Wimbledon'dan Kırkpınar'a
- Ömer GÜRSOY

- 28 Haz 2013
- 2 dakikada okunur
UEFA verdi kararını ve adeta Bernanke’nin “Parti bitti beyler” sözünü hatırlatırcasına pimi çekip medyamızın ortasına bıraktı.
Şimdi “esas gündem” bu ama ben kendi gündemimden üç başka konu yazayım.
“Futbol mahallesinde tenis satmak” yazımda duyurduğum gibi futbol kanalı Lig TV bu yıl ilk kez Wimbledon maçlarını yayınlamaya başladı.
Lig TV ekranlarından yeni bir yıldız adayını izledik. Önce Paris’in Roland Garros’unda şimdi de Londra Wimbledon’da dikkat çeken bir bayan tenisçi var...
Önceki gün Dünya sıralamasında 5. olan İtalyan Errani’yi set vermeden üstün bir oyunla yendi. Bundan 7 ay önce Ankara Tenis Kulübü’nde düzenlenen 50 bin dolarlık turnuvada izlediğim Monica Puig’in bu kadar kısa sürede dünya tenisinde önemli bir yere geleceğini düşünmemiştim. Artık tribünlerde Puig Power (Puig’in gücü) pankartları asılan sempatik tenisçinin kaybettiği puandan sonra hocasıyla kurduğu sessiz iletişimi yakından izlemiştim.
Puig’in ilginç hikayesi artık dünya tenisinin nasılda globalleştiğinin de çok somut bir örneği. Ankara’da sohbet etme fırsatını bulduğum Puig’in antrenörü Alain de Vos Belçikalı, Puig ise 27 Eylül 1993 Porto Rico doğumlu. Monica annesinin teşviki ile Karayip Denizi ile Kuzey Atlas Okyanusu arasında, Dominik Cumhuriyeti’nin doğusunda yer alan 4 milyon nüfusu olan bir adadan yola çıkıyor Avrupa’lı bir hoca ile Miami’de serüvenine devam ediyor.
Hemen hemen haftanın her günü en az 4 saat antreman yaptıklarını söylemişti Puig’in antrenörü. İndependent Gazetesi O’nun için giant-killing(devleri öldüren) diye manşet atmaya başladı bile..Aynı şekilde Sharapova’yı da yetiştiren 80 yaşındaki tenis gurusu Nick Bollettieri de “O bizden biri ve ona destek olmak istiyorum” diyor.
Puig, Wimbledon'da nereye kadar gider bilmiyorum ama gelecekte dünya tenisine damga vuracağını şimdiden söyleyebilirim.
Sesi Görenlerin Zaferi
Bu sütunları takip edenler bilirler. Sıklıkla engelli sporunda özellikle de engelli futbolunda yaşanan önemli gelişmeleri okuyucularımla paylaşıyorum.
TFF’nin “Türkiye Futbol Oynuyor” projesi kapsamında engelli futboluna verdiği destekle Görme Engelliler Ligi başlamış ve bazı maçlar TRT’den canlı olarak yayınlanmıştı.Bunların meyvesi de kısa sürede alınmaya başladı. Londra Olimpiyatlarında tek gol atamadan turnuvadan elenen Millilerimiz İtalya’da katıldıkları Avrupa Şampiyonası’nda ilk kez İngiltere’yi yenmeyi başarmış, ardı ardına oynadığı nefis maçlar sonrasında “sesi gören millilerimiz” Avrupa 3.lüğünü elde etti. İtalya’da destan yazan milli takım heyeti ve oyuncularını kutluyorum. TFF’nin finansal desteğinin yanına artık sırada iletişim ve pazarlama desteği için güçlü bir sponsor ile sesi görenlerin ligini daha ilginç bir hale getirmek var.
Kırkpınar NTVSPOR’da
Geçtiğimiz yıl iki yazımda Kırkpınar ile Wimbledon'u karşılaştırmış ve “Kırkpınar Eurosport'ta yayınlanır mı” diye sormuştum. Eurosport olmadı ama NTVSpor 10 yıl süreyle tarihi Kırkpınar güreşlerini yayınlayacak. Bu gelişmeyi; Kırkpınar’ı önümüzdeki yıllarda yerellikten çıkarıp dünyanın önemli bir organizasyonları arasına sokacak bir işaret fişeği olarak görüyorum.






















Yorumlar