Recep Cengiz-3 Nisan 2021 Günümüzde futbolun marka değerini düşüren her olay haz, heyecan, neşe ve mutluluk verici değil “sıkıcı” dır.
Örneğin,
-Anlamsız kavgaları eksik olmayan büyük kulüp başkanlarının sakıncalı ruhsal durumları ile sürekli futbolun saha dışı işlevinin fazla olduğunu ima etmesi,
-Yöneticilerin, futbolu değer yargılarından arındırılmış, ruh halimizi daraltan bir ortamda oynamaya sürüklemesi,
-Seyircisiz maç izlemek,
-Milli takım futbolcularının, her fırsatta armayı öptükten sonra primle gündem olması,
-Bazı kulüplerimizin gömlek değiştirir gibi teknik direktör değiştirmesi,
-Fatih Terim ve yardımcılarının ceza almayı alışkanlık haline getirmesi,
-Beşiktaş teknik direktörü Sergen Yalçın’ın ‘mümkünse maçlarımızda bu hakemi görmek istemiyoruz’ tepkisinden sonra futbol tarihimizde bir ilki yaşatılarak aynı hakemin üst üste iki kez bir takımın maçına (bu karar, MHK ve Halil Umut Meler’in prestijini korumak için ‘reste rest’ olarak okunabileceği gibi Halil Umut Meler’i bitirme hamlesi olarak da okunabilir) atanması,
-Fenerbahçe’de futbol kariyer ve yeteneği tartışılmaz olan Emre Belözoğlu’nun bir yıl içinde futbolcu, sportif direktör ve teknik direktör olarak göreve getirilerek ‘bu işin adamı’ sıfatından ‘her işin adamı’ şekline sokulması,
-Oyunda çıkarılmasına tepki gösterip, antrenörüne ve oyuna girecek arkadaşına saygı duymayan futbolcuların olması,
-VAR incelerinde oyunun ortalama 2-3 dakika (bu süre bir futbolcunun maç boyunca topla oynama süresine karşılık geliyor) durması,
-Gol atan bir oyuncunun gol atma sevinç ve heyecanını yaşamak için 2-3dk. VAR onayı beklemesi,
-Futbolu düşünsel boyutta analiz eden insanların ruh halini anlamaya çalışırsak, maçta sanki başka hiçbir şey olmamışçasına maç sonu demeçlerde ilk gündemin hakem eleştirileri olması,
-Spor programlarında futbol yorumcularının ‘geyik muhabbetini’ andırandile pelesenk olmuş maç analizlerinden “sı-kıl-dık”,
Görüldüğü gibi arka arkaya yazıldığı anda bile okuyucuya ‘benden bu kadar’ dedirten bir kelimedir ‘sıkılmak’.
Sonuç olarak; bilmediğini bilmeyen insanların futbolu yönetmesinden, küçük hesaplarla bir türlü bitmeyen yönetici sataşmalarından, futbola zararı takımına faydasından fazla olan saygısız futbolculardan, sonu gelmeyen hakem eleştirilerinden ve düşünmeden konuşanları dinlemekten “sıkıldık”.
Futbola dair spekülasyonların bittiği yerde, futbolun pratiğini anlamaya çalışan mantık başlar. Bu anlamda futbol mantığı sistemli ve doğru düşünme yeteneği, tutarlı davranış prensiplerini geliştirmeyi amaçlar. Dolayısıyla, kuram ve pratikle ilgili olarak, bilgiçlik taslayan cehaleti yaratan anlayışların mantık bilimde yeri gerçeği göstermektir, onları gerçekmiş yansıtmak, insanların canını ‘sıkmak’ değil.{jcomments on}