiz'in, Arda Turan “Hoca da bizimle aynı görüşte. Arda, planlamamızda kesinlikle yok. Bundan sonra da olmayacak” açıklaması ile kapanmış oldu.
Gerekli tecrübeye sahip olmamasına rağmen bunlar kolay kaldırılabilecek yükler değildi. Bu süreçte Arda birçok açıdan, bir parça şaşkın biri gibi ne istediğini gerçekten bilmiyordu. Bu nedenle yaşadıklarını doğru anlamlandıramadı.
Çünkü, anlamadı!
Arda Turan, şimdi Başakçehir’de kenarda kramponlarını soyunma odasında unutmuş gibi duruyor. Biri kramponlarını getirecek, biri ısın diyecek, biri de hadi oyuna gir oyna diyecek!
“Diken gülü habercisidir.”
Özünde son derece iyi ve karakterli yani kendi deyimiyle “adam gibi adam” olan Arda adamlığını yönet (e) medi. Şimdi yönetmek zorunda.
Adam gibi yaşamak, insanın kendisi ve başkaları için en iyisini yapmasıydı, yap(a)madı. Şimdi yapmak zorunda.
Adam gibi yaşamak, yaşamını inandığı değerlerle bilinçli bir şekilde yönetmesiydi, becer(e) medi. Şimdi becermek zorunda.
Adam gibi yaşamak, insanların ilgi ve sevgisine, saygı ile karşılık vermekti, ver(e)medi. Şimdi vermek zorunda.
Arda, geçmişi ne olursa olsun, bu gün oyunu kaybeden biri olarak, Türk futbolunda artık anlamlı değildir. Geçmişte bu yolu seçenler gibi tamamen yalnızdır. Şimdi bu yanlızlıktan kurtulmak zorunda.
Artık, insanların yaşam haklarına saygı gösteren, himaye eden, yaşatmaya çalışan, gülümseyen, dinleyen Arda yok. Şimdi inadına gülmek zorunda.
Arda, yaşadığım değişimin neden ve sonuçları hakkında hiçbir bilinci yok gözüküyor; bu gidişin kendisini sosyal yaşam ve futboldan koparacağını bilmek zorunda...
Sezai Karakoç’un dediği gibi “Bir kişiye iki kere yıldırım düşmüyor.”
Arda Turan’ın ekonomik anlamda rahat yaşaması birikimleri yeterli, ama kariyerli ve prestijli yaşaması için değil.
Futbol, futbolcular için iyi oynama kadar “iyi olma” sanatıdır. Bu nedenle boşa geçen zamanı futboldan saymadan, futbolu başladığı gibi bitirmesi için futbol geçmişinde “olandan fazla olan“ bir şeylere dayanması ve direnmesi gerekir. Bu durumu değiştirecek güçlü bir karakteri var, ama zamanı iyi kullanması gerekiyor.
“Boş zaman yoktur boşa geçen zaman vardır.” Tagore





















Yorumlar