Gariban Babası Baykul Tüysüz
- Doç. Dr. Recep CENGİZ

- 14 Haz 2020
- 2 dakikada okunur
“Baba” kelimesi sözlükte büyük yer işgal etmesine rağmen göründüğü kadar basit bir şey değildir.
İnsanlar hayatları boyunca genellikle birçok babanın korumasına ihtiyaç duyarlar.
Biyolojik baba,
Annemizin kocası, doğumumuza vesile olan ve bizi yetiştiren kişidir.
Eşinin babası,
Kayınpederidir.
Büyükbaba,
Çocuklara göre babanın ya da annenin babası(dede).
Manevi baba,
Kişinin zor anında kendisine kol kanat gerek, arka çıkan, yardım eden, ihtiyaçlarını menfaatsiz ve çıkarsız yapan kişidir.
Özel babası,
Çocuklarıdır. Çünkü yaşlandığı zaman baba çocuklaşır bakıma muhtaç hale gelir, bu durumda çocuk babanın rolünü üstlenir.
Kamusal baba,
Herkesin babası olan Devlettir. Her Devlet zorda kaldığı zaman vatandaşını aynen bir babanın evladını koruduğu korur.
Mafya babası,
Mafya örgütünde sözü geçen, örgütü yöneten lider kimse.
İskele/Şam babası,
Argo dilinde sorumsuz, hayırsız, babalık vazifelerini yerine getirmeyen babalara denir.
Beybaba,
Yaşlı erkeklere senlibenli bir seslenme sözü. Çocukların babaları için kullandıkları saygı sözüdür.
Türkiye futbolunda ‘baba’ lakabını taşıyan üç ismin vardır.
Baba Hakkı (Yeten), Baba Gündüz (Kılıç) ve Baba Recep (Adanır)….
Bu futbolcuları ‘Baba’ yapan hikayelerin özeti bu lider futbolcuların; sahada tatlı-sert ama efendi halleri, iyi futbol oynamaları için rakiplerini bile motive etmeleri, hata yaptıklarına pişman olup, hemen kendine çekidüzen vermeleri, saygılı ve saygın olmalarıdır.
Türk futbolunda bilindik bu üç isminden farklı birde bilinmedik “Gariban babası” Baykul Tüysüz, vardır.
Baykul Tüysüz, 1972-1991 sezonları arasında futbol oynadığı Feriköy, Bursaspor, Sakaryaspor ve Diyarbakırspor ve Bandırmaspor’da forma renginin üzerine “karakter, adalet ve dürüstlük” sembolü koyan “yanlış hayatın doğru yaşanmayacağını kavramış” bir futbolcudur.
Baykul Tüysüz, kendisiyle özdeş olan “Bay gol” lakabının yanı sıra transfer olduğu takımlarda yöneticisinin iyi futbolcu olduğuna inandığı, antrenörünün iyi futbol oynayacağına güvendiği, taraftarların umut bağladığı, hakemlerin dürüstlüğüne söz söyletmediği, rakiplerinin yeteneğine ve kişiliğine saygı duyduğu bir futbolcudur.
Baykul Tüysüz, sosyal yaşamında isminin niteliklerine uygun yaşayan “sevimli, modern, saygın ve yardımsever” bir kişiliktir.
Baykul Tüysüz'ün örnek bir evliliği, “İnsan olmak sorumluluk duymayı gerektirir” felsefesi ile biçimlendirdiği birisi diş doktoru, diğeri deri ve zührevi hastalıkları uzmanı iki kız çocuğu vardır. Futbol oynadığı dönemlerde çok para kazanma olanağı olmadığından az sayıdaki kazanımlarını yememiş, içmemiş fedakârlıklarla okutmuş evlatlarını...
Baykul Tüysüz’ün “gariban babası” olma hikayesi de tam burada başlıyor: “Biz garibanlığı iyi biliriz...” diyen, Baykul Tüysüz facebook üzerinden 'Dostlarım biz doktor çocuklar yetiştirdik. Deri ve diş sorunu olan kardeşlerim beni arasın. Para mara yok, çocuklarım bakacak' diye paylaşımda bulunmuş...
“Bir insan acı duyuyorsa canlıdır. Başkasının acısını duyuyorsa insandır.” Tolstoy
Düşünüyorum da nasırlı eller ve çürümüş dişlerden kırılan kalplere dokunmayı ve kadir kıymet bilmeyi ne güzel özetlemiş Baykul Tüysüz “Biz garibanlığı iyi biliriz...”
Hayatın içindeki bunca olumsuz olaylara rağmen karşımızda, çocuklarının kazanımlarını gariban insanların yararına kullanan örnek bir baba ve toplumda ihtiyaç duyduğumuz saygı uyandıran bir insan duruyorsa, babalar günü için son sözü büyük usta Nazım Hikmet’e bırakmak gerekir:
Baba!
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım!
Ne zulüm ne ölüm ne korku başımı eğemez!
Yalnız senin elini öpmek için eğilir başım.
Babam, ağabeyim, kardeşim, arkadaşım . . .






















Yorumlar