top of page
Varlık 2_4x_edited.png

Yeşeren Umutlar Bir Başka Bahara Kaldı

2014 Dünya Kupası grup eleme karşılaşmalarında son dört maça girerken kaybolmuş olan umutların, Fatih Terim’in teknik direktörlüğe getirilmesinin ardından yeniden canlanması spor kamuoyuna acaba olur mu? Dedirtmişti. Ancak son maça taşınan play-off hayalleri suya düştü!

Şapkamızı önümüze koyup klişelerden kurtulmanın(şanssızlık oldu, olmayınca olmuyor, mucize gerçekleşmedi vb.) zamanı çoktan geldi. Bütün hayatını finallere odaklayan bir anlayışın, sistemsizliği sistem haline dönüştürmesi çok normaldir. Normal olmayan davranış ise bu ve buna benzer mücadelelere çıkan insanlara yüklenilen abartılı değerdir. Benzer sıkıntıyı hayatın her alanında yaşayan insanların ülkesidir Türkiye ve bu ülkede yaşayan insanların işi gerçekten çok zordur. Çünkü sistemlerin ön planda olduğu ve bu doğrultuda işleyen ülkelere karşı tamamen duygusallık temelinde ilerlemeye çalışan, motivasyonu ‘tarih sizi yazacak’ üzerinden yürüyen insanların ülkesidir burası. Oynadığı dokuz maçın sekizini kazanan ve sadece bir maçını beraberlikle tamamlayan Hollanda milli takımı ile oynanan karşılaşmayı ‘Sıkmalık Portakal-Sık Bakalım-Soymak ya da Soymamak-Hollanda cinsi ineklerle maçımız var. Bu bayram Holstein keselim’ başlıkları ile okuyucuları ile buluşturan bir spor medyasına sahip olduğumuzu da bu vesile ile bir kez daha hatırlatalım. Spor medyasını dikkatli izleyenlerin rahatlıkla görebilecekleri yayın anlayışı her maçta olduğu gibi bu karşılaşma öncesinde de tekrar edildi. Kendi ülkesinin futbol takımını yerlere göklere sığdıramayan bir yayıncılık anlayışının en çok başvurduğu konu hakemlerdir ve bu karşılaşma öncesinde de sabıkalı hakem ifadeleri çok sık kullanıldı.

            2002 sonrası gidilemeyen üç dünya kupası ve arada bir Avrupa şampiyonası elemeleri, ülke futbolu açısından hiç de iç açıcı olmayan bir performansa sahibiz, ancak hiç kimse asıl sorunlarla ilgilenmek istemiyor. Futbol ülkesi olduğunu iddia eden yetmiş beş milyondan fazla nüfuslu bir ülke milli takımının büyük çoğunluğunu kendi ülke sınırları içerisinde yetiştiremiyor. Ülke insanına spor yaptıramayan, alt yapılarından sporcu yetiştiremeyen insanların ülkesi olan Türkiye’nin, sportif alanda umutlarını hep başka bahara taşıması şaşırtıcı olmamalıdır. Çünkü burada hayatımızın diğer bütün alanlarında olduğu gibi geçici yaklaşımlar devrededir ve milli takımın başına gelen yeni bir teknik direktör ile mucizeler gerçekleştirilebilir. Gerçekleşmezse de olsun şanssızdık diyerek geçiştirebilirsiniz ya da keşke başından itibaren Fatih hoca milli takımı çalıştırsaydı işte o zaman giderdik diyebilirsiniz. Çalışıp, emek harcayıp sistemli bir yapıyı hayata geçirmek yerine son bir maçla tüm yaşananları unutturmaya çalışan zihniyet aslında gündelik hayatımızın birebir yansımasından başka bir şey değildir. Bu örnekler en çok futbol üzerinden hayatımıza sokulur çünkü futbolun en önemli özelliği içinde sonucun belirsizliği ilkesini taşımaya devam etmesidir. Son bir maçla bütün sıkıntılar unutulabilir, bütün yanlışların üzeri örtülebilir, bütün umutsuzluklar sona erebilir. Ülkenin birlik ve beraberliği sağlanabilir, kardeşlik yeniden tesis edilebilir vb. gibi pek çok ama pek çok örnek daha verilebilir. Futbolun toplumsal yaşamımızın bir minyatürü olduğunu son dönemde yaşadığımız pek çok örnek bizlere defalarca tekrar gösterdi ve göstermeye de devam edecek. Futbolda yaşadıklarımızın hayatlarımızın diğer alanlarında yaşadıklarımızla bağlantılı olduğu gerçeğini idrak ettiğimiz gün, başarı ya da başarısızlığın sadece ve sadece 90 dakika ile sınırlı olmadığını anlayabilir ve bu doğrultuda yeniden planlayıp harekete geçirebilirsek umutları başka baharlara ertelemeden yaşamayı başarabiliriz. Ya da her seferinde yeniden işi mucizelere bırakıp, gerçekler yerine kendi yarattığımız kurgular üzerinden hayatlarımızı sürdürmeye devam ederiz.

 
 
 

Yorumlar


bottom of page